Islam Tarihi - 238. Sayfa
Hz. Peygamber’in, Oğlu İbrahim’e ve Yakınlarının Çocuklarına Sevgi ve İlgi Göstermeleri
- Enes b. Mâlik şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber kadar çocuklara şefkat ve merhamet gösteren bir kimse görmedim. Hz. Peygamber’in oğlu İbrahim, Medine’nin dış mahallelerinden birinde oturan bir sütanneye verilmişti. Kadının kocası demirciydi. Hz. Peygamber benimle birlikte o sütannenin evine gidiyor; oğlu İbrahim’i kucaklarına alıp öpüyor ve sonra da dönüyorlardı. İbrahim vefat ettiğinde Hz. Peygamber “İbrahim benim oğlumdur ve o henüz süt emdiği sırada vefat etmiştir. Bu yüzden de onun için cennette iki süt anne vardır. Bu iki sütanne onu süt emme süresi tamamlanana dek emzireceklerdir” buyurdular.[1]
- Hz. Peygamber, Abbas’ın çocukları Abdullah, Ubeydullah ve Kesîr’i yanyana dizer ve sonra da karşılarına geçerek
“Kim yanıma daha önce gelirse ona şunu şunu vereceğim!” derdi. Onlar da koşarak gelir Hz. Peygamber’in sırtına tırmanır ve göğsünün üzerine çıkarlardı. Hz. Peygamber de onları öpüp bağrına basardı.[2]
- Abdullah b. Ca’fer şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber bir yolculuktan döndüklerinde yakınları, çocuklarını da alarak onu karşılamaya çıkardı. Bir seferinde ailem beni de götürdü. Ben ona doğru koştum; beni önlerine aldılar. Daha sonra da Hasan’la Hüseyin’den biri geldi. Hz. Peygamber onu da arkalarına aldılar. Böylece üçümüz aynı deve üzerinde Medine’ye girdik.
- Abdullah b. Ca’fer şöyle anlatıyor: Arkadaşlarımla birlikte oynadığım bir sırada Hz. Peygamber yanımızdan geçti. Beni ve Abbas’ın çocuklarında birini bineğine bindirdi. Böylece bineğin üzerinde üç kişi olduk.
- Abdullah b. Ca’fer şöyle anlatıyor: Çocukluğumda Abbas’ın oğlu Kusem ve Ubeydullah’la oynadığımız bir sırada Hz. Peygamber yanımızdan geçti. Beni gördüklerinde
“Şu çocuğu bana uzatınız” buyurdular. Böylece beni bineğinin ön kısmına oturttular. Sonra da Kusem’i göstererek
“Şimdi de şunu uzatınız” dediler ve onu da terkisine bindirdiler. Hz. Peygamber bunu yaparken de amcası Abbas’tan çekinmediler. Çünkü o Ubeydullah’ı Kusem’den daha çok severdi. Sonra Hz. Peygamber başımı üç kere sıvazladılar. Her sıvazlamada da “Ey Rabb’im! Sen Ca’fer’in yokluğunu çocuklarına hissettirme ve onun yerini sen doldur!” diye dua ettiler.[3]
- Hz. Ömer şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber’le karşrlaştım. Hasan’la Hüseyin’i omuzlarına almışlardr. Onları bu şekilde görünce Hasan’la Hüseyin’e
“Ne güzel bineğiniz var sizin böyle” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber de
“Bu ikisi de ne güzel binicidir” buyurdular.[4]
- Hz. Peygamber, bir gün Hz. Hasan’ı omuzuna alarak dışarı çıktı. Karşılarından gelen bir kişi Hz. Hasan’a
“Ey çocuk! Ne güzel bir bineğe binmişsin!” dedi. Hz. Peygamber de
“Kendisi de iyi bir binicidir” diye ekledi.[5]
- Hz. Peygamber’in namaz kıldığı bir sırada Hasan’la Hüseyin ya da onlardan biri gelerek onun omuzlarına çıktı. Hz. Peygamber secdeden veya rükudan kalkarlarken, düşmesin diye onu tutuyorlardı.
Câbir (r.a.) şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber’in yanına girmiştim. Hz. Peygamber sırtında Hasan’la Hüseyin olduğu halde elleri ve ayakları üzerinde yürüyor ve bir taraftan da “Sizin bineğiniz ne güzel bir binektir ve sizler de ne güzel yüklersiniz” diyorlardı.[6]
- Selmân-ı Fârisî (r.a.) şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber’le birlikte oturduğumuz bir sırada Ümmü Eymen gelerek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Hasan’la Hüseyin kayboldular” dedi. O sırada vakit öğleye geliyordu. Hz. Peygamber etrafında oturmakta olan bizlere
“Kalkınız ve iki oğlumu arayınız!” buyurdu. Bunun üzerine herkes bir tarafa dağıldı. Ben de Hz. Peygamber’in gittiği tarafa yöneldim. Böylece bir dağın eteğine kadar geldik. Bir de ne görelim Hasan’la Hüseyin birbirlerine sarılmış duruyorlar ve önlerinde de kuyruğu üzerine dikilmiş, ağzından kıvılcımlar çıkan bir yılan bulunuyordu. Hz. Peygamber üzerine doğru yürüdüğünde yılan dönüp ona baktı ve sonra da çekilip oradaki deliklerden birisine girdi. Sonra Hz. Peygamber Hasan’la Hüseyin’in yanına geldi ve onları birbirlerinden ayırdı. Yüzlerini okşayarak “Annem babam size feda olsun! Siz ikiniz Allah katında ne kadar değerli ve şereflisiniz” dedikten sonra birisini sağ, öbürünü de sol omuzuna aldı. Bu manzara karşısında onlara
“Cennet sizlerin olsun! Ne güzel bir bineğiniz var böyle!” dedim. Hz. Peygamber de
“Ve ne güzel binicidir bu ikisi; babaları ise onlardan daha hayırlıdır” buyurdu.[7]
- Câbir (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’le birlikte bir yemeğe çağrıldık. Yemeğin verildiği eve doğru giderken yolda çocuklarla oynamakta olan Hüseyin’e rastladık. Hz. Peygamber onu görünce bizden ayrıldı ve ona doğru koştu. Sonra da onu tutup kucaklamak istedi. Ancak Hüseyin sağa sola koşmak suretiyle ondan kaçıyor, bir yandan da gülüyordu. Nihayet onu yakalayan Hz. Peygamber bir elini çenesini altına, diğerini de başının arkasına koydu ve sonra da kucaklayarak öptü. Yanımıza geldiğinde de şöyle buyurdu: “Hüseyin bendendir, ben de ondanım. Kim onu severse Allah da kendisini sever. Hasan’la Hüseyin benim soyumu devam ettirecek çocuklarımdır”[8]
[1] Müslim II/254; Bidaye VI/45 (İmam Ahmed’den).
[2] Heysemi IX/17 (İmam Ahmed, Abdullah b. Hâris’ten).
[3] Bu ve bundan önceki iki hadis: Müntehab V/222 (İbn Asâkir’den).
[4] Kenz VII/106 (Ebu Ya’lâ’dan. Ayrıca İbn Şahin’in de rivayet ettiği kaydedilir.); Mecma IX/182 (Bezzar’dan).
[5] Kenz VIII/104 (İbn Asâkir, İbn Abbas’tan).
[6] Bu ve bundan önceki hadis: Heysemi IX/182 (Sırasıyla: Taberani, Berâ b. Âzib’den; İbn Asâkir’den).
[7] Heysemi IX/182 (Taberani’den); Kenz VII/107 (Taberani, Ya’la b. Müre’den).
[8] Kenz VII/107 (Taberani’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/249-251.
İslami Okul Okulların En Önemlisi