Sahabilerin Birbirleriyle ve Aile Fertleriyle İyi Geçinmeleri - 248. Sayfa
Sahabilerin Birbirleriyle ve Aile Fertleriyle İyi Geçinmeleri
- Ebu Hüreyre’nin bir zenci cariyesi vardı. Bu cariye yaptığı hareketlerle bütün bir aileyi bîzâr etmiş ve kendisinden bıktırmıştı. Sonunda dayanamayan Ebu Hüreyre vurmak için kamçısını kaldırdı. Fakat sonra bundan vazgeçerek
“Eğer kısas yapılacağından (âhirette) korkmasaydım şu anda seni kamçılardım. Bunun yerine seni, karşılığını mutlaka alacağım bir zâta satacağım. Git, seni Allah rızası için azat ediyorum” dedi.[1]
- Abdullah b. Kays veya İbn Ebî Kays şöyle anlatıyor: Ben, Hz. Ömer Şam’a geldiğinde başkumandan Ebu Ubeyde ile birlikte onu karşılayanlar arasındaydım. Şam’dan epey uzaktaydık. Hep birlikte Şam’a doğru yola koyulduk. Ezriat denilen yere geldiğimizde oranın halkı Hz. Ömer’i karşılamak üzere çalgılar çalıp kılıç ve mızraklarla oynamaya başladılar. Onları bu halde gören Hz. Ömer
“Söyleyin şunlara, böyle yapmasınlar!” buyurdu. Bunun üzerine Ebu Ubeyde
“Ey Mü’minlerin Emîri! Bu, acemlerin âdetidir. Eğer sen onları bu işi yapmaktan menedecek olursan, onlar bunu bizim kendilerine vermiş olduğumuz teminatı bozduğumuz şeklinde yorumlayacaklardır” dedi. Hz. Ömer de
“O halde biz de onlara karışmayız. Hem şu anda onlar senin (Ebu Ubeyde’nin) emrin altındadırlar” buyurdu.[2]
- Bir gün Hz. Ömer ile Hz. Zübeyr yarıştılar. Yarışı kazanan Hz. Zübeyr, gülerek Hz. Ömer’e
“Kâbe’nin Rabb’ine yemin ederim ki seni geçtim” dedi. Sonraları bir kez daha yarıştılar ve bu defa yarışı Hz. Ömer kazandı. Bunun üzerine o da Hz. Zübeyr’e
“Kâbe’nin Rabb’ine yemin ederim ki bu kez de ben seni geçtim” buyurdu.[3]
- Süleym b. Hanzale şöyle anlatıyor: Kendisiyle konuşmak üzere Übeyy b. Ka’b’ın yanına gitmiştik. Birara ayağa kalktığında biz de kalktık ve onunla birlikte yürümeye başladık. Bu sırada Hz. Ömer arkamızdan yetişerek Ka’b’a
“Sen bunların seninle birlikte yürümelerinin senin için bir övünç ve gurur, bunlar içinse bir zillet ve aşağılanmaya yol açacağını bilmiyor musun?”buyurdu.[4]
- Bir kişi Selmân-ı Fârisî’ye gelerek
“Bugünün insanları ne kadar iyidirler. Allah’a yemin ederim ki yolculuk yaptığım sıralarda kime misafir oldumsa beni sanki babasının oğluymuşum gibi ağırladı ve çok güzel muamele etti. Bence bu onların güzel âdet ve ahlaklarından ileri gelmektedir” dedi. Bunun üzerine Selmân-ı Fârisî şöyle buyurdu:
“Ey yeğenim! Bu, imanın ilk meyvesidir. Görmez misin ki hayvanlar, yükü ilk aldıklarında nasıl sür’atle giderler. Fakat biraz yol aldıklarında yavaşlamaya başlarlar ve nihayet bir yerde yürüyemez olurlar”[5]
- Ebu Hayye kızı Hayye şöyle anlatıyor: Bir öğle vakti evime bir adam geldi. Ona
“Ey Allah’ın kulu! Bu sıcakta ne geziyorsun?” diye sordum. Adam
“Ben ve bir arkadaşım kaybolan bir devemizi arıyorduk. Arkadaşım şu anda aramayı sürdürmektedir. Bense gölgeleneyim ve biraz da su içeyim diye buraya geldim” dedi. O sırada evde bir miktar ayranımız vardı. Ondan getirerek kendisine ikram ettim. Ayranı içtiğinde
“Ey Allah’ın kulu! Sen kimsin?” diye sordum.
“Ben Ebubekir’im” dedi. Bunun üzerine
“Sen Hz. Peygamber’in arkadaşı ve ismini işittiğimiz Ebubekir misin?” dedim.
“Evet!” dedi. Ben de kendisine kabilemiz olan Has’âm kabilesi mensuplarının câhiliye döneminde birbirlerini yediklerini; Allah Teâlâ’nın İslâmiyet sayesinde bizleri kaynaştırıp kardeşler yaptığını söyledim. Sonra da
“Ey Allah’ın kulu! İnsanlar bu durumlarını ne zamana kadar muhafaza edeceklerdir?” diye sordum.
“İmamları doğru olduğu sürece bu durumlarını muhafaza edebileceklerdir” buyurdu.
“İmamlar dediğiniz kimlerdir?” dediğimde de şunları söyledi:
“Kabile halkının arkasından gittiği ve kendisine itaat ettiği reisler birer imamdır. İşte bunlar doğru kaldıkları sürece halk da böyle huzur içerisinde yâşayacaktır.”[6]
- Hâris b. Muaviye şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in yanına vardığımda bana
“Şam halkını nasıl buldun?” diye sordu. Ben de iyi bulduğumu söyledim. Hz. Ömer Allah’a hamdettikten sonra
“Zannediyorum siz müşriklerle oturup kalkıyordunuz?” buyurdu.
“Hayır ey Mü’minlerin Emîri! Bizler onlarla oturup kalkmazdık” dedim. Bunun üzerine şunları söyledi:
“Eğer onlarla oturup kalkarsanız nihayet birlikte yeyip içmeye de başlarsınız. Şunu biliniz ki ancak böyle yapmadığınız sürece hayırlı bir toplum sayılırsınız.”[7]
- Hz. Ömer, Ebu Musa el-Eş’arî’ye, gelir ve giderlerini bir deri parçasına yazarak kendisine vermesini emretti. Ebu Musa’nın hristiyan bir kâtibi vardı. Ebu Musa onu çağırtarak Hz. Ömer’in istediği şeyi ona yazdırdı. Sonra da bu yazılanları Hz. Ömer’e takdim etti. Hz. Ömer bunu incelediğinde çok hoşuna gitti ve Ebu Musa’ya
“Senin bu kâtibin güvenilir ve becerikli bir kişidir. Onu göndersen de mescitte bize, Şam’dan gelen bir mektubu okusa!” dedi. Ancak Ebu Musa
“O camiye giremez” karşılığını verdi. Hz. Ömer’in
“Niçin, yoksa cünüp mü?” demesi üzerine de
“Hayır cünüp değildir; fakat o bir hristiyandır” cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer “Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin!” (Mâide: 5/51) âyet-i kerimesini okudu ve Ebu Musa’nın uyluğuna vurarak onu huzurundan kovdu.[8]
[1] Ebu Nuaym, Hilye I/384 (Ebu Mütevekkil’den).
[2] Kenz VII/334 (Ebu Ubeyd ve İbn Asâkir’den).
[3] Kenz VII/334 (Muhâmili, İbn Ömer’den).
[4] Kenz VIII/61 (İbn Ebi Şeybe ve Hatib, el-Câmi’inde).
[5] Ebu Nuaym, Hilye I/203 (Ebu’l-Bahteri’den).
[6] Kenz III/162 (Müsedded, İbn Meni ve Dârimi’den).
[7] Kenz II/300 (Yakub b. Süfyan, Beyhaki ve İbn Asâkir’den).
[8] İbn Kesir, Tefsir II/68 (İbn Ebi Hatim, İyad’dan).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/261-263.
İslami Okul Okulların En Önemlisi