Islam Tarihi - 42. Sayfa
6. FASIL: Hz. PEYGAMBER’İN HALİFESİ EBUBEKİR’İN HUTBELERİ
Hz. Ebubekir’in Halife Seçildiğinde Okuduğu Hutbeler
- Hz. Ebubekir halife seçildiği zaman halka hutbe okudu. Allah’a hamdu sena ettikten sonra şöyle dedi: Ben sizin en hayırlınız olmadığım halde sizin başınıza halife seçildim. Ancak Kur’ân nazil olmuş, Hz. Peygamber dinin hükümlerini açıklamıştır. Bize takvanın en üstün akıl olduğunu, fıskın da akılsızlığın en koyusu olduğunu öğretmiştir. Sizin en kuvvetliniz benim katımda zaifin hakkı ondan alınıncaya kadar zaiftir. Sizin en zayıfınız, hakkı alınıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. Ey insanlar! Ben ancak Hz. Peygamber’in yoluna uyarım. Kendiliğimden birşey icad edici değilim. Eğer iyilik yaparsam bana yardımcı olun. Eğer sırat-ı müstakimden kayarsam beni düzeltiniz. Ben bu sözümü söyler, hem kendim için hem de sizler için Allah’ın affını taleb ederim.[1]
- Hz. Ebubekir’e biat edildiği zaman minbere çıktı. Rasûlullahın hutbe okuduğu merdiven basamaklarından bir basamak altta oturdu. Allah’a hamdu sena ettikten sonra “Ey insanlar! Biliniz ki, en üstün akıl” diye devam edip sonra da “Hesaba çekilmezden evvel nefislerinizi hesaba çekiniz. Allah yolundaki cihadı terkeden bir millet mutlaka fakru zaruret ve zillete düşer. Bir toplumda fahişelik yayılırsa Allah hepsine belayı gönderir. Ben Allah’a itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz. Allah ve Rasûlüne isyan ettiğim zaman artık bana itaat etmeniz gerekmez. Ben bu sözümü söyler, hem kendim için hem de sizler için Allah’tan af taleb ederim...” dedi.[2]
- Hz. Ebubekir yukarda geçenlerin bir kısmını söylemiş ve “Ahmaklığın en koyusu fısktır” sözünden sonra “Ey insanlar! Benim yanımda doğruluk emanettir, yalancılık ise hiyanettir” demişti. Allah’a yemin ederim ki Ebubekir sahabilerin en hayırlısıydı. Fakat mü’min devamlı nefsini kırar. Hz. Ebubekir hutbesine şöyle devam etti: Herhangi biriniz halife seçilsin de, bu ağır yük benim boynuma binmesin isterdim. Eğer siz Hz. Peygamber’den beklediklerinizi benden de beklerseniz, ben bunu yapamam. Çünküi Allah vahiy ile Hz. Peygamber’i takviye ederdi. Ben ise sizler gibi bir insanım. Beni gözetiniz.[3]
- Hz. Ebubekir hutbesinde “Allah’a yemin ederim ki, en hayırlınız ben değilim. Bu görevi de istemiyordum. İçinizden birinin beni bu işten kurtarmasını isterdim. Siz benim, aynen Hz. Peygamber gibi hareket edeceğimi mi sanıyorsunuz? Eğer böyle sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. çünkü benim buna gücüm yetmez. Hz. Peygamber vahiy ile korunuyordu ve onunla beraber bir melek vardı. Benimse, beni rahat bırakmayan bir şeytanım vardır. Ben öfkelendiğim zaman benden uzak durun. Çünkü size bir fenalık yapabilirim. Gözleriniz hep üstümde olsun, eğer doğru yolda gidersem bana yardım edin. Eğer yanlış yola saparsam beni doğrultun” dedi. Bu öyle bir hutbedir ki, Allah’a yemin ederim Ebubekir’den sonra hiç kimse böyle bir hutbe okumamıştır.[4]
- Ben Allah Rasûlünün vefatından bir ay sonra Rasûlullahın halifesi Ebubekir’in yanında oturuyordum.
“Namaza geliniz” diye halkı mescide topladı. Ebubekir minbere çıktı. Bu minber Ebubekir için yapılmıştı. Bu hutbe Ebubekir’in müslüman olarak verdiği ilk hutbe idi. Allah’a hamd ve sena ettikten sonra
“Ey insanlar! İsterdim ki bu vazifeyi benden başkası yürütsün. Eğer siz beni Peygamber’in sünnetiyle muaheze ederseniz, kesinlikle peygamberin yaptığı herşeyi yapmaya gücüm yetmez. Çünkü Peygamber şeytandan korunmuştur. Çünkü Peygamberin üzerine gökten vahy iniyordu...” buyurdu.[5]
- Hz. Ebubekir hutbesinde “Ey insanlar! Kişi, müslüman olduktan sonra, ister gönlüyle ister gönülsüz olsun, Allah’a sığınmış ve onun himayesine girmiştir. Eğer Allah’ın emanetini çiğnemiş olmaktan sorguya çekilerek istemiyorsanız, gücünüz yettiği kadar bundan kaçının. Benim, beraberimde bulunan bir şeytanım vardır. Benim kızdığımı gördüğünüzde, yanıma yaklaşmayın ki, size bir fenalık yapmayayım. Ey insanlar! Kölelerinize ağır vergiler yüklemeyin. Çünkü haramla beslenen bir beden, cennete girmeye layık değildir” dedi.[6]
- Hz. Peygamber’in vefatının ertesi günü Hz. Ebubekir
“Usame b. Zeyd’in ordusu toplansın, onun askerlerinden hiç kimse Medine’de kalmasın. Cûruf’daki karargaha gitsinler” diye ilan ettirdi. Ebubekir de kalkıp Allah’a hamd ve sena ettikten sonra
“Ey insanlar! Ben de sizin gibi bir insanım. Bilmiyorum, belki Hz. Peygamber’in yapabildiği şeyleri bana da teklif edeceksiniz. Halbuki Allah Teâlâ, Hz. Muhammed’i alemlerden üstün kılmış ve onu afetlerden korumuştu. Ben ise ancak Hz. Muhammed’e tabi olan birisiyim. Kendiliğimden hiç bir şey icat edemem. Eğer ben doğru hareket edersem bana uyunuz. Eğer doğruluktan uzaklaşırsam beni düzeltiniz. Hz. Peygamber vefat ederken, hiç kimsenin, onun üzerinde bir çöp darbesi kadar bile hakkı yoktu. Benimse, bir şeytanım vardır. Zaman zaman bana galebe çalar. Bana geldiğinde benden uzak durun ki, size sopa atmayayım veya saçınızı-sakalınızı yolmayayım.
“Ey insanlar! Siz, ne zaman biteceğini bilmediğiniz bir ömür süresinde sabah ve akşamlarınızı geçiriyorsunuz. Eğer bu süreyi salih amellerle geçirebilirseniz, bunu yapın. Bunu da ancak Allah’ın yardımı ile başarabilirsiniz. Ecel gelmeden, elinizdeki fırsat kaçmadan, salih amel yapmakta acele ediniz. Çünkü ecelini unutan, amelini başkasına bırakan kimseler vardır. Sakin onlar gibi olmayın. Çok acele edin. Çünkü arkanızdan gelen ve size yetişmek isteyen bir şey vardır ki, o da çok hızlı gelen ecelinizdir. Ölümden korkun. Babalardan, oğullardan, kardeşlerden ibret alım. Yaşayanlara değil, öldükten sonra arkada bırakacakları güzel şeylere gıbta edin” dedi.[7]
- Kulağıma geldiğine göre Ebubekir halife seçildikten sonra minbere çıkıp Allah’a hamdusena ettikten sonra “Allah’a yemin ederim ki, eğer ben sizin aranızda olduğum halde işlerinizin alt-üst olmasından korkmasaydım, bu işin en sevmediğim bir kişiye verilmesini isterdim. Çünkü onun hakkında hayırlı olmazdı. Şunu bilin ki, dünya ve ahirette insanların en bedbahtı sultanlardır” deyince, ashab başlarını kaldırıp boyunlarını uzatarak ona baktılar. Ebubekir
“Acele etmeyin. Siz çok acelecisiniz. Tahta geçen hiç bir sultan yoktur ki, Allah Teâlâ onun sultan olacağını önceden bilmiş olmasın. Hükümdarlığın ağır yükü, onu ezip ömrünün yarısını götürmesin, ona devamlı bir korku ve keder vermesin. Onu, elindekilerle yetinmeyip başkalarının malına göz diken aç gözlü bir kimse yapmasın. İyi yiyip, iyi giyse bile geçimi dar olmasın. Onun hali böyle devam eder. Sonunda gölgesi kaybolur, canı çıkar ve rabbinin yanına varır. Rabbi onu şiddetli bir hesaba tabi tutar. Sonra belki affeder, belki etmez. Affetmesi çok uzak bir ihtimaldir. Şunu bilin ki, affedilenler, zayıf miskinlerdir. Zavallı miskinlerdir, zavallı miskinlerdir” dedi.[8]
[1] Kenz, III/130 (İbn Sa’d, Mehamili, Urve’den).
[2] Kenz, III/135 (Dineveri, Abdullah b. Ukeym’den).
[3] Kenz, III/126: Beyhaki, VI/353 (Hasan’dan).
[4] Kenz, III/136. Herevi’nin rivayetinde “Ben bir beşerim. Doğru da, yanlış da yapabilirim. Eğeer doğru hareket edersem, Allah’a hamderim. Yanlış hareket edersem, beni uyarın” şeklindedir.
[5] Heysemi, V/184 (İmam Ahmed, Kays, b. Ebi Hazım’dan).
[6] Taberani (İsa b. Atiyye yoluyla).
[7] Taberi, Tarih, II/460 (Asım b. Adiy’den).
[8] Kenz, III/162 (İbn Zenceveyh, Said b. Ebi Meryem’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/175-178.
İslami Okul Okulların En Önemlisi