Islam Tarihi - 84. Sayfa
Amr İbnü’l-As’ın Ölüm Döşeğinde İken Ölümden Sonra Olacakları Düşünerek Ağlamaası
- İbn Şimâse el-Mehrî şöyle anlatıyor: Ölüm döşeğinde yatmakta olan Amr İbnü’l-As’ı ziyaret etmeye gitmiştik. Yüzü duvara dönük olduğu halde ağlıyordu. Oğlu ise
“Babacığım! Niçin ağlıyorsun? Hz. Peygamber sana şu şu müjdeleri vermediler mi?” diyor; fakat bunlara rağmen o yüzü duvara dönük olarak ağlamaya devam ediyordu. Nihayet dönerek bizlere şunları söyledi:
“Bana göre amellerimin en üstünü Allah’tan başka ilahın olmayıp Muhammed’in de O’nun Rasûlü olduğuna dair getirmiş olduğum şehâdettir. Ben hayatımda üç devre geçirdim. İlk anda benim yanımda Hz. Peygamber’den daha fazla buğzedilecek kimse yoktu. Onun öldürülmesini de herkesten çok ben istiyordum. Eğer bu durumda ölmüş olsaydım doğruca cehenneme girerdim. Sonra Allah Teâlâ kalbimi İslâm’a açtı. Yanına geldiğimde Hz. Peygamber’e
“Sağ elini uzat da sana biat edeyim, ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. Mübarek sağ ellerini uzattıklarında da onu tutmadım. Bunun üzerine
“Ey Amr! Elimi niçin tutmuyorsun?” buyurdular. Ben de
“Bir şart koşmak istiyorum” dedim.
“Peki şartın nedir?” dediklerinde de
“Bütün günahlarımın affolunmasını istiyorum!” dedim. Şöyle buyurdular:
“Ey Amr! Sen İslâmiyet’in, kendisinden önce yapılanların hepsini sildiğini bilmiyor musun? Aynı şekilde hicret ve hac da kendilerinden önceki herşeyi silerler”. İşte o günden sonra da yanımda Hz. Peygamber’den daha sevimli ve daha büyük kimse olmadı. Eğer benden onu vasıflandırmam istenilse bunu yapabilecek gücümün olduğunu zannetmiyorum. Çünkü azametinden dolayı kendisine bir kere dahi olsun dikkatli bir şekilde bakabilmiş değilim. Eğer bu devrede ölmüş olsaydım cennetlik olacağımı umardım. Ama Hz. Peygamber’den sonra biz bazı şeylere sahip olduk. İşte bu devrede sonumun ne olacağını bilemiyorum. Öldüğümde cenazemin sesli olarak ağlayan kadınların takip etmelerine izin vermeyin. Ayrıca ateş değtirilmesin. Beni kabrime koyduğunuzda toprağı üzerime yavaş yavaş atınız. Defin işini bitirdiğinizde de kabrimin yanında bir devenin kesilip etinin paylaştırılabileceği kadar bir zaman durunuz. Böylece Rabb’imin elçilerine ne cevap vereceğimi bilene kadar bana arkadaşlık yapmış olursunuz.”[1]
- Amr İbnü’l-As vefat edeceği zaman ağladı. Oğlu Abdullah
“Ey babacığım! Niçin ağlıyorsun? Yoksa ölümden mi korkuyorsun?” diye sordu. Amr ise
“Hayır! Allah’a yemin ederim ki ölümden asla korkmuyorum. Beni korkutan ondan sonrasıdır” karşılığını verdi. Oğlunun teselli mahiyetinde
“Sen hayır üzerindeydin” deyip kendisine Hz. Peygamber’in arkadaşlığını ve Şam fetihlerini hatırlattığında da Amr İbnü’l-As şunları söyledi:
“Bunların hepsinden daha üstün bir şey vardır ki onu söylemeyi unuttun. Bu da “Allah’tan başka ilah yoktur” dememdir. Arkamdan hiç bir kadın ağlayıp matem tutmasın. Cenazeme ateş getirilmesin ve beni övmek için de kimse tutulmasın. Kefenimi de üzerime bağlayınız; çünkü ben muhakeme edileceğim. Kabre indirdiğinizde toprağı üzerime yayarak atınız. Zira sağ tarafım toprağa sol tarafımdan daha layık değildir. Bir de sakın kabrime herhangi bir odun veya taş koymayınız.”[2]
- Amr İbnü’l-As yukarıdaki sözlerinden sonra yüzünü duvara çevirerek “Ey Allah’ım! Sen bize emrettin; bizse bunlara uymayarak sana isyan ettik. Bize bazı şeyleri yasakladın; fakat biz bunlara da riayet etmedik. Bizleri ancak senin affın kurtarabilir” dedi.[3]
- Amr İbnü’l-As elini boynuna götürdü ve sonra da başını göğe kaldırarak şunları söyledi: “Ey Allah’ım! Ben kuvvetli biri değilim ki sana karşı koyabileyim. Suçsuz olmadığımı da söylemiyorum. Aksine suçumu itiraf ediyor ve beni bağışlamanı diliyorum. Senden başka ilah yoktur”. Vefat edinceye kadar Amr bu sözleri devamlı tekrarlamıştır.[4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi