Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 207. Sayfa

Hz. Peygamber’in Âişe ve Sevde Vâlidelerimizle Evlenmesi

 

- Hz. Hatice’nin vefatının arkasından o sırada Mekke’de bulunan Osman b. Ma’zun’un hanımı Hakîm b. el-Evkas kızı Havle, Hz. Peygamber’e

“Ey Allah’ın Rasûlü! Evlenmiyor musun?” diye sordu. Hz. Peygamber’in

“Kiminle evleneyim?” demesi üzerine de Havle

“Dul ya da bâkire, hangisini istersen?” dedi. Hz. Peygamber

“Bakire olan kimdir?” diye sordu. Havle

“Senin yanında insanların en sevimlisi olan kişinin, yani Ebubekir’in kızı Âişe’dir” dedi. Onun

“Peki dul olanı kimdir?” sorusuna da

“Zem’a’nın kızı Sevde’dir. O sana iman etmiş ve getirdiğin dine tâbi olmuştur” cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber

“O halde, git, Âişe’yi benim için iste!” buyurdu. Böylece Havle Hz. Ebubekir’in evine gitti. Âişe vâlidemizin annesi Ümmü Rûmân oradaydı. Ona

“Ey Ümmü Rûmân! Allah size çok büyük bir hayır ve bereket vermek dilemiştir. Allah Rasûlü beni, kızınız Âişe’yi kendisi için istemeye gönderdi” dedi. Ümmü Rûmân

“Bunu ben de isterim. Fakat Ebubekir’e danışmamız gerekiyor. O da birazdan gelir” diye cevap verdi. Hz. Ebubekir geldiğinde Havle ona da

“Ey Ebâbekir! Allah size çok büyük bir hayır ve bereket vermek dilemiştir. Hz. Peygamber beni, Kızınız Âişe’yi kendisi için istemeye gönderdi” dedi. Hz. Ebubekir de

“Âişe ona düşer mi bilmiyorum; çünkü o onun kardeşinin kızıdır” cevabını verdi. Havle de dönüp olanbiteni Hz. Peygamber’e anlattı. O da

“Ebubekir’e git ve ona aramızdaki kardeşliğin soy kardeşliği değil İslam kardeşliği olduğunu ve bunun için de Âişe’nin bana haram olmadığını söylediğimi ilet!” buyurdu. Böylece Havle tekrar Hz. Ebubekir’in yanına gitti ve Hz. Peygamber’in sözlerini ona iletti. Hz. Ebubekir de

“Git, Hz. Peygamber’i çağır!” dedi. Hz. Peygamber geldiğinde de kızı Âişe’yi ona nikahladı.[1]

Hz. Peygamber, Havle’ye

“Ey Havle! Git ve Ebubekir’e benim namıma şunları söyle:

“Sen ve ben İslâm kardeşiyiz. Bunun için de kızın Âişe’yle evlenmemde bir mahzur yoktur” buyurdu. Havle dönüp bunları söylediğinde Hz. Ebubekir ona

“Şimdi bir yere gidiyorum, dönene kadar beni bekle!” dedi ve çıkıp gitti. Onun gidişinden sonra karısı, Ümmü Rûmân, Havle’ye şunları söyledi:

“Mut’ım b. Adiyy, Âişe’yi oğlu Cübeyr’e istemiş ve Ebubekir de ona söz vermişti. Allah’a yemin ederim ki Ebubekir bir söz verdimi onu mutlaka yerine getirir”. Evinden çıkan Hz. Ebubekir doğruca Mut’ım b. Adiyy’in evine gitti. Oraya vardığında Mut’ım’la karısını (Cübeyr’in annesini) otururlarken buldu. O da oturdu ve hep birlikte Hz. Âişe hakkında konuştular. Bu konuşma sırasında Mut’ım’ın karısı, Hz. Ebubekir’in verdiği sözden caymasını gerektirecek bir söz sarfetti. Şöyle ki Hz. Ebubekir, Mut’ım’a

“Sen bu kız meselesinde ne diyorsun?” deyince o, karısına dönerek

“Önce sen fikrini söyle!” dedi. Kadın da Hz. Ebubekir’e

“Biz oğlumuzu senin kızınla evlendirirsek onu kandırıp kendi dinine çekmenden korkuyoruz” dedi. Hz. Ebubekir, adama

“Peki sen ne diyorsun, ey Mut’ım?” deyince o da

“İşte karımın söylediklerini işittin. Ben de onunla aynı fikirdeyim” dedi. Böylece Hz. Ebubekir kızı Âişe’yi Cübeyr’e vemekten vazgeçmiş olarak oradan çıktı. Evine geldiğinde orada kendisini beklemekte olan Havle’ye “Gidip Hz. Peygamber’e kendisini beklediğimizi söyleyebilirsin!” dedi. Havle de gidip Hz. Peygamber’i çağırdı. Böylece Ebubekir Sıddîk, kızı Âişe vâlidemizi Hz. Peygamber’le evlendirdi. Hz. Âişe o sırada altı yaşındaydı.

Havle bundan sonra da Sevde binti Zem’a’nın yanına gitti ve ona

“Allah sana hayır ve bereket dilemiştir!” dedi. Sevde vâlidemiz,

“Bununla ne demek istiyorsun?” dediğinde Havle

“Hz. Peygamber beni sana, seni kendisine istemem için gönderdi” dedi. Sevde vâlidemiz “Ben bunu isterim ama babama danışmamız gerekiyor. Sen şimdi git meseleyi bir de ona aç” dedi. Sevde vâlidemizin babası çok yaşlı birisiydi ve bu yüzden de hac mevsimi olmasına rağmen o yıl hacca gidememişti. Havle onun yanına giderek kendisini câhiliye selamı ile selamladı. Zem’a ona

“Sen kimsin?” diye sordu. Havle de

“Ben, Hakîm’in kızı Havle’yim!” dedi. Zem’a’nın

“Ne istiyorsun?” demesi üzerine de

“Beni Abdullah’ın oğlu Muhammed, kızın Sevde’yi kendisi için istemeye gönderdi” dedi. Zem’a

“O reddedilecek birisi değildir. Peki kızım Sevde bu işe ne diyor?” diye sordu. Havle de

“Kızın bu evliliği istiyor” cevabını verdi. O zaman Zem’a

“Öyleyse git Muhammed’i buraya çağır!” dedi. Hz. Peygamber geldiğinde Zem’a, kızı Sevde’yi onunla evlendirdi. O sırada Sevde vâlidemizin kardeşi Abd b. Zem’a hacda bulunuyordu. Dönüp de bu evliliği işittiğinde başına topraklar saçarak dövündü. O müslüman olduktan sonra şöyle derdi:

“Benim o zamanlar ne kadar beyinsiz olduğumu düşünün ki kızkardeşim Sevde Hz. Peygamber’le evlendi diye başıma toprak saçmıştım”.

Hz. Âişe şöyle anlatıyor: Daha sonra Medine’ye hicret ettik. Oraya vardığımızda Sünuh denilen yerde Benî Hâris b. Hazrec kabilesine misafir olduk. Aradan bir müddet geçmişti ki bir gün Hz. Peygamber bize geldi. Ben o sırada bir salıncakta sallanıyordum. Annem gelip beni salıncaktan indirdi. Saç örgülerimi söküp yüzümü de yıkadı. Sonra elimden tutarak beni evimize götürdü. Ancak heyecanlandığımı gürünce kapının önünde biraz bekletti. Heyecanım geçince de alıp içeri götürdü. İçeriye girdiğimizde Hz. Peygamber’in bir sedirde oturmakta olduğunu gördüm. Yanında da Ensar’dan bazı erkek ve kadınlar vardı. Annem beni iç odalardan birine sokarak “İşte bunlar senin ailendir. Allah seni onlara, onları da sana bereketli ve mübarek kılsın” dedi. Ensar’dan olan o erkek ve kadınlar fazla beklemeksizin evi terkettiler. Böylece Hz. Peygamber benimle o evimizde zifafa girdi. Düğünümde ne bir deve ve ne de bir koyun kesildi. Ancak Sa’d b. Übâde, Hz. Peygamber’in tüm evliliklerinde yaptığı gibi bize de bir yemek hazırlatıp gönderdi. Ben o sırada dokuz yaşındaydım.[2]

 


 

[1] Heysemi IX/225 (Taberani, Hz. Aişe’den).

[2] Heysemi IX/227 (İmam Ahmed, Ebu Seleme ile Yahya b. Abdirrahman b. Hâtib’dan).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/209-211.