Islam Tarihi - 61. Sayfa
Hz. Ali’nin Ebu’l-Esved ed-Düeli’ye Kur’an-ı Kerim’e Üstün, Esre ve Ötre Koymasını Emretmesi
- Bir gün göçebe Arab’ın biri Hz. Ali’ye gelerek Hâkka Sûresi’nin otuzyedinci âyeti olan “Lâ ye’külühü ille’l-hâtiün (İrin ve kan karışımını, bilerek ve ısrarla hata edenlerden başkası yemez)” âyetini “Lâ ye’külû ille’l-hâtûn (İrin ve kan karışımını, adım atanlardan başkası yemez)” şeklinde okudu ve
“Ey Mü’minlerin Emîri! Hangimiz adım atmıyoruz ki! Şimdi hepimiz bu kan ve irinden içecek miyiz?” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali tebessüm ederek
“Sen onu yanlış okuyorsun. Doğrusu “Lâ ye’külühû ille’l-hâtiûn (İrin ve kan karışımını, bilerek ve ısrarla hata edenlerden başkası yemez)”dur” buyurdu. O zaman göçebe
“Evet ey Mü’minlerin Emîri! Doğrusu senin dediğin gibidir. Allah Teâlâ kullarına asla zulmetmez” dedi. Bu olay üzerine Hz. Ali orada bulunan Ebü’l-Esved ed-Düelî’ye dönerek
“Son zamanlarda acemlerden (Arap olmayan) birçok kavim İslâm’a girmiştir. Bunlar Arap dilini iyi bilmiyorlar. Bunun için sen okumada kolaylık olmak üzere bazı işaretler koy” buyurdu. O da Hz. Ali’nin bu tavsiyesine uyarak yazıya üstün, ötre ve esre işareti koyma usulünü getirdi.[1]
- Hz. Peygamber Huneyn savaşına çıktıklarında Muaz b. Cebel’i Mekke’de idareci olarak bıraktılar ve ona insanlara Kur’ân’ı ve dinin hükümlerini öğretmesini emrettiler. Daha sonraları Medine’ye döndüklerinde Muaz’ı yine Mekke’de bıraktılar.[2]
- Hz. Peygamber Huneyn için çıktıklarında Muaz b. Cebel’i Mekke’de bıraktılar. O Mekke halkına dinin hükümlerini öğretiyor ve Kur’ân okuyordu.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi