Yüzlerce namzet arasından seçtiği
hanımlarındaki isabet de ayrıca kayda değer önemli hususlardandır zira Allah
Resûlü, mü’minlere ana olabilecek ve hakkıyla bu ağır yükü yüklenebilecek
kadınları seçmiş ve bu seçmede de tam isabet buyurmuştu. Bu kadınların da
hemen hepsi som altın çıkmıştı. Hele, irşad adına, onların hepsi, birer
mürşide ve birer muallime olarak yetişmiş ve daha sonra kapılarında
yetiştirdikleri büyük insanlarla, İslâm’a en büyük hizmeti yapmışlardı.
Mesruk gibi, Tâvûs b. Keysan gibi, Ata b. Ebi Rabah gibi dehâ ve zühd sahibi
nice insanlar, hep mü’minlerin analarının rahle-i tedrisinde çıraklık yapmış
ve her biri birer bahr-i muhit bu kadınların feyiz kaynaklarından kana kana
içmişlerdi.
Görüldüğü gibi, Allah Resûlü, ileride büyük birer mürşide
olabilecek kadınları seçiyor ve hane-i saadetinde onlara yetişme ve
yetiştirme imkânı hazırlıyor ve gelecek adına bu büyük istîdatları, da’vayı
nübüvvetin varisleri haline getiriyordu. Bu mübarek kadınlar arasında, Allah
Resûlü’nün esas gaye ve hedefine hizmet etmeyecek bir tek kadın yoktu. İşin
başında ve kuruluş devrinde, nasıl Hz. Hatice Validemiz (ra) bütün
varlığını, O’nun yolunda bitirip tüketti ise diğer hanımları da, ilim ve
İslâm’ı neşretme mevzuunda aynı cömertlikte bulunmuşlardı. Bundan da
anlaşılıyor ki Hz. Hatice Validemiz’den başlayarak ki o zaman Efendimiz
henüz peygamber olarak gönderilmemişti, fakat peygamberliğe ait emarelerle
tülleniyordu diğer bütün hanımlarını firaset ve nübüvvet nuruyla keşfetmiş,
öylece seçmişti. Zaten bu kadar isabeti başka türlü izah etmek de mümkün
değildir.
×
Hata Bildir
Bu sayfada bir hata mı gördünüz? Bize bildirin, düzeltelim.
×
Hata Bildir / Öneri Gönder
Bir hata mı gördünüz, ya da bir öneriniz mi var? Bize yazın. Hata başka bir sayfadaysa, o sayfanın adresini eklemeniz işimizi çok kolaylaştırır.