Islam Tarihi - 212. Sayfa
Hz. Peygamber’in Huyeyy b. Ahtab’ın Kızı Safiyye Vâlidemiz ile Evlenmesi
- Hayber’de alınan esirler biraraya getirildiğinde Dıhye (r.a.) Hz. Peygamber’e gelerek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bana bir cariye ver!” dedi. Hz. Peygamber
“Git, esirler arasından bir cariye al!” buyurdular. Dıhye de gidip Huyeyy’in kızı Safiyye’yi aldı. Bunun üzerine adamın biri Hz. Peygambere
“Ey Allah’ın Rasûlü! Sen Kurayza ve Nadîr kabilelerinin efendisi Huyey’in kızı Safiyye’yi Dıhye’ye mi verdin? Ona senden daha layık kimse yoktur” dedi. Adamı dinleyen Hz. Peygamber Safiyye’nin kendisine getirilmesini istediler. Safiyye’yi gördüklerinde de Dıhye’ye
“Sen kendine başka bir cariye al!” buyurdular. Sonra da Safiyye’yi azat ederek onunla evlendiler.
- Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Biz Hayber’e vardık. Allah Teâlâ Hayber’in fethini müyesser ettiğinde Hz. Peygamber’e Huyeyy b. Ahtab’ın kızı Safiyye’nin güzelliğinden bahsedildi. Kocası öldürülmüş; kendisi ise henüz gelinlik devresindeydi. Hz. Peygamber de onu kendisi için seçtiler. Hayızdan temizlenip kendisine helal olduğunda Hayber’in aşağı taraflarında kalan Süddü’s-Sahbâ’ denilen yerde onunla gerdeğe girdiler. Sonra da küçük bir kapta hays denilen bir yemek yaptırdılar ve bana da etrafta bulunanları davet etmemi söylediler. İşte Safiyye’nin velime (düğün) yemeği buydu. Sonra Medine’ye doğru yola çıktık. Yolda Hz. Peygamber’in onun etrafına koruyucu bir aba gerdirdiklerini ve konak yerlerinde devesinin yanına dizini dikerek oturduklarını ve Safiyye’nin de onun dizlerine basmak suretiyle deveye bindiğini bizzat gözlerimle gördüm.
- Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber Hayber ile Medine arasında üç gece kaldı ve bu sırada da Safiyye ile gerdeğe girdiler. Ben müslümanları velime yemeğine çağırdım. Yemekte ne ekmek ve ne de et vardı. Hz. Peygamber, Bilal’e sofraları kurmasını emretti. O da deriden yapılmış sofralar getirerek yaydı ve üzerlerine de hurma, çökelek ve yağ koydu. Müslümanlar birbirlerine
“Acaba Safiyye mü’minlerin annelerinden birisi mi olacak yoksa cariye olarak mı kalacaktır?” diye soruyorlardı. Sonra yine kendi aralarında şöyle diyorlardı: “Eğer Hz. Peygamber onu perde arkasına alırsa mü’minlerin annelerinden birisi olur. Aksi takdirde cariye olarak kalır”. Hz. Peygamber yola çıkacağımız zaman Safiyye için devesinin terkisinde yumuşak bir yer yaptılar ve üzerine de perde gerdiler.[1]
- Câbir b. Abdillah şöyle anlatıyor: Safiyye binti Huyeyy b. Ahtab oraya getirildiğinde Hz. Peygamber’in çadırında, içlerinde benim de bulunduğum birçok insan bulunuyordu. Ben oraya belki bunda kısmetim olur düşüncesiyle gelmiştim. Sonra Hz. Peygamber “Annenizin yanından kalkıp gidiniz!” buyurdular. Akşam yemeği zamanında yanına vardığımızda bizlere abasının eteğinde getirdiği birbuçuk ölçek kadar hurmayı ikram ederek “Annenizin velimesinden yeyiniz” dediler.[2]
- Esir düştüğünde Safiyye vâlidemizin gözlerinden birinde bir morartı vardı. Hz. Peygamber ona, bunun nasıl olduğunu sordu. O da
“Kocama ‘Rüyamda gökteki ayın kucağıma düştüğünü gördüm’ dedim. Bunun üzerine
‘Sen Yesrib (Medine) kralını (Hz. Peygamber’i) mı istiyorsun?’ diyerek bana bir yumruk attı” dedi. Daha sonra Safiyye vâlidemiz şunları anlatmıştır:
Başlangıçta Hz. Peygamber kadar kendisine buğzettiğim kimse yoktu. Çünkü o babamı ve kocamı öldürmüştü. Fakat Hz. Peygamber durmaksızın özür beyan ederek
“Ey Safiyye! Senin baban Arapları benim aleyhimde kışkırtmış, şunları şunları yapmıştı” buyurdular. Böylece Allah Teâlâ’nın izniyle kalbimdeki kin ve nefret tamamen silindi.[3]
- Hz. Peygamber, Safiyye vâlidemiz ile gerdeğe girdiklerinde Ebu Eyyüb el-Ensârî elinde kılıç onun kapısında sabahladı. Sabahleyin onu bu halde gören Hz. Peygamber tekbir getirdiler. Bunun üzerine Ebu Eyyüb el-Ensârî şöyle dedi:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bu hanım (yani Safiyye) kısa bir süre önce gelin olmuştu. Sense onun babasını, kardeşini ve kocasını öldürmüştün. Bu yüzden onun size bir kötülük yapmasından korktum”. Hz. Peygamber de bu sözler karşısında güldüler ve Ebu Eyyüb el-Ensârî’ye hayır-dualar ettiler.[4]
- Safiyye vâlidemiz Hayber’den geldiğinde Hârise b. Nu’man’ın evinde misafir edildi. Güzelliğini işiten ensar hanımları onu görmeye geldiler. Hz. Âişe de örtüsüne bürünerek oraya geldi. Daha sonra dışarı çıktığında Hz. Peygamber arkasından yetişerek
“Ey Âişe! Onu nasıl buldun?” diye sordular. Onun
“O bir yahudi kadını değil midir?” demesi üzerine de
“Sakın bir daha böyle söyleme! Çünkü o çok iyi bir müslüman olmuştur” buyurdular.
- Safiyye vâlidemiz Medine’ye geldiğinde kulağında altından yapılmış bir ziynet vardı. O bunları Hz. Fâtımâ’ya ve onunla birlikte gelen kadınlara verdi.[5]
[1] Bu ve bundan önceki iki hadis. Bidaye IV/196 (Sırasıyla: Ebu Davud, Buhari ve Müslim, Enes b. Mâlik’ten; son ikisi, Buhari’den).
[2] Heysemi IX/251 (İmam Ahmed’den); İbn Sa’d VIII/124.
[3] Heysemi IX/251 (Taberani, İbn Ömer’den).
[4] Hâkim IV/28 (Ebu Hureyre’den); Kenz VII/119 (İbn Asâkir, Urve’den); İbn Sa’d II/116 (İbn Abbas’tan. Bu rivayette Ebu Eyyub el-Ensâri’nin “Eğer bu kadının sana bir şey yapması halinde yakınında bulunup müdahale etmek istedim” dediği kaydedilmektedir).
[5] Bu ve bundan önceki hadis: İsâbe IV/347 (İbn Sa’d, sırasıyla Atâ b. Yesar’dan ve Said b. el-Müseyyeb’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/218-220.
İslami Okul Okulların En Önemlisi