Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 218. Sayfa

Hz. Selmân-ı Fârisî’nin Evlenmesi

 

- Selmân-ı Fârisî, Kinde kabilesinden bir hanımla evlenmiş ve o kadınla onun kendi evinde gerdeğe girmişti. Gerdeğe gireceği gece arkadaşları Hz. Selman’ı hanımının evine kadar götürdüler. Oraya vardıklarında Selmân-ı Fârisî arkadaşlarına

“Artık siz dönünüz! Allah mükafaatınızı versin!” diyerek onları gönderdi. Beyinsiz ve düşüncesiz kimselerin yaptığı gibi yapmayarak onları eve sokmadı. Kapıya geldiğinde evin her tarafının süslenmiş olduğunu gördü ve

“Sizin eviniz sıtmalı mıdır yoksa Kâbe Kinde oğulları kabilesine mi gelmiştir?” diye sordu. Evde bulunanlar da

“Hayır. Evimizde sıtma yoktur ve Kâbe de buraya gelmiş değildir!” dediler. Selmân-ı Fârisî kapının perdesi hâriç evdeki bütün perdeler kaldırılmadıkça eve girmedi. İçeri girip de birçok ev eşyasıyla karşılaşınca

“Bu eşyalar kimindir?” diye sordu.

“Senin ve hanımının eşyalarıdır” dediler. Bunun üzerine o

“Benim dostum (Hz. Peygamber) bana bu şekilde tavsiye etmemiştir. O bana dünya malı ve eşyasının bir yolcununki kadar olmasını tavsiye etmiştir” dedi. Sonra orada bir hizmetçi görerek onun kime ait olduğunu sordu. Kendisinin ve hanımının hizmetçisi olduğunu söylediklerinde de şunları söyledi:

“Dostum bana bu şekilde tavsiye etmedi. Onun tavsiyesine göre ben ancak kendi nikahım altına aldığım ya da nikah edeceğim kimseyi tutabilirim. Eğer başkalarını tutar da onlar zina edecek olurlarsa onların günahlarının bir benzeri de kendi günahlarından hiç bir şey eksilmeksizin benim boynuma olur”. Bu sözlerden sonra hanımının yanında oturan kadınlara

“Lütfen artık burayı terkedip beni karımla başbaşa bırakır mısınız?” dedi. Onlar da

“Peki!” deyip çıktılar. Selmân-ı Fârisî onların arkasından kapıyı güzelce kapatıp perdesini de çekti. Sonra hanımının yanına oturdu ve onun alnını sıvazlayarak bu evliliğin bereketli ve hayırlı olması için dua etti. Duadan sonra hanımına “Sana bir şey söyleyeceğim; bu hususta bana itaat eder misin?” diye sordu. O da

“Sen şu anda benim için itaat edilmesi gereken birisisin; çünkü kocamsın” dedi. Selmân-ı Fârisî de

“Dostum bana, hanımımla biraraya geldiğimizde ilk işimizin Allah’a itâat ve ibadet olması gerektiğini tavsiye buyurdular” dedi. Böylece ikisi birlikte kalkıp ibadet için ayrılmış olan odaya geçtiler. İstedikleri kadar namaz kıldıktan sonra gerdeğe girdiler. Sabah olduğunda arkadaşları gelerek Hz. Selman’a

“Hanımını nasıl buldun?” diye sordular. Selmân-ı Fârisî yüzünü onlardan çevirdi. Böylece bu durum üç kez tekrarlandı. Üçüncüsünde Hz. Selman, arkadaşlarına şunları söyledi:

“Allah Teâlâ perdeleri, kadınlarla gerdeğe girmek için yapılan yerleri ve kapıları, evlerde olan bitenin kimse tarafından görülmemesi için yaratmıştır. İnsan ancak görebildiği konularda soru sorabilir. Gizli ve saklanılması gereken şeyleri öğrenmeye ya da bunlar hakkında soru sormaya hakkı yoktur. Ben Hz. Peygamber’in ‘Karı-koca arasında geçen ve söylenilmemesi gerekenleri söyleyen kimseler, yol ortasında ve herkesin gözü önünde çiftleşen eşekler gibidir’ buyurduğunu işittim.”[1]

- Selmân-ı Fârisî bir seferden dönmüştü. Hz. Ömer onu karşılayarak

“Ben seni Allah’ın kendisinden razı olduğu bir kul olarak görüyorum” dedi. O da kızını kastederek Hz. Ömer’e

“O halde beni evlendir” diye karşılık verdi. Hz. Ömer’in cevap vermemesi üzerine de

“Hem beni Allah’ın kendisinden razı olduğu bir kul olarak gördüğünü söylüyorsun. hem de beğenmiyorsun!” dedi. Ertesi sabah Hz. Ömer’in yakınları Selmân-ı Fârisî’nin yanına geldiler. Hz. Selman onlara

“Bir isteğiniz mi var?” diye sordu. Onların

“Evet!” demesi üzerine de

“Öyleyse söyleyin de derhal yerine getirilsin!” dedi. Onlar da

“Ömer’in kızını istemekten vazgeçeceksin!” dediler. Bunun üzerine Hz. Selman şunları söyledi:

“Allah’a yemin ederim ki ben onun kızını halife ve emir kızı olduğu için istemiyorum. Fakat ben onun salih bir kul olduğunu biliyorum. Bu yüzden de Allah Teâlâ’nın onun ve benim zürriyetimden sâlih kullar vermesini diliyordum”. Bu olaydan sonra Hz. Selmân bir önceki hadiste geçtiği gibi Kinde oğulları kabilesinden bir kadınla evlendi.”[2]


 

[1] Ebu Nuaym, Hilye I/185 (Ebu Abdirrahman es-Sülemi’den).

[2] Ebu Nuaym, Hilye I/185 (İbn Abbas’tan). Heysemi IV/291 (Taberani, İbn Abbas’tan muhtasar olarak).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/229-231.