Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Abdullah B - İslam Tarihi - 200. Sayfa

Abdullah b. Abbas’ın İlmi

 

- Abdullah b. Mes’ud şöyle dedi: “Eğer İbn Abbas bizim yaşımıza gelirse, hiç birimiz onun onda biri kadar olamayacağız.”[1]

- İbn Abbas’a çok ilmi olduğundan dolayı “deniz” deniliyordu.[2]

- Tavus’a

“Sen şu genç insana (İbn Abbas’a) yapışıyor ve Peygamber’in büyük sahabilerini terkediyorsun” dedim. Tavus

“Ben Peygamber sahabilerinden yetmiş kişiyi gördüm. Bir şeyde ihtilafa düştüklerinde İbn Abbas’ın görüşüne başvururlardı” dedi.[3]

- Babamdan “İbn Abbas kadar kavrayışı çabuk, zekası keskin, bilgisi derin ve ilmi geniş olan hiç kimseyi görmedim. Bizzat gördüm ki, Ömer b. Hattab, müşkil meseleleri halletmek için onu çağırır ve “Sana müşkil bir mesele daha geldi. Sende onun cevabı var mı?” derdi. Ömer daha sözünü bitirmeden, ensar ve muhacirlerden Bedir ashâbının, İbn Abbas’ın etrafını sardığını görürdün” dediğini işittim.[4]

- İbn Abbas sıtmaya tutulmuştu. Ömer b. Hattab onu ziyaret ederek “Senin hastalığın bizi perişan etti. Allah bize yardım etsin” dedi.[5]

- İbn Abbas’a büyük bir anlayış, keskin bir kavrayış ve derin bir bilgi verilmiştir. Hz. Ömer hiç kimseyi onun üzerine takdim etmezdi.[6]

- İbn Abbas onun yanında olduğu halde, babamın “Bu kişi bu ümmetin âlimi olacaktır. Allah ona üstün bir akıl ve zeka vermiştir. Hz. Peygamber, dinde fakih olması için ona duada bulunmuştur” dediğini duydum.[7]

- İbn Abbas ilimde iyice sivrildi. Tıpkı uzun hurma ağacının diğer ağaçlardan yüksek olduğu gibi.[8]

- Ben bir arkadaşımla hacca gittik. O zaman hac emiri İbn Abbas’tı. İbn Abbas Nur suresini okudu ve tefsir etti. Arkadaşım “Sübhânallah! Bu adamın kafasından neler de çıkıyor? Eğer bu kişiyi Türkler dinlemiş olsaydı hepsi birden müslüman olurdu” dedi.[9]

- Bu adam gibi güzel konuşanı ne gördüm ne de duydum. Eğer Farslar ile Rumlar onu dinlemiş olsaydılar müslüman olurlardı.[10]

- Bir gün Ömer b. Hattab’ın huzuruna girdim. Bana, Ebu Ya’la b. Ümeyye’nin Yemen’den yazmış olduğu bir meseleyi sordu. Ona cevap verdim. Hz. Ömer “Şahidlik ederim ki, sen nübüvvet evinden konuşuyorsun” dedi.[11]

- Halk İbn Abbas’a gelirdi. Bir kısmı şiir, bir kısmı soylar ve nesebler için, bir kısmı da Arapların savaşları için gelirdi. Onlardan hiç bir sınıf yoktur ki, İbn Abbas ona yönelerek cevap vermemiş olsun.[12]

- İbn Abbas, ilimde, fıkıhda, ilm ve cömertlikte herkesi geride bırakmıştı. Onun kadar, Hz. Peygamber’in hadislerini, Ebubekir, Ömer ve Osman’ın hükümlerini, şiir edebiyat.ve grameri, Kur’an tefsirini, hesap ve feraizi, eyyâmu’l-Arab’ı bilen ve onun kadar görüşleri isabetli olan başka bir kimse görmedim. Bir gün fıkıh, bir gün tefsir, bir gün savaşlar, bir gün şiir ve bir gün de eyyâmu’l-Arab’dan ders verirdi. Ben hiç bir âlim görmedim ki, onun yanında olsun da ona tâbî olmasın. Hiç bir soru soranı görmedim ki, onda cevabını bulmamış olsun.[13]

- Rasûlullahın muhacir ve ensardan olan büyük sahabilerinden ayrılmıyordum. Onlardan Peygamber’in gazvelerini soruyordum, Kur’an’da bu hususta inen ayetleri soruyordum ve ben onların hangisine gidersem mutlaka benim gitmemle sevinirdi, çünkü Rasûlullahın yakınıydım. Übeyy b. Kâ’b ilimde rasih olanlardandı. Bir gün ona

“Kur’an’ın Medine’de inen kısmı hangisidir?” dedim. Übeyy

“Medine’de yirmiyedi sure inmiştir, diğerleri Mekke’de inmiştir” dedi.[14]

- .Abdullah b. Amr İbnü’l-As

“İbn Abbas geçmişin olaylarını hepimizden daha iyi bilir. Hangi ayetin ne zaman ve niçin nâzil olduğunu hepimizden daha iyi bilir” diyordu. Bunları İbn Abbas’a söylediğimde

“Abdullah da iyidir. Hz. Peygamber’den helâl ve haramı sorardı” dedi.[15]

- Bir hac esnasında Âişe, halkın İbn Abbas’ın etrafını sarıp ondan haccın gereklerini sorduklarını görünce “Hac menasikini bundan daha iyi bilen kimse kalmamıştır” dedi.[16]


 

[1] İbn Sa’d, IV/181 (Mesruk’dan). Nadr da İbn Mas’ud’un bu sözünü nakletmiş ve “İbn Abbas, Kur’an’ın en güzel tercümanıdır” ziyadesini de eklemiştir.

[2] İbn Sa’d, IV/181 (Mücahid’den).

[3] İbn Sa’d, IV/181 (Leys b. Ebi Süleyman’dan).

[4] İbn Sa’d, IV/183 (Amir b. Sa’d b. Ebi Vakkas’dan).

[5] İbn Sa’d, IV/185 (Ebu Zinad’dan).

[6] İbn Sa’d, IV/185 (Talha b. Ubeydullah’dan).

[7] İbn Sa’d, IV/185 (Muhammed b. Ubeyd b. Ka’b’dan).

[8] İbn Sa’d, IV/185 (Tavus’dan).

[9] Hakim, III/537 (Ebu Vail’den).

[10] Hakim, III/537.

[11] İbn Sa’d, IV/184 (İbn Abbas’dan).

[12] İbn Sa’d, IV/182 (Ata’dan).

[13] İbn Sa’d, IV/183 (Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe’den).

[14] İbn Sa’d, IV/186 (İbn Abbas’dan).

[15] İbn Sa’d, IV/186 (İkrime’den).

[16] İbn Sa’d, IV/184 (Hz. Aişe’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/534-536.