Mü’minlerin Emîri Hz - İslam Tarihi - 55. Sayfa
Mü’minlerin Emîri Hz. Ali’nin Tevâzuundan Örnekler
- Hz. Ali’yi gördüm, bir dirheme hurma almıştı ve onu abamsı bir elbisenin eteğinde taşıyordu. Ben veyahut da bir başkası
“Ey Mü’minlerin Emîri! Müsaade et de ben taşıyayım” dedik. Hz. Ali
“Hayır, çocukların babası onların yemeğini taşımaya herkesten daha müstahaktır” dedi.[1]
- Hz. Ali halifeyken çarşılarda dolaşarak yolunu şaşıranlara yol gösterir, kayıpları araştırır, güçsüz ve fakirlere yardım eder, satıcıların yanından geçerken onlara
“İşte ahiret yurdu: Onu yeryüzünde böbürlenmek ve bozgunculuk yapmak istemeyenlere veririz. Sonuç sakınanlarındır” (Kasas: 28/83) ayetini okuyarak “Bu ayet adalet ve tevâzû gösteren idareciler ve halk üzerinde nüfuz sahibi kimseler hakkında inmiştir” diyordu.[2]
- Hz. Ali’yi gördüm, kasırdan çıkıyordu. Sırtında iki elbise vardı. Birisi baldırlarının yarısına kadar uzanan izar, diğeri de ona yakın bir yere kadar sarkan bir cübbe idi. Elinde de bir asa vardı. Onunla pazarda geziyor, Allah’ın takvasını ve güzel alışveriş yapılmasını emrederek “Ölçüyü ve tartıyı hakkıyla yapınız. Vücudunuzu şişirmeyiniz” diyordu.[3]
- Bir gün mescidden çıkmıştım ki arkamdan bir kişi “Elbiseni yukarıya çek; o zaman hem temiz kalır, hem de takvaya daha yaraşır ve eğer müslümansan saçından da kes” dedi. Baktım ki, bu sesin sahibi Hz. Ali’dir. Elinde de asası vardır. Hz. Ali sonra develerin satıldığı pazara vardı. Oradakilere de “Satışınızı yapın, ama yemin etmeyin. Çünkü yeminle yapılan bir satışta bereket olmaz” dedi. Sonra bir hurmacının yanına vardı. Bir hizmetçinin ağladığını görerek
“Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Hizmetçi kız
“Şu satıcıdan bir dirheme hurma aldım. Fakat efendim hurmaları iade etmemi emretti” dedi. Hz. Ali, hurmacıya “Hurmaları al, parasını ver: Bu işte kızın bir yetkisi yoktur” dedi. Fakat hurmacı kabul etmek istemedi. Ben hurmacıyasen onun kim olduğunu biliyor musun?” dedim. Hurmacı
“Hayır” dedi.
“O Mü’minlerin Emîri Ali’dir” dedim. Hurmacı bunun üzerine kızın parasını verdi. Sonra
“Ey Mü’minlerin Emîri, beni bağışla” dedi. Hz. Ali
“Benim seni bağışlamam, senin müşterileri memnun etmene bağlıdır” dedi. Sonra Hz. Ali hurmacıları gezerek
“İhtiyaç sahiplerine yardım edin ki, kazancınız bereketli olsun” dedi. Daha sonra da balık pazarına giderek
“Kendiliğinden ölüp suyun üstüne çıkan balıkları satmayın” diye ihtar etti.[4]
Oradan da elbisecilere uğradı. Bir ihtiyarın dükkanının önünde durdu ve
“Ey ihtiyar, bana üç dirheme iyi bir gömleklik satar mısın?” dedi. İhtiyar onu tanıyınca, Ondan almadı başka bir dükkana geçti. Ona da aynı sözü söyledi. O da Hz. Ali’yi tanıdı. Ondan da bir şey almadı. Sonunda bir gencin dükkanına girdi ve ondan aldı. Hz. Ali gittikten sonra dükkan sahibi geldi. Ona
“Senin oğlun Mü’minlerin Emîri’ne üç dirheme bir gömleklik sattı” dediler. Dükkan sahibi, oğluna
“Mü’minlerin Emîri’ne neden iki dirheme vermedin?” dedi. Sonra Hz. Ali’ye giderek
“Aldığın gömleklik iki dirhemdir. Oğlum senden bir dirhem fazla almış” dedi ve bir dirhemi geri vermek istedi. Fakat Hz. Ali
“Bu karşılıklı rıza ile yapıldı. Ben üç dirheme razı olarak aldım. Onun için verdiğin bir dirhemi alamam” dedi ve almadı.[5]
[1] Müntehab, IV/56; Buhari, Edeb, s. 81; Bidaye, VIII/5 (Salih, ninesinden).
[2] Müntehab, IV/56 (İbn Asakir, Zazan’dan).
[3] İstiab, III/48; İbn Sa’d, III/18 (Cürmüz’den).
[4] Bu tür balık, Şafi mezhebine göre helaldir. Fakat Hanefi mezhebine göre yenmez.
[5] Müntehab, IV/57 (İbn Rahaveyh, Abd b. Humeyd, Ebu Ya’la, Beyhaki, İbn Asakir ve İmam Ahmed’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/118-119.
İslami Okul Okulların En Önemlisi