Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Câbir B - İslam Tarihi - 75. Sayfa

Câbir b. Abdillah’ın Şefaatı Yalanlayan Bir Kişiye Cevap Vermesi

 

- Talk b. Habîb şöyle anlatıyor: Ashâb-ı kiramdan Câbir b. Abdillah ile karşılaşıncaya kadar şefaata benim kadar inanmayan bir kişi daha yoktu. Onunla karşılaştığımda kendisine cehenneme giren kimselerin ebediyyen orada kalacaklarına dair bildiğim bütün âyetleri okudum. O ise bana şunları söyledi:

“Ey Talk! Sen Allah’ın kitabını benden daha çok okuduğunu ve Hz. Peygamber’in sünnetini benden daha iyi bildiğini iddia edebilir misin? Bu senin okuduğun âyetlerde kastedilen kimseler Müşriklerdir. Şefaata mazhar olacak olanlarsa günah işlemiş olup da bundan dolayı azaba düçar olmuş ve sonra da azaptan çıkmış olanlardır.” Bu sözlerinden sonra iki elini iki kulağına götürerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Eğer Hz. Peygamber’in “Onlar cehenneme girdikten sonra oradan çıkacaklardır” buyurduğunu duymamışsam şu kulaklarım sağır olsun. Biz o zamanlar senin okuduğun bu âyet-i kerimelerin hepsini okumaktaydık.”[1]

- Yezid el-Fakîr şöyle anlatıyor: Cabir b. Abdillah’la konuşuyordum. Bir ara

“Bazı kimseler cehennemden çıkacaklardır” dedi. Ben buna inanmadığım için öfkelenerek şöyle dedim:

“Bunu bir başkası söylemiş olsaydı şaşmazdım; fakat siz Hz. Peygamber’in sahabilerinin söylemesine şaşıyorum. Allah Teâlâ’nın “Onlar ateşten çıkmayı isterler. Fakat çıkamazlar. Onlar için daimî bir azap vardır” (Mâide: 5/37) âyetini bildiğiniz halde bunu nasıl söyleyebiliyorsunuz?”. Bu sözlerim üzerine Cabir’in arkadaşları beni terslediler. Fakat çok iyi birisi olan Câbir onlara

“Onun yakasını bırakınız” dedi ve sonra da bana dönerek şunları söyledi:

“O okuduğun âyet sadece kafirler içindir. “Şüphesiz ki, eğer yeryüzünde ne varsa hepsi ve onunla birlikte bir misli kafırlerin’ olsa ve onu kıyamet gününün azabından kendilerini kurtarmak için fidye olarak verseler yine de kendilerinden kabul olunmaz. Onlar için elem verici bir azap vardır. Onlar ateşten çıkmayı isterler. Fakat çıkamazlar. Onlar için daimî bir azap vardır” (Mâide: 5/36-37)” Bundan sonra da

“Sen Kur’an okumuyor musun?” diye sordu.

“Okurum; hatta Kur’an’ı tamamen ezberledim” dedim. Bunun üzerine şunları söyledi:

“Peki Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerim’de “Gecenin bir kısmında kalk ve sana mahsus bir fazlalık olmak üzere onunla (Kur’an’la) namaz kıl! Rabb’inin seni övgüye değer bir makama (Makâm-ı Mahmıld’a) göndcrmesi umulur” (Isrâ: 17/79) buyurmuyor mu? İşte bu âyetteki “Makâm-ı Mahmüd”, şefaat makamıdır. Allah Teâlâ günahlarından dolayı bazı kimseleri dilediği kadar cehennemde bırakacak ve yine dilediği bir zaman da oradan çıkaracaktır. Bu müddet zarfında da onlarla konuşmayacaktır”. Bu hadiseden sonra artık şefaatı yalanlamaktan vazgeçtim.[2]


 

[1] İbn Merdûye.

[2] İbn Kesir, Tefsir II/54 (İbn Ebi Hâtim’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/322-323.