Islam Tarihi - 252. Sayfa
Hz. Ali ve Hz. Ömer’in Yeme-İçme Âdâbı ve Bu Konuda Yol Gösterici Olmaları
- İbn A’bed şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Ali bana
“Ey A’bed’in oğlu! Sen yemeğin hakkının ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu.
“Hayır bilmiyorum. Nedir yemeğin hakkı?” dedim. Hz. Ali
“Onun hakkı “Allah’ın ismiyle! Ey Rabb’im! Bize verdiğin rızıkları bereketli kıl!” denilmesidir” buyurdu. Sonra da
“Peki yenilen yemeğin şükrünün ne olduğunu biliyor musun?” diye sordu.
“Onun şükrü nedir?” dediğimde de
“Bittiğinde “Bize yemek yedirip su içiren Allah Teâlâ’ya hamdolsun!” denilmesidir” buyurdu.[1]
- Hz. Ömer şöyle buyurmuştur: “Sakın yeme ve içmede aşırıya gitmeyiniz. Çünkü tıkabasa yeyip içmek vücudu bozduğu gibi çeşitli hastalıklara da yol açar. İnsanda ibadetlere karşı tembellik ve üşengeçlik doğurur. Her hususta olduğu gibi yeme-içme hususunda da daima normal bir şekilde hareket ediniz. Çünkü bu vücut için daha yararlı ve israftan da uzaktır. Şunu da unutmayınız ki Allah Teâlâ şişman âlimlere buğzeder ve böylelerini sevmez. İnsan şehveti dinine galip gelmedikçe helak olmaz”[2]
- Ebu Mahzûre şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in yanında oturduğum bir sırada Saffan b. Ümeyye ona bir kap yemek getirdi ve önüne koydu. Hz. Ömer bazı fakir insanları ve köleleri çağırttı. Sonra da oturup onlarla yemek yiyerek şunları söyledi:
“Köleleriyle birlikte yemek yemekten tiksinenlere Allah Teâlâ merhamet nazarıyla bakmaz”. Bunun üzerine Saffan
“Allah’a yemin ederim ki bizler kölelerimizle birlikte yemek yemekten tiksinmeyiz. Ancak biz kendi nefsimizi onlara tercih ederiz. Çünkü elimize geçen güzel yiyecek ve içecekler her ikimize birlikte yetmez!” dedi.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi