Islam Tarihi - 110. Sayfa
17. FASIL: MÜSLÜMANIN ŞÜKRETMESİ
Hz. Peygamber’in Allah’a, Şükretmek İçin Secdelerini Uzatmaları
- Abdurrahman b. Avf şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber bir gün mescitten alelacele çıkarak hücre-i saâdetlerine girdi. Kıbleye yönelerek secdeye kapandı: Secdeyi o kadar uzattı ki ben Allah Teâlâ’nın, secdede iken onun ruhunu kabzettiğini zannettim. Bunun üzerine de yanına varıp oturdum, beklemeye başladım. Hz. Peygamber başını secdeden kaldırdıklarında
“Oturan kimdir?” diye sordular.
“Abdurrahman b. Avf ım” dedim.
“Orada niçin oturuyorsun?” buyurduklarında da şöyle cevap verdim:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Secdeyi o derece uzattınız ki ben Allah Teâlâ’nın, secde yaptığınız sırada ruhunuzu kabzettiğini zannettim”. O zaman Hz. Peygamber şunları söylediler:
“Cebrail gelerek bana “Allah Teâlâ’nın “Ey Muhammed! Sana bir salevat getiren kişiye ben de salevat getiririm. Kim sana selam verirse ben de ona selam veririm” buyurduğu müjdesini getirdi. Bunun için ben de şükür secdesine kapandım.”[1]
- Muaz b. Cebel şöyle anlatıyor: Bir keresinde Hz. Peygamber’in yanına gittiğimde onun ayakta namaz kıldığını gördüm. Kıyamı sabaha kadar devam etti. Sonra secdeye kapandı ve secdede o kadar uzun kaldı ki ben ruhunun kabzedildiğini zannettim. Sonunda başını kaldırarak
“Niçin böyle yaptığımı biliyor musun?” diye sordular. Ben de
“Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler” dedim. Hz. Peygamber “Niçin böyle yaptığımı biliyor musun?” cümlesini üç-dört defa tekrarladıktan sonra şunları söylediler:
“Ben, Rabb’imin bana yazmış olduğu namazı kıldım. Bu namazın sonunda Rabb’im, elçisi vasıtasıyla bana
“Ey Muhammed! Ümmetin hakkında ne yapayım?” buyurdular.
“Ey Rabb’im! Sen daha iyi bilirsin!” dedim. Böylece bu durum üç-dört defa tekrarlandı. Sonunda bir kez daha
“Ey Muhammed! Ümmetin hakkında ne yapayım?” buyuruldu. Ben de yine
“Ey Rabb’im! Sen daha iyi bilirsin” dedim. O zaman
“Ümmetin hakkında seni mahzun etmeyeceğim” buyurdular. Bunun üzerine ben de O’na şükretmek için secdeye kapandım. Rabb’im şükredicidir ve şükredenleri de sever.”[2]
- Abdurrahman b. Ebîbekir şöyle anlatıyor: Ziyaretine gittiğim bir gün Hz. Peygamber’e vahiy inmeye başladı. Vahyin inişi bittikten sonra Hz. Peygamber kızkardeşim Âişe’den abasını istediler. Abayı giydikten sonra da mescide gittiler. O sırada mescitte birkaç kişiden başka hiç kimse yoktu. Hz. Peygamber onlarla bir müddet oturup konuştular. Sonra Secde Sûresi’ni okuyarak secdeye kapandılar. Secdelerini o kadar uzattılar ki bu süre içerisinde bir insan iki mil yol yürüyebilirdi. Hz. Peygamber’in bu durumunu öğrenen müslümanlar mescide geldiler. Öyle bir kalabalık oldu ki mescitte adım atılacak yer kalmamıştı. Kızkardeşim Âişe de kendi yakınlarına
“Hemen buraya geliniz. Çünkü ben Hz. Peygamber’de bugüne kadar görmediğim bir hal görüyorum” diye haber yolladı. Sonunda Hz. Peygamber başını secdeden kaldırdılar. Bunun üzerine babam Ebubekir
“Ey Allah’ın Rasûlü! Secdenizi niçin bu kadar uzattınız?” diye sordu. Hz. Peygamber de
“Rabb’ime şükür secdesi yaptım. Çünkü o bana ümmetimden yetmişbin kişiyi sorgusuz olarak cennete girdireceğini va’detti” buyurdular. Babam
“Ey Allah’ın Rasülü! Senin ümmetin bundan çok daha fazladır ve iyileri de hesapsızdır. Keşke onların daha çok olmasını isteseydin” dedi ve bunu iki üç defa tekrarladı. Hz. Ömer de
“Anam babam sana feda olsun, ey Allah’ın Rasûlü! Ne kadar iyisiniz. Allah’tan, ümmetini, azap etmeksizin sana bağışlamasını istediniz” dedi.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi