Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 33. Sayfa

 

İŞKENCE VE FİTNE

 

Eziyet ve Fitneler

 

Asabiyet ve cahiliyet içindeki kimseler, Haşim oğullarının mertebelerini kıskanmış ve inkar etmişlerdi. Allah'ın bahşetti­ği lütuflardan ötürü insanları kıskanmayı adet haline getiren, cahiliyet pisliklerini ibadet alışkanlığına dönüştüren, helal rız­kı haram kılan bilgisizler gerek fert olarak, gerek toplum ola­rak Muhammedi davetin karşısına çıkmış, onu durdurmak iste­mişlerdi. Oysa Muhammedi davet durmadan gelişip geniş alan­lara yayılıyor ve hiç duraksamıyordu. Müşrikler çeşitli hile me-todlarını kullanmış, kendilerine cazip teklifler ileri sürmüş ve bu daveti söndürmek istemişlerdi. Ama onu, asla yolundan sap-tıramamışlardı. Mücadele ve tartışma yöntemini kullanarak davetin sahiplerini aciz duruma düşürmek istemişler, fakat za­rar ve ziyan içinde geri dönmüş ve hüccetler karşısında şaşkın­lığa düşmüşlerdi. Okunan Kur'an-ı Kerim'in etkisini yok et­mek, Peygamber efendimizin Kur'an okuyuşunu boğmak ve so­nuçsuz bırakmak hususunda kendi aralarında anlaşmışlardı.

Bütün bu çabalarına rağmen bir sonuca ulaşamamışlardı. İslamiyet ise kendi yoluna devam etmekteydi. Her ne kadar en­gellerle karşılaşsa, ağır yürüse de, bu davetin seyrini durdura-mıyorlardı. Kendi zanlarmca bu daveti durdurabilmek için sa­dece iki çareleri kalmıştı:

1- Güçsüz kuvvetsiz müslümanlara karşı sürekli bir eziyette bulunmak. Barışı ve huzuru tercih eden, kalbini iman ile süsle­yen, imanın kendisine sabrı vazife saydığını ve belalara karşı direnmeyi inanç haline getiren, gücü yetse bile kötülüklere misliyle mukabelede bulunmamayı prensip edinen mü'minlere karşı sürekli eziyette bulunuyorlardı. Eziyete uğrayan mü'min-lerin başında risaletin sahibi Muhammed (sav) ile, onun dostu ve sadık arkadaşı Ebu Bekir vardı. Güçsüz, kuvvetsiz, aşiretsiz kölelerle yoksul kimseler de bunlar arasındaydı.

2- Muhammed (sav)'in üzerinde terbiyevi bir otoritesi bulun­duğunu zannettikleri kimselerin -ki bu da Ebu Talib idi- yar­dımlarına müracaat etmek. Müşrikler, Hz. Muhammed'i dur­durması için, Ebu Talib'in yardımını istemişlerdi. Çünkü Ebu Talib, Muhammed (sav)'in amcasıydı ve onu daha küçük yaş­tayken koruması altına almıştı. Ebu Talib, Haşim oğullarının reisi idi. Büyüdükten sonra da Muhammed'i himayesinde bu­lunduruyordu.

Müşrikler bu iki çareyi de denediler, ama bir sonuç alama­yınca mü'minlere karşı eziyetlerini artırdılar ve zulümlerini bütün mü'minlere teşmil ettiler. Zulümlerini fert planında sı­nırlı tutmadılar. îmanlısıyla imansızıyla bütün Haşim oğulları­nın Muhammed (sav)'in yanında yer aldıklarını ve aşiretçilik bağlarıyla onu himaye ettiklerini gördüler. Ancak Ebu Leheb, Haşim oğullarının dışında kalmış, Allah'ı inkar etmiş, akraba­lık bağlarını hiçe saymış, hamiyet duygusunun yabancısı ol­muştu. Aşiret ve yardım prensiplerini terketmişti. Yeğeni Mu­hammed'i düşmanlarına teslim etmiş, dolayısıyla derin bir sa­pıklığa düşmüştü.