Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 46. Sayfa

12. FASIL: MEDİNE-İ MÜNEVVERE’YE GELEN MİSAFİRLERE İSLÂM’IN HÜKÜMLERİNİN ÖĞRETİLMESİ

      

Hz. Peygamber’in Sahabilerine, Abdukaysoğulları Heyetine İslâm’ı Öğretmelerini Emretmesi

 

- Abdukaysoğulları heyetinde yer alan bazı kimseler şöyle anlatıyorlar: Hz. Peygamber’in yanına vardığımızda orada bulunan sahabiler gelişimize çok sevindiler ve bize yer açtılar. Oturduğumuzda Hz. Peygamber

“Hoşgeldiniz!” buyurdular ve bizlere dua ederek

“Önderiniz kimdir?” diye sordular. Biz hepimiz Münzir b. Âiz’i işaret ettik. Hz. Peygamber

“Şu yüzünde yara izi olan mı?” buyurdular. Çünkü Münzir’in yüzünde bir merkep çiftesinin izi vardı. İşte o günden itibaren Münzir’e,

“Yüzünde yara izi olan” manasına gelen “Eşecc” denilir oldu.

“Evet ey Allah’ın Rasûlü! Bizim önderimiz odur!” dedik. O Hz. Peygamber’in huzuruna hepimizden sonra girmişti. Çünkü o develerimizi bağlayarak eşyalarımızı biraraya getirmişti. Bunları yaptıktan sonra da yolculuk sırasında giymiş olduğu elbiseleri çıkarmış ve heybesinde getirdiği yeni ve güzel elbiselerini giymişti. O içeri girdiğinde Hz. Peygamber mübarek sırtlarını bir yere dayamışlar ve ayaklarını da uzatmışlardı. Eşecc’in geldiğini gören halk

“Ey Eşecc! Buraya buraya!” diyerek ona yer açtılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber ayaklarını toplayarak

“Ey Eşecc! Buraya gel!” buyurdular. O da gidip Hz. Peygamber’in sağ tarafına oturdu. Hz. Peygamber onunla ilgilenip kendisine iltifatlarda bulundular. Sonra da ona memleketini sordu ve Hecer’in Safa ve Müşakkar gibi bazı köylerin isimlerini saydılar. O.zaman Eşecc

“Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü! Sen bizim memleketin köylerini bizden daha iyi biliyorsun” dedi. Hz. Peygamber de

“Ben zamanında sizin memlekete gitmiştim. Oranın halkı bize çok iyi davranmışlardı” dediler ve sonra da Ensar’a dönerek

“Ey Ensar cemaatı! Kardeşlerinize ikramda bulununuz! Çünkü onlar müslümanlıkta sizin gibi olup düşünce ve dil bakımından da size en yakın olan insanlardır. Başkalarının müslüman olmamak için öldürülmeyi göze aldığı bir sırada bu kardeşleriniz hiç bir zorlama olmaksızın kendiliklerinden müslüman olmuşlardır” buyurdular. Ertesi sabah Hz. Peygamber bizlere

“Kardeşlerinizin size yaptıkları ikramları ve hizmetleri nasıl buldunuz?” diye sordular. Biz de

“Onlar bize çok iyi davrandılar. Altlarımıza yumuşak yataklar serip bize çok güzel yemekler yedirdiler. Bu arada da Allah’ın kitabını ve Peygamberinin sünnetini öğrettiler” karşılığını verdik. Bu durum Hz. Peygamber’in çok hoşuna gitti ve bizlere teker teker ne öğrendiğimizi sordular. Biz de öğrendik!erimizi kendisine söyledik. Bazılarımız Tahiyyât’ı, bazılarımız Ümmü’l-Kitab’ı (Fatiha’yı); diğer bazılarımızsa bir-iki sûre veya sünneti öğrenmişti.[1]

- Ebu Said el-Hudrî şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber’in yanında oturuyorduk. Birara

“Abdukaysoğulları heyeti geldi” buyurdular. Fakat o sırada ortalıkta hiç kimseler görünmüyordu. Bir saat kadar sonra uzaktan göründüler. Yanımıza gelerek selam verdiler. Hz. Peygamber onlara

“Yanınızda hurmalarınızdan birşeyler var mıdır?” diye sordular.

“Evet!” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber yere bir deri parçası serilmesini emrettiler. Gelenler yanlarında bulunan hurmaları bunun üzerine döktüler. Sonra Hz. Peygamber bütün sahabilerini toplayarak

“Siz şu hurmaya el-Bernî diyorsunuz değil mi? Şu hurmaya şu ismi, şuna da bu ismi veriyorsunuz!” diyerek hurmaların çeşitlerini saydılar. Onlar da

“Evet!” karşılığını verdiler. Daha sonra Hz. Peygamber gelenlerin her birisini müslümanlardan bir kişiye misafir ettiler. Müslümanlar onları evlerinde ağırlayacak ve kendilerine namazı ve gerekli bilgileri öğreteceklerdi. Böylece bu kişiler bir hafta buralarda kaldılar. Sonra Hz. Peygamber onları çağırdı ve neler öğrendiklerini sordu. Ancak öğrendiklerini yeterli bulmayarak onları bu kez de başka müslümanların evine misafir ettiler. Böylece bir hafta daha geçti. Hz. Peygamber onları bir kez daha denediler ve bu sefer kendilerine yetecek kadarını öğrenmiş olduklarını gördüler. O zaman bu kişiler

“Ey Allah’ın Rasûlü! Allah Teâlâ’nın yardımı ile artık dinimizi öğrenmiş bulunuyoruz. İzin verirseniz dönmek istiyoruz; çünkü ailelerimizi ve memleketimizi çok özledik” dediler. Hz. Peygamber de onlara izin verdiler.[2]


 

[1] İmam Ahmed IV/206 (Şihab b. Abbâd’dan); Terğib IV/152; Heysemi VIII/178.

[2] Kenz III/113 (Abdurrezzak’tan).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/459-461.