Son Peygamber 2.cilt - 2Cilt - 54. Sayfa
Allah Teala'nın Himayesi
Buhari, ibn Abbas'm şöyle dediğini rivayat eder: "Ebu Cehil, namaz kılan Peygamber efendimizi gördü ve ona: "Ey Muhammedi Sana namaz kılmayı yasaklamamış mıydım? Mekke'de meclisi benden daha kalabalık olan bir adam yoktur. Bunu biliyorsun!" dedi. Sonra Peygamber efendimiz, onu kovdu ve Cenab-ı Allah'ın şu ayet-i kerimesi nazil oldu:
"O zaman (o gitsin) de meclisini (adamlarını) çağırsın. Biz de Zebanileri çağırırız." (Aiak: 17-18)
Allah'a andolsun ki, Ebu Cehil, meclisindeki adamlarını çağırmış olsaydı, onu azap zebanileri yakalayacaklardı!"
îbn Cerir et-Taberi, Ebu Hüreyre'den şöyle bir rivayette bulunur:
"Ebu Cehil, etrafındaki adamlara şu Öneride bulunmuştu. "Herkesin görebileceği şekilde Muhammed'in yüzünü yere sürelim mi? Evet dediler. O da şöyle dedi: "Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, onu namaz kılarken görürsem, boynuna basacağım ve yüzüne toprak süreceğim!" Peygamber efendimiz namaz kılarken Ebu Cehil, boynuna basmak içn yanına gelmişti. Fakat ona yaklaşınca geri dönerek koşmaya başladı. Bu arada eliyle yüzünü kapamaya ve kendini korumaya çalışıyordu. Kendisine "Neyin var?!" diye sorulunca şu cevabı vermişti: "Benimle Muhammed'in arasında ateşten bir hendek var! Ve karşımda kanatlı melekler duruyor!" Bunun üzerine Resulullah (sav) efendimiz de şöyle buyurmuştu: "Eğer bana yaklaşsaydı, melekler onu kapıp götüreceklerdi!"
îkrime, Ibn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Peygam? ber efendimizle Mekkeli müşrikler arasında bir konuşma geçmişti. Peygamber efendimiz onları Allah'a iman etmeye çağırmıştı. Taptıkları taşların kendilerine fayda ve zarar veremeyeceklerini, Allah'ın azabına karşı onları koruyamayacaklarını açıkladıktan sonra yanlarından ayrılıp gitmişti. Ebu Cehil b. Hişam da kalkıp şöyle demişti: "Ey Kureyş topluluğu! Görüyorsunuz ki, Muhammed bizim dinimizi küçük görmekten, atalarımıza sövmekten, bizi horlamaktan, tanrılarımızı inkar etmekten geri durmuyor. Allah'a andolsun ki, yarın ben bir taş getirip üzerinde oturacağım. O namaz kılıp secdeye vardığı zaman, o üzerinde oturduğum taşla onun kafasını ezeceğim. Onun kafası ezildikten sonra, Abdü Menaf oğulları bana ne yaparlarsa yapsınlar, umurumda bile değil!"
Ertesi sabah Ebu Cehil eline bir taş alıp Kabe'nin yanına geldi ve taşın üzerine oturdu. Peygamber efendimizi beklemeye başladı. Az sonra Peygamber efendimiz gelip Mescid-i Aksa'ya yöneldi ve namaza durdu. Peygamber efendimiz namaz kılarken Hacer-ül-Esved ile Rüknü Yemani'yi arasına alır ve öylece namaz kılardı. Öte yandan Kureyşliler de Ebu Cehil'in Peygamber efendimize ne yapacağını görmek için, kendi meclislerinde oturup beklemekteydiler. Peygamber efendimiz secdeye varınca, Ebu Cehil taşı eline alıp üzerine yürüdü. Yanına vardığında şaşkın, rengi sararmış ve ürkmüş bir durumda geri döndü. Elleri taşın üzerinde kurumuştu. Nihayet taşı elinden attı. Olup bitenleri seyretmek için gelen Kureyşliler Ebu cehil'in başına gelenleri gördüler ve ona "Neyin var ey Ebu Cehil?!" dediler. Ebu Cehil: "Dün size söylediklerimi yapmak için Mu-hammed'in üzerine yürüdüm, ancak yanına yaklaştığımda yanı başında iri kıyım damızlık bir devenin durduğunu gördüm. Vallahi onun gibi iri başlı ve iri dişli bir deve görmemiştim. Niyeti beni yemekti."
Bu naklettiğimiz haberleri güvenilir raviler, kuvvetler ve sahih senetlerle nakletmişlerdir. Her ne kadar bazı rivayetlerin senetlerinde zaaf bulunsa da, kuvvetli olanları zayıf olanlarına göre daha fazladır. Zaten bu konuda kuvvetli rivayetler bize yeterlidir. Biz bu eziyetlerin Peygamber efendimize Ebu Ta-lib'in vefatından sonra yapıldığı görüşünü ileri süren îbn Kesirdin görüşünü tercih ediyoruz. Her ne kadar bazı siyer ve hadis kitaplarında, rivayet edilen sahih senetlerle, bu olayların zamanları anlatılmamaktaysa da, bu vakıaların güvenilir raviler tarafından nakledildiği doğrulanmaktadır. Araştırıcı tarihçilerin, olayları, kendilerine münasip olan durumlarla bağlantılı kılmaları gereklidir. Bu eziyetler, Peygamber efendimizi himaye eden en yakın akrabası olan amcası Ebu Talib'in kalbine peygamber sevgisini ve himayesini ilham etmişti. Hayatı boyunca Peygamber efendimize tabi olmamış olsa da, yine ondan yardımını ve himayesini esirgememişti. Cenab-ı Allah da, hiçbir zaman peygamberini yardımsız ve desteksiz bırakmamış, onu düşmanları karşısında yok etmemişti.
İslami Okul Okulların En Önemlisi