Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 110. Sayfa

Hz. Ömer, Ali ve Osman’ın Öğretim Metotları

 

- Hz. Ömer bir gün halka va’zediyordu. Birara onların usandıklarını ve kendisini dinlemediklerini görerek va’zını yarıda kesti; ağaçların nasıl dikilmesi gerektiğine dair konuşmaya başladı.[1]

- Hz. Ömer bir gün minbere çıkarak

“Kays b. Husayn el-Hârisî’nin kızı Zü’l-ğussa dahi olsa evleneceğiniz kadınlara kırk ukiyyeden fazla mehir vermeyiniz. Kim bu söylediğimden daha fazla mehir verecek olursa onun fazlasını alıp beytülmala koyacağım” buyurdu. Bunun üzerine kadınların safından uzun boylu ve basık burunlu bir kadın ayağa kalkarak

“Ey Ömer! Sen böyle bir yetkiye sahip değilsin!” diye it’iraz etti. Hz. Ömer’in

“Niçin?” demesi üzerine de şunları söyledi:

“Çünkü Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerim’inde “Eğer bir eşi boşayıp başka bir kadınla evlenmek isterseniz, öncekine (mehir olarak) yüklerle mal ve para vermiş olsanız dahi onlardan hiç bir şey almayınız. Acaba iftira ederek ve açık günahkarlık yaparak onu geri alır mısınız?” (Nisâ: 4/20) buyurmaktadır. Bu âyetten mehrin sınırının olmadığı anlaşılmaktadır ve bunu sınırlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur”. Bunun üzerine Hz. Ömer “Bu kadın doğru söylüyor, bir kişi (kendisi) yanıldı” buyurdu.[2]

- Bir kişi Hz. Ali’den bir mesele sordu. O da bildiklerini söyledi. Ancak soruyu soran

“Hayır ey Mü’minlerin Emîri! Söylediğiniz gibi değildir; şöyle şöyledir” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali

“Evet, senin söylediğin doğru; ben yanıldım” buyurdu ve sonra da “Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen biri vardır” (Yûsuf: 12/76) âyet-i kerimesini okudu.[3]

- Hz. Ömer’le Osman, görenlerin “Artık bu ikisi birbirleriyle asla konuşmazlar” kanaatine kapılacağı kadar sert tartışmalara girerlerdi. Fakat ayrılmazdan önce anlaşmış olurlar ve böylece birbirlerinden en güzel bir şekilde ayrılırlardı.[4]


 

[1] Kenz V/241 (İbnü’s-Sem’âni, Mekhul’den).

[2] Câmiu’l-Beyâni’l-İlm I/131 (Abdullah b. Mus’ab’dan).

[3] Kenz V/241 (İbn Abdilberr, Câmi’de Muhammed b. Ka’b el-Kurazi’den. Ayrıca hadisi İbn Cerir’in  de rivayet ettiği kaydedilir).

[4] Kenz V/241 (Hatib, Said b. el-Müseyyeb’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/492-493.