Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 37. Sayfa
Rezil Etmekle Tehdit
Müşrikler eziyetin her çeşidini uyguladılar. Arkası ve koruyucusu olmayan zayıf mü'minlere eziyet ve işkencelerde bulunuyor, onları şiddetle dövüyorlardı. Ebu Cehil o kadar ileri gitti ki, bir mızrağı, mü'min bir kadının avret yerine saplayarak onu şehid etti. Bunu yaparken de insani edebten ve Arap asaletinden ötürü sıkılmadı. Koruyucusu olmayan aşiretsiz ve himayesiz bütün mü'minler bu durumdaydılar. Ama müşrikler, arkasında kendisini koruyacak bir aşireti olan mü'minleri dövemiyor, sadece toplum içinde itibarlarını sarsıcı hakaretlerde bulunuyorlardı. Bu işi de, onların en acımasızı olan Ebu Cehil üstlenmişti. "Siret" adlı eserinde îbn îshak bu konudan bahsederken şöyle der:
"Fasık Ebu Cehil, bir adamın müslüman olduğunu duyunca, eğer o adam şerefli ve asil kimselerden ise, Kureyş içinde onu ayıplar ve kötülerdi. Ona: "Senin için daha hayırlı olan atalarının dinini terk mi ettin? Doğrusu biz seni horlayacak ve görüşünün sakat olduğunu ortaya koyacağız!" derdi. Müslüman olan kişi eğer tüccarsa, ona şöyle derdi: "Allah'a andolsun ki, senin ticaretini durduracak ve kesada uğratacağız. Malını telef edeceğiz." Eğer müslüman olan kişi zayıf ve korumasız ise Ebi Cehil onu döver ve başkalarını da ona karşı kışkırtırdı." [1]
Kafirlerin büyük şahsiyetlerinden biri müslüman olduğu zaman, onu öldürmeye yanaşamasalar da, Ebu Cehil gibileri onu kınamaktan ve ayıplamaktan geri durmazlardı. Ama onu öldü-remezlerdi. Çünkü arkasındaki aşireti, cahiliyet asebiyeti uğruna onu himaye etmeye ve kan davasını gütmeye kalkardı.
Yine bazı kimseler müslüman olmuşlardı. Ancak Ebu Cehil gibi, Mahzum oğulları da bunlara kötülük yapmak istemişlerdi. Daha önce belirttiğimiz yöntemi uygulayarak onları kınamak, onlara karşı cahillik etmek istemişlerdi, ama bu müslümanla-rm kavimlerinin kendilerine arka çıkmalarından çekinmiş ve bu iş için kavimlerinden izin istemiş, gereken izni de almışlardı. Şöyle demişlerdi: "Şu yeni gençleri kınamak ve cezalandırmak istiyoruz. Böyle yapmakla başkalarını emniyete almış olacağız." Bu sözü, daha önce işaret ettiğimiz grupla birlikte islam'a giren Velid oğlu Hişam'ın kardeşi sebebiyle Hişam'ın kendisine söylemişlerdi. Hişam da onlara şu karşılığı vermişti: "Bunu yapabilirsiniz. Onu size bırakıyorum. Ona gerekli cezayı verin, ama sakın onu öldürmeyin. Allah'a andolsun ki, eğer kardeşimi öldürecek olursanız, be?ı de sizin en şerefli adamınızı öldürürüm." Bunun üzerine kendisinden izin isteyenler, kendi kendilerine şöyle demişlerdi: "Allah'ım buna lanet et. Eğer kardeşi elimizde ölürse o içimizdeki en şerefli adamı öldürecektir." Bundan sonra, bu işten vazgeçtiler.[2]
Başkasında alacağı olan bir kişi müslüman olunca, müşrikler onun alacağını geciktirir, hatta ödemezlerdi. Bunlardan biri de, Habbab bin Eret idi. Korumasız ve aşireti olmayan bir kimse olduğu için müşrikler ona eziyet ederler, yaptığı işlerin ücretini kendisine ödemezlerdi.
Buhari Habbab bin Eret'in şöyle dediğini rivayet eder: "Ben demircilik yapıyordum. As bin Vail'e bir kılıç yaptım. Gidip hakkımı istedim. Bana: 'Hayır Vallahi Muhammed'i inkar etmediğin takdirde alacağını Ödemeyeceğim" dedi. Ben de: "'Hayır Vallahi sen ölüp sonra diriltilmedikçe Muhammed'i inkar etmeyeceğim' dedim. O da bana şu cevabı verdi: 'Ben ölüp de sonra diriltildiğim zaman mal ve evladım olacaktır. O zaman yanıma gelirsen hakkını öderim!" Onun böyle cevap vermesi üzerine Cenab-ı Allah şu ayet-i kerimeyi indirdi:
"Ayetlerimizi inkar eden, ve: 'Bana elbette mal ve çocuk verilecektir' diyeni gördün mü? O, görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır? Hayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız. Bahsettikleri şeyler bile kalacaktır. Kendisi bize tek olarak gelecektir." (Meryem: 77-80)
İslami Okul Okulların En Önemlisi