Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 23. Sayfa

Hz. Peygamber’in, Hendek Günü Taşa Vurduğunda Gördükleri ve Bunu Ashabına Müjdelemesi

 

- Hz. Peygamber Medine’nin etrafına hendek kazılmasını emrettiğinde onların önüne, kırılması zor bir taş çıktı. Hz. Peygamber kalktı ve eline balyozu alarak abasını hendeğin bir tarafına bıraktı ve “Rabb’inin sözü hem doğrulukça hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O, işitendir, bilendir” (En’am: 6/115) ayetini okudu ve taşa vurdu. Taşın üçte biri kırıldı. Selmân-ı Fârisî de durmuş Rasûlullah’a bakıyordu. Rasûlullah’ın vurmasıyla beraber bir şimşek çaktı. Rasûlullah ikinci vuruşunda aynı ayeti okudu, taşın üçte birisi daha kırıldı. Yine Selman bir şimşeğin çaktığını gördü. Peygamber üçüncü vuruşunda yine aynı ayeti okudu ve taşın diğer kısmı da kırıldı. Hz. Peygamber çıktı, abasını alarak oturdu. Selmân-ı Fârisî

“Ey Allah’ın Rasûlü! Taşa her vurduğunda beraberinde bir şimşek çakıyordu” dedi. Hz. Peygamber

“Ey Selman! Sen bunu gördün mü?” diye sordu. Selman da

“Ey Allah’ın Rasûlü! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki gördüm” dedi. Hz. Peygamber

“Ben birinci vuruşta bana Kisra’nın Medayin şehri ve etrafındakilerle birlikte birçok şehirler göründü. Onları gözlerimle gördüm” buyurdu. Bunun üzerine Peygamber’in huzurunda bulunan sahabiler

“Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a yalvar ki, onları bize versin. Onların çoluk çocuklarını bize ganimet olarak versin ve ellerimizle onların memleketlerini tahrip edelim” dediler. Peygamber de bu hususta dua etti. Hz. Peygamber devamla

“Sonra ikinci vuruşumda bana Kayser’in şehirleri ile etrafındakiler göründü. Onları gözlerimle gördüm” dedi. Sahabîler

“Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a yalvar ki onları bizim için fethetsin ve orada oturanların çoluk çocuklarını ganimet olarak bize versin ve onların memleketlerini kendi ellerimizle zaptedelim” dediler. Hz. Peygamber dua etti ve sonra

“Üçüncü darbeyi vurduğumda Habeş ülkesi ve etrafındaki şehirler bana göründü. Onları da gözlerimle gördüm” dedi. Sonra Hz. Peygamber

“Habeşliler sizi bıraktıkça siz de onları bırakınız. Türkler sizi terkettikçe siz de onları terkediniz” buyurdu.[1]

- Peygamber balyozu Selman’ın elinden aldı. Taşa bir darbe indirdi, taş parçalandı. Ondan bir şimşek çıktı ki, Medine’nin siyah taşlarla dolu olan iki saha arasındaki kısmını ışıklandıracak şekildeydi. Sanki o, karanlık bir gecenin tam ortasında yanan bir çıra idi. Rasûlullah fetih tekbirini getirdi, müslümanlar da getirdi. Sonra Peygamber ikinci ve üçüncü kez vurdu. Hem Selmân-ı Fârisî hem de müslümanlar Hz. Peygamber’e bu çakan nurun ne olduğunu sordular. Hz. Peygamber

“Birinci vuruşta bana Hîre’nin kasırları, Kisra’nın Medayin’i -köpeklerin azı dişleri gibi parlayıp göründü. Sonra Cebrail bana haber verdi ki, benim ümmetim oraya galip gelecektir. İkinci vuruşta Rum diyarındaki kırmızı köşkler bana göründü. Onlar da sanki köpeklerin dişleri gibiydi. Cebrail bana haber verdi ki, ümmetim oraya da galip gelecektir. Üçüncüde bana San’a’nın köşkleri köpeklerin azı dişleri gibi parlak olarak göründü. Cebrail ümmetin onlara da galip geleceğini haber verdi. Ben de sizi müjdeliyorum” dedi. Böylece müslümanlar sevindiler, müjdelendiler ve

“Hamd o Allah’a mahsustur ki, O’nun vaadettiği doğrudur” dediler. Düşman grupları geldiğinde, mü’minler “... Bu Allah’ın ve Rasûlünün, bize va’dettiğidir. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir”, “Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı” (Ahzab: 33/22) dediler. Münafıklar da

“Siz korkudan dışarı çıkamıyor, etrafınıza hendek kazıyorsunuz. Hâl böyleyken o size, Medine’den Hîre’nin köşklerinizi, Kisra’nın kentlerini gördüğünü söylüyor” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ “Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler: Allah ve Rasûlü bize sadece boş va’dlerde bulundu” diyorlardı” (Ahzab: 33/12) ayetini inzal etti.[2]

- Allah’ın Rasûlü

“Bırakın ben o taşa ilk vuran olayım!” dedi ve Bismillah ile taşa vurdu. Taşın üçte birisi parçalandı. Hz. Peygamber

“Allâhu ekber! Kâbe’nin Rabb’ine yemin ederim ki, Rum diyarındaki kökleri görüyorum” dedi. Sonra ikinci darbeyi vurdu. Yine taşın bir parçası düştü. Hz. Peygamber

“Allâhu ekber! Âdem’in Rabb’ine yemin ederim ki, Fars’ taki köşkleri görmekteyim” dedi. O zaman münafıklar

“Biz nefislerimizi kurtarmak için hendek açıyoruz; o ise bize Fars ve Rum’un köşklerini va’dediyor” dediler.[3]


 

[1] İbn Kesir, Bidaye, IV/102 (Nesâi’den). Ebu Davud’un rivayetinde ise “Habeşliler sizi rahat bıraktıkça, siz de onları bırakın. Türkler size dokunmazlarsa, siz de onlara dokunmayın” kısmı vardır.

[2] Bidaye, IV/100 (İbn Cerir, Amr b. Avf el-Müzeni’den).

[3] Heysemi VI/132 (Taberani, İbn Abbas’tan).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/290-292.