Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 211. Sayfa

Hz. Peygamber’in Cahş Kızı Zeyneb Vâlidemizle Evlenmesi

 

- Zeyd b. Hârise, Hz. Zeyneb’i boşamıştı. Onun iddeti tamamlandığında Hz. Peygamber, Zeyd’e

“Zeyneb’e git ve benim kendisine evlenme teklif ettiğimi söyle!” buyurdular. Zeyd bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

“Evine vardığımda Zeyneb hamur yoğurmaktaydı. Onu gördüğüm zaman Hz. Peygamber’in kendisini istemesinden dolayı gözümde o kadar büyüdü ki ona bakamayacağımı anladım. Bunun için de topuklarımın üzerinde dönerek sırtımı ona çevirdim ve

“Ey Zeyneb! Müjdeler olsun! Hz. Peygamber sana evlilik teklif etmektedir. Bunun için de beni gönderdi’ dedim.” Onun bu sözleri üzerine Zeyneb

“Ben Rabb’imin bu husustaki emirlerine danışmadıkça hiç bir şey yapacak değilim” dedi. Sonra da kalktı namaz ve ibadet için ayırmış olduğu odasına girdi. Daha sonra Allah Teâlâ’nın Hz. Peygamber’le Zeyneb’in nikahını kıymış olduğunu bildiren âyet-i kerime nâzil oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber Zeyneb’in yanına kendisinden izin almaksızın girdi.

Bu konuda Enes (r.a.) şunları anlatıyor: Hz. Peygamber Zeyneb’le gerdeğe girdiklerinde bize ekmek ile et yedirdiler. Yemekten sonra birkaç kişi hariç herkes kalkıp gitti. Bu birkaç kişi de konuşmaya daldılar. Sonunda Hz. Peygamber bunların kalkmasını beklemeyerek dışarı çıktılar. Ben de kendilerini takip ettim. Hz. Peygamber teker teker hanımlarının hücrelerine uğrayıp onlara selam veriyor; onlar da

“Ey Allah’ın Rasûlü! Yeni hanımını nasıl buldun?” diyorlardı. Ben mi haber verdim yoksa başka birisi mi iyi hatırlamıyorum ama yemekten sonra kalkmamış olan o birkaç kişinin de gittiklerini öğrendiğinde Hz. Peygamber oraya döndü ve Zeyneb’in evine girdi. Ben de kendisiyle birlikte girmek istedimse de Hz. Peygamber’in kapıda bulunan perdeyi çekmesi üzerine vazgeçerek geri döndüm. Bu olay üzerine

“Ey iman edenler! (Bundan böyle) yemeğe davet olunmaksızın ve vaktine de bakmaksızın Peygamber’in evlerine girmeyin. Fakat davet olunduğunuz zaman girin. Yemeği yedikten sonra hemen dağılın. Herhangi bir sohbete de dalmayın. Çünkü böyle yapmanız Peygamber’e eziyet veriyor. O sizden sıkılıyor. Allah ise hakkı açıklamaktan çekinmez. Onlardan (Peygamber’in eşlerinden) bir şey istediğinizde perde arkasından isteyin...” (Ahzab: 33/53) âyet-i kerimesi nâzil oldu.[1]

- Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber, Cahş’ın kızı Zeyneb’le gerdeğe girecekleri günün akşamında et ve ekmekten oluşan bir düğün yemeği verip halkı bu yemeğe davet etme görevini de bana verdiler. Böylece gelen bir grup halk, yemeğini yeyip çıkıyor ve onların yerine başka bir grup alınıyordu. Bu şekilde çağrılması gereken herkese haber verdim. Nihayet

“Ey Allah’ın Rasûlü! Artık gelecek kimse kalmadı” dedim. Bunun üzerine

“O halde sofrayı kaldırınız!” buyurdular. Sofra kaldırıldı ama üç kişi oturmaya devam ederek lafa daldılar. Canı sıkılan Hz. Peyamber onları öylece bırakarak çıktılar ve Âişe’nin hücresine gidip

“Ey ehl-i beyt! Selam, Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinize olsun!” dediler. Âişe de ona

“Selam, Allah’ın rahmet ve bereketi senin de üzerine olsun! Ey Allah’ın Rasûlü! Yeni hanımını nasıl buldun? Allah mübarek eylesin!” diye karşılık verdi. Böylece Hz. Peygamber teker teker bütün hanımlarının hücrelerini dolaşıp onlara selam verdiler. Onlar da Âişe’nin sözlerini tekrarladılar. Sonra Hz. Peygamber, Zeyneb’in hücresine döndüler ama o üç kişinin hâlâ oturmakta olduklarını görerek tekrar Âişe’nin hücresine yöneldiler. Ben mi yoksa bir başkası mı haber verdi hatırlayamıyorum ama Hz. Peygamber o üç kişinin gittiğini haber alınca Zeyneb’in hücresine döndüler. Ben de arkasından gidiyordum. Hz. Peygamber hücrenin eşiğinden bir ayaklarını içeri atar atmaz daha öbür ayakları dışarda olduğu halde kapının perdesini benimle kendisi arasına çektiler. Bu hadiseden sonra da perde (Ahzab: 33/53) âyeti indi.[2]

- Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’in bir hanımıyla (Zeyneb binti Cahş) gerdeğe gireceği gecenin akşamında annem Ümmü Süleym, haysî denilen bir yemek yaptı. Sonra da bir kaba koyarak bana

“Bunu Hz. Peygamber’e götür! Her ne kadar az birşeyse de kabul buyursunlar!” dedi. O sıralarda kıtlık vardı ve insanlar açlık çekmekteydi. Ben bu yemeği alıp Hz. Peygamber’e götürdüm ve

“Ey Allah’ın Rasûlü! Ümmü Süleym bunu size gönderdi. Selamı var ve

“Her ne kadar az birşeyse de kabul buyursunlar!” diyor” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber yemeğe bakarak

“Onu evin bir köşesine bırak!” buyurdular. Sonra da “Git, falan falan adamı ve müslümanlardan kimi görürsen buraya çağır!” dediler. Bana isimleri verilen herkesi ve karşılaştığım her müslümanı davet ettim. İşim bitip döndüğümde evin her tarafının insanlarla dolmuş olduğunu gördüm. Tahminime göre üçyüz kadar insan vardı. Hz. Peygamber bana o yemeği getirmemi emrettiler. Getirip önlerine koyduğumda mübarek ellerini onun üzerine koyarak dua ettiler. Sonra da

“Herkes onar kişilik gruplar halinde otursun; yemeye başlarken Besmele çekip önünden yesin!” buyurdular. Böylece gelenlerden yemeyen kalmadı. Sonunda Hz. Peygamber bana

“Sofrayı kaldır!” dediler. Sıra yemek kabına geldiğinde, onun içindeki yemeğin olduğu gibi durduğunu gördüm. Hatta onu oraya bıraktığımdamı yoksa kaldırdığımdamı daha çoktu bilmiyorum.

Yemekten sonra bazı kişiler gitmeyerek konuşmaya daldılar. Hz. Peygamber’in gerdeğe gireceği hanımı da orada idi ve sırtını onlara çevirmiş oturuyordu. Bu kişiler konuşmalarını uzattıkça uzattılar. Hz. Peygamber bu durumdan çok sıkılmış; fakat kendisi insanların en hayırlısı olduğundan onlara “Kalkın, gidin!” diyemiyordu. Onlar da Hz. Peygaber’e eziyet ettiklerinin farkında değillerdi. Eğer bunu bilmiş olsalardı böyle yapmazlardı. Nihayet Hz. Peygamber daha fazla beklemeksizin onları öylece bırakarak dışarı çıktılar. Hanımlarının yanyana dizilmiş hücrelerine uğrayarak onlara selam verdiler. Bu sırada konuşanlar da yaptıklarının farkına vararak alelacele dağıldı. Onların gitmesi üzerine Hz. Peygamber içeri girerek kapının perdesini de çektiler. Biraz sonra da “Ey iman edenler! (Bundan böyle) yemeğe davet olunmaksızın ve vaktine de bakmaksızın Peygamber’in evlerine girmeyin...” (Ahzab: 33/53-54) âyet-i kerimeleri nâzil oldu. Ben o sırada orada bulunduğum için Hz. Peygamber bu iki âyeti herkesten önce bana okudular.[3]


 

[1] İmam Ahmed, Enes b. Mâlik’ten. Ayrıca Müslim ve Nesâi de bu şekilde rivayet etmişlerdir.

[2] Buhari.

[3] Bidaye IV/146 (İbn Ebi Hâtim’den. Hadisi ayrıca Müslim, Nesâi, Tirmizi, Buhari ve İbn Cerir de rivayet etmişlerdir); İbn Sa’d VIII/104 (Birkaç yolla Enes’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/216-218.