Islam Tarihi - 31. Sayfa
Allah Teâlâ’nın İlim ve İmanı, İsteyen Kimselere Vermesi
- Muaz b. Cebel hastalandığında adamın biri onun ziyaretine geldi. Yanında oturduğu sürece durmaksızın ağladı. Muaz b. Cebel ona niçin ağladığını sordu. Adam
“Allah’a yemin ederim ki aramızdaki yakınlıktan ya da senden görmekte olduğum bir dünya menfaatından mahrum kalacağımdan dolayı ağlıyor değilim. Fakat ben senden ilim almaktaydım. Ben işte bunun sona ereceğinden korkuyorum” dedi. Bunun üzerine Muaz b. Cebel
“Sakın ağlama! Çünkü Allah Teâlâ ilim ve imanı, isteyen kimselere, bu ikisinin (ilim ve imanın yeryüzünde bulunmadığı bir sırada İbrahim (a.s.)’a verdiği gibi verir” buyurdu.[1]
- Muaz b. Cebel ölüm döşeğinde yatarken etrafında bulunanlar ağladılar. Muaz (r.a.) onlara niçin ağladıklarını sordu. Onlar da
“Biz senin vefatından sonra ilmin sona ermesinden korkarak ağlıyoruz” dediler. Bunun üzerine Muaz b. Cebel şöyle buyurdu:
“İlim ve iman kıyamete kadar yerlerinde duracaklardır. Burası kitap ve sünnettir. Arayanlar bu ikisini mutlaka bulacaktır.Bir sözün doğruluğunu ya da yanlışlığını Allah’ın kitabıyla karşılaştırmak suretiyle öğrenebilirsiniz. Fakat Allah’ın kelamını hiç birşeyle karşılaştırmayınız. İlmi Ömer, Osman ve Ali’nin yanında arayınız. Eğer bunlar gidecek olurlarsa o vakit de Uveymir (Ebu’d-Derdâ), İbn Mes’ud, Selman ve yahudiyken müslüman olan Abdullah b. Selâm’ın yanında arayınız. (Allah hepsinden razı olsun!) Ben Hz. Peygamber’in Abdullah b. Selam hakkında “O, cennetle müjdelenen on kişinin onuncusudur” buyurduğunu işittim. Âlimlerin hatalarından ve yanılgılarından sakınınız. Kimden gelirse gelsin hakkı kabul ediniz. Bâtılı da kimden gelmiş olursa olsun reddediniz.”[2]
- Ölüm döşeğinde yatmakta olan Muaz b. Cebel sık sık bayılıyordu. Hele bir keresinde o kadar uzun süre baygın kaldı ki çevresindekiler onun ruhunun kabzedildiğini zannettiler. Birara gözlerini açtığında tam karşısında ağlamakta olan Yezid b. Umeyre’yi görerek
“Niçin ağlıyorsun ey Yezid!” diye sordu. O da
“Allah’a yemin ederim ki senden gelmekte olan bir dünya menfaatının kesilmesinden ya da aramızda bir akrabalık bulunmasından dolayı ağlamıyorum. Ben, senden dinlemekte olduğum ilim ve hakikatın kesileceğini düşünerek ağlıyorum” dedi. Bunun üzerine Muaz b. Cebel şöyle buyurdu:
“Sakın ağlama. Çünkü ilim ve iman asla kaybolmaz. Arayanlar bu ikisini mutlaka elde ederler. Sen de ilmi İbrahim (a.s.)’ın istediği yerden iste. İbrahim (a.s.), nerede olduğunu bilmediği ilim ve imanı “Ben Rabb’ime gidiyorum. O beni doğru yola iletecektir” (Sâffât: 37/99) demek suretiyle Allah Teâlâ’dan istemiştir. Vefatımdan sonra aradığın birşeyi bulamayacak olduğunda bunu halkın ileri gelenlerinden olan dört kişiden birine sor. Bunlar Abdullah b. Mes’ud, Selmân-ı Fârisî, Abdullah b. Selam ve Uveymir’dir (Ebu’d-Derdâ’dır). Hikmet sahibi kimselerin hatalarından ve münafıkların hükümlerinden sakın!” Yezid b. Umeyre
“Hikmet sahibi kimselerin hatalarını nasıl anlayacağım?” sordu. Muaz b. Cebel şunları söyledi:
“Şeytan, insanın din üzerine bâtıl bir söz atar. O da düşünmeksizin bu sözü söyleyiverir. Münafıklar da bazan hakkı söyleyebilir. İlim ve hakikatı nereden gelirse gelsin kabul et! Çünkü hakkın üzerinde bir nur vardır. Sakın halledilmesi güç işlerle uğraşmaya kalkışma!”[3]
Amr b. Meymun şöyle anlatıyor: Yemen’de bulunduğumuz bir sırada Muaz b. Cebel de oraya geldi ve
“Ey Yemen halkı! Müslüman olunuz ki kurtulasınız! Ben Hz. Peygamber’in sizlere göndermiş olduğu elçisiyim!”dedi.
İşte o gün kalbimde Muaz’a karşı bir sevgi uyandı ve böylece vefatına kadar ondan aynlmadım. Ölüm döşeğinde yatmakta olduğu sırada ağlamaya başladım. Bana niçin ağladığımı sordu.
“Seninle birlikte kaybolacak olan ilme ağlıyorum” dedim. Bunun üzerine
“İlim ve iman kıyamete kadar kaybolmazlar...” buyurdu.[4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi