Abdullah B - İslam Tarihi - 94. Sayfa
Abdullah b. Mes’ud’un Duaları
- Babam Abdullah b. Mes’ud’a
“Hz. Peygamber sana “İste! Allah verecektir” dediği gece hangi duayı okudun?“ diye sordular. Babam, benim okuduğum dua şuydu:
“Yarabbi! Geri dönmeyen bir iman, bitmeyen bir nimet ve huld cennetinin en yüksek derecelerinde Peygamberine arkadaş olmayı istiyorum”[1]
- Bir gece namaz kılıyordum. Hz. Peygamber ve Ömer yanımdan geçti. Hz. Peygamber bana “İste! Allah sana verecektir” dedi. Ben sonra Abdullah b. Mes’ud’un yanına gittim, Abdullah bana
“Benim bir duam vardır, onunla dua edersen Allah isteklerini verir” diyerek “Yarab! Senden sarsılmayan bir iman...” diye başlayan yukarıdaki duayı okudu” diye kaydedilmiştir. Diğer bir rivâyette “Kesilmeyen bir gözün aydınlığını istiyorum” ziyadesi de vardır.[2]
- Hz. Ebubekir, Abdullah b. Mes’ud’un yanına gelerek
“Senin demin yaptığın dua nedir? Bana tekrarlar mısın” diye sordu. Abdullah
“Ben Allah’a hamd ve sena ettikten sonra “Senden başka ilah yok. Vaadin haktir. Seninle karşılaşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Senin Peygamberlerin haktır. Kitabın haktır. Nebiler haktır, Hz. Muhammed haktır...”demiştim dedi.[3]
- Abdullah b. Mes’ud çok zaman şöyle dua ederdi: Ey rabbimiz! Aramızı islah eyle, bizi İslâm’ın yollarına hidayet eyle. Bizi zulmetten nura çıkar. Açık ve gizli bütün kötülükleri bizden uzaklaştır. Gözlerimizi, kulaklarımızı, kalplerimizi, işlerimizi ve çoluk çocuğumuzu bize mübarek kıl. Tevbemizi kabul et. Kesinlikle sen çokça tevbe kabul edensin ve rahimsin. Bizi nimetine razı olarak nimetini öğüp sana zikredenlerden eyle ve nimetini bizim üzerimize tamamlat.[4]
- Abdullah b. Mes’ud şöyle dua ediyordu: Ey Allah’ım! Herkesi kapsayıcı ve vermiş olduğun nimetinle senden istiyorum. Beni belalandırdığın belanın hürmetiyle senden istiyorum. Bana vermiş olduğun faziletin hürmetiyle senden istiyorum. Beni cennetine koy. Ey Allah’ım! Beni cennete fazlını, minnetin ve kereminle koy.[5]
- Abdullah b. Mes’ud şöyle dua ediyordu: Yarab! Eğer beni şekavet ehlinden yazmış isen, merhametinle benim ismimi oradan sil, beni saadet ehlinin arasına yaz.[6]
- İbn Mes’ud şöyle dua ederdi: Yarab! İman, yakîn, fehm ve ilmimi artır.[7]
- Bir gün sabah namazını kıldıktan sonra mescidden dönerken İbn Mes’ud’a uğramak için kapısına geldik, içeri girmek için izin istedik. Bize izin verildiği halde, yataklar daha kalkmamış olabilir diye biraz bekledik. İbn Mes’ud tesbih ederek dışarı çıktı ve
“Bizim gaflet içinde olduğumuzu mu sanıyorsunuz?” dedi. İçeriye girdikten sonra
“Ey cariye, güneş doğdu mu bir bak” dedi. Cariye
“Hayır, doğmadı” dedi. İbn Mes’ud biraz sonra tekrar sordu. Cariye yine hayır dedi. Üçüncü kez sorduğunda, cariye güneşin doğduğunu söyledi. Bunun üzerine İbn Mes’ud
“Bize bugünü veren ve ondaki ayak kaymalarını bağışlayan -sanıyorum- bizi ateşle azaplandırmayan Allah’a hamd ve senalar olsun” dedi.[8]
- Abdullah b. Mes’ud çarşıya gittiğinde “Ey Allah’ım! Bu çarşının hayrından ve ehlinin hayrından senden istiyorum. Çarşının ve ehlinin şerrinden sana sığınıyorum” derdi.[9]
- İbn Mes’ud bir köye girmek istediğinde “Ey Allah’ım! Ey göklerin rabbi! Göklerin gölgelendirdiği nesnelerin rabbi! Şeytanların ve şeytanların saptırdığı kimselerin rabbi! Bu köyün hayırlısını ve oradaki nesnelerin hayırlısını senden istiyorum. O köyün şerrinden ve orada bulunanların şerrinden sana sığınıyorum” diye dua ederdi.[10]
[1] Kenz, I/307 (İbn Ebi Şeybe, Abdullah b. Mes’ud’un oğlu Ebu Ubeyde’den).
[2] Ebu Nuaym, Hilye, I/127 (Ebu Ubeyde, babası İbn Mes’ud’dan).
[3] Ebu Nuaym, Hilye, I/128 (Avn b. Abdullah’dan).
[4] Buhari, Edeb, s. 93. (Şakik’den).
[5] Heysemi, X/185 (Taberani, Ebü’l-Ahvas’dan).
[6] Taberani (Ebu Kılabe’den).
[7] Heysemi, X/185 (Taberani, Abdullah b. Akim’den).
[8] Heysemi, X/118 (Taberani, Ebu Vail’den).
[9] Heysemi, X/129 (Taberani, Süleym b. Hanzale’den).
[10] Heysemi, X/135 (Taberani, Katade’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/133-135.
İslami Okul Okulların En Önemlisi