| Siyer kitapları Allah Resûlü’nün ilk
yolculuğunu amcası Ebu Talip’le ve henüz on iki yaşında iken yaptığını
naklederler. Bu yolculuk Şam’a yapılmaktadır. Kervan bir yerde konaklar;
Allah Resûlü de kervana gözcü olarak bırakılır. Diğerleri istirahata
çekilmek üzere bir hana yerleşirler. Bazılarının, yanlışlıkla “Buhayra”
dedikleri rahip Bahîra, gelmekte olan bu kervanı seyrederken dikkatini çeken
bir hâdise olmuştur. Kervanın üzerinde bir bulut vardır ve bulut, sürekli
kervanı takip etmektedir. Kervan durunca durmakta, yürüyünce de harekete
geçmektedir. Bunun üzerine Bahîra kervanda bulunan herkesi yemeğe davet
eder. Daha önceleri kervanlarla hiç ilgilenmeyen Bahîra’nın bu davranışı
herkesi şaşırtmıştır. Efendimiz hariç herkes bu davete icabet eder. Fakat
rahip gelenler içinde aradığını bulamamıştır. Bunun üzerine kervanın başında
kimsenin kalıp kalmadığını sorar. Aldığı cevab üzere O’nu da çağırtır. Daha
O’nu görür görmez, hükmünü verir. Ve Ebu Talib’e O’nun kim olduğunu sorar.
“Oğlum” deyince de, Bahîra buna pek inanmak istemez, zira, onun tesbitlerine
göre bu O’dur. O’nun babası, henüz O doğmadan vefat etmiş olmalıdır. Ve,
daha sonra Ebu Talib’i bir kenara çekip, bu yolculuktan vazgeçmesini tavsiye
eder. Çünkü ona göre Yahudiler haset insanlardır. Bu çocuğun simasından
O’nun son peygamber olduğunu anlayabilirler ve kendilerinden olmadığı için
de O’na bir kötülük düşünebilirler, mülahazasıyla, Ebu Talib’e: “Sen bu
yolculuktan vazgeç” der. Ebu Talib denileni yapar.. bir mazeret bulup
kervandan ayrılır ve Mekke’ye geri döner. Bahîra, hakikatı söylüyordu.
Fakat bilemediği bir husus vardı. O Allah'ın (cc) himayesindeydi ve O’nu
hayatının sonuna kadar Allah (cc) koruyacaktı ki,” yani “Ey Habîbim! Allah
seni (iç ve dış mihrakların şerrinden) koruyup muhafaza edecektir.” (Maide/67)
âyeti de bunu ifade etmektedir. Evet, Rabb’i, O’na böyle diyordu.. ve
dediğini de yerine getirecekti...
| Şam'a İkinci Seyahat |
| İki Cihan Serveri, ikinci seyahatını da yirmi beş yaşlarında yapar.
Bu defa da Hz. Hatice’nin gönderdiği kervanın başındadır ve onunla iş
ortaklığı yapmaktadır. Bu seyahatında da Bahîra ile karşılaşır. Rahip
iyice ihtiyarlamıştır. Allah Resûlü’nü görünce de bir hayli sevinir.
Zira o, hep böyle bir günü beklemişti. Allah Resûlü’ne: “Sen peygamber
olacaksın. Ah keşke senin nübüvvetini ilân ettiğin güne yetişebilsem,
yetişebilsem de ayakkabılarını taşısam ve sana hizmet edebilsem.” O, o
günlere yetişemedi; fakat bu kabûllenmenin, ona, ahirette çok şey
kazandırdığı kesindi; muhakkaktı. |
|