Islam Tarihi - 99. Sayfa
Hz. Peygamber’in, Ashâbın Büyük Zaferler Kazanacağına Dair Müjdesini Muğire b. Şûbe’nin İranlılara Karşı Söylemesi
- Cübeyr b. Hayye şöyle anlatıyor: İranlı kâfirlerden Bendarfan isimli kişi biz müslümanlara bir mektup yazarak “Ey Arap topluluğu! İçinizden bir kişiyi gönderin de onunla konuşalım” teklifinde bulundu. Bunun üzerine müslümanlar bu işi Mugîre b. Şûbe’ye verdiler. Ben o İranlı kafire bakıyordum. Uzun saçlı ve bir gözü kör birisiydi. Dönüp geldiğinde Mugîre’ye
“Ona ne söyledin?” diye sorduk. Şöyle cevap verdi:
“Allah’a hamd ü senâlar ettikten sonra ona şunları söyledim:
“Biz zamanında dünyanın, diğer insanlardan uzak bir köşesinde yaşayan; her türlü nimetten mahrum, aç ve çıplak bir toplumduk. Bu durumumuz Allah Teâlâ bizlere bir peygamber gönderinceye kadar böyle devam etti. O’nun gönderdiği peygamber bize dünyada zafer, âhirette ise cennet va’detti. O günden beri de Rabb’imizden daima yardım görmekte ve her nereye gitsek muzaffer olmaktaydı. Şimdi ise sizin memleketinize gelip dayandık. Allah’a yemin ederiz ki biz, memleketinizdeki bolluk ve bereketi gördükten sonra bir daha geri dönecek değiliz. Bunun için de ya ellerinizdeki servetlere ve nimetlere sahip olacağız ya da memleketinizde kanımızın son damlasına kadar çarpışıp şehit olacağız”[1]
İranlılar, müslümanlardan kendileriyle konuşmak üzere birini göndermelerini istediler. Bunun üzerine bu iş için Mugîre b. Şûbe görevlendirildi. Mugîre oraya vardığında tercümanları ona
“Siz necisiniz ve buralarda ne arıyorsunuz?” diye sordu. Mugîre de şunları söyledi:
“Biz bir Arap topluluğuyuz. Bundan önceleri büyük sıkıntılar ve zorluklar içerisinde yaşamaktaydık. Açlıktan derileri çiğner, hurma çekirdeklerini yerdik. Kıl ve yünden yapılmış elbiseler giyer; ağaçlara ve taşlara secde ederdik. Biz bu durumdayken göklerin ve yerin Rabb’i olan Allah Teâlâ bizlere içimizden, anne ve babasını tanıdığımız bir peygamber gönderdi. Rabb’imizin elçisi bize ya bizim gibi sadece Allah Teâlâ’ya tapıncaya ya da ellerinizle haraç verinceye kadar sizinle savaşmamızı emretti. Peygamberimiz bizlere öldürülenlerimizin cennete ve eşi-benzeri bulunmayan bir nimete kavuşacağını; geride kalanlarımızınsa Fars ve Roma imparatorluğuna boyun eğdirip sizleri esir edeceklerini haber vermiştir.”[2]
[1] Ebu Nuaym, Delâil s. 198.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/343-344.
[2] Beyhaki, el-Esmâ ve’s-Sıfât s. 148 (Buhari’den); Ebu Nuaym, Delâil s. 199 (Bekir b. Abdillah el-Müzeni ve Ziyad b. Cübeyr b. Hayye’den bir benzerini).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/344-345.
İslami Okul Okulların En Önemlisi