Islam Tarihi - 62. Sayfa
Hz. Ömer’in Çeşitli Hutbeleri
- Abdullah b. Adiyy b. Hiyâr şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in minberde şunları söylediğini işittim: “Allah Teâlâ kendisi için tevazu gösteren kullarının kadr ve kıymetini yüceltir ve ona “Silkin! Allah seni tehlikelerden korusun!” der. O kendi nefsini hakir görür; fakat halkın gözünde yücedir. Allah Teâlâ büyüklenip haddi aşan kimseleri şiddetli bir şekilde yeryüzüne çarpar ve ona “Allah seni her türlü hayırdan ümitsiz kılsın! Defol git!” buyurur. o kendi nefsini büyük görür, fakat halkın gözünde hakir ve değersizdir. Hatta o halkın gözünde domuzdan bile daha aşağıdır.”[1]
- Hz. Ömer bir hutbesinde şunları söyledi: “Sizleri nehyettiğim bazı şeyler iyi ve güzel; sizlere emir ve tavsiye ettiğim bazı şeylerse iyi ve uygun olabilir. Benden böyle birşey sâdır olduğunu gördüğünüzde beni uyarınız. Kur’ân’ın en son nâzil olan âyeti riba âyetidir. Hz. Peygamber bize bu âyet-i kerimeyi açıklamadan vefat etti. Öyleyse şüpheli gördüklerinizden sakının ve şüpheli görmediklerinize sarılın.”[2]
- Hz. Ömer bir keresinde şöyle bir hutbe irat etti: “Hac yapmak isteyenleriniz, ihrama Hz. Peygamber’in göstermiş oldukları mikatlarda girsinler. Hz. Peygamber’in gösterdikleri mikat yerleri şunlardır: Medine halkı ve buralı olmadığı halde hacca Medine’den giden yabancıların mikat yeri Zü’l Huleyfe denilen yerdir. Şamlıların ya da Şamlı olmadığı halde hacca buradan çıkanlar için Cuhfe denilen yer mikat olarak tayin edilmiştir. Necid ve hacca oradan giden yabancıların mikat yeri Karn’dir. Yemen ahalisi ve hacca buradan başlayanlarınki Yelemlem; Iraklılarla hac için buradan çıkanlarınki ise Zât-ü Irk denilen yerdir.”[3]
- Hz. Ömer bir hutbesinde recmden bahsederek şunları söyledi: “Sakın bu konuda aldanmayın. Recm, Allah Teâlâ’nın cezalarından bir cezadır. Hz. Peygamber ve ondan sonrada biz (Hz. Ebubekir’le Ömer) zina edenler için bu cezayı tatbik ettik. Eğer “Ömer, Allah’ın kitabına onda olmayan birşeyi kattı” denilmeyeceğini bilseydim bunu mushafın bir kenarına yazardım. Ömer b. Hattab, Abdurrahman b. Avf ve falan falan sahabiler şahitlik ederler ki Hz. Peygamber ve ondan sonra da Ebubekir’le Ömer bu cezayı (recmi) tatbik etmişlerdir. Ancak sizden sonra recmi, Deccal’ı, şefaatı, kabir azabını ve günahkar mü’minlerin azap gördükten sonra ateşten çıkacaklarını inkar eden bazı kimseler gelecektir”.
- Hz. Ömer, Mina’dan Mekke’ye dönerken el-Ebtâ denilen yerde devesini çöktürdü. Sonra inerek taşlardan bir küme yaptı ve abasını çıkararak onun üzerine attı. Daha sonra da buraya sırtüstü yatıp ellerini göğe doğru kaldırarak şöyle dedi:
“Rabb’im! Artık yaşım geçti; İhtiyarladım ve kuvvetten düştüm. İdare ettiğim insanların sayısı da artmıştır. Bir haksızlığa neden olmadan ya da bir kusur işlemeden beni katına al!”. Daha sonra Medine’ye döndüğünde orada bir hutbe irat ederek şunları söyledi:
“Ey insanlar! Farzlar sizlere bildirilmiş, sünnetler de sizin için konulmuştur. Siz apaçık ve dosdoğru bir yol üzerine bırakıldınız”. Bunları söyledikten sonra sağ elini sol eline vurarak “Ancak insanları sağa-sola saptırmanız müstesnadır” dedi. Daha sonra da sözlerini şöyle sürdürdü: “Sakın recm ayetinden dolayı helak olmayınız. Sizden herhangi birisi “Allah’ın kitabında zina için yalnızca bir had vardır. İkincisini (recmi) onda göremiyoruz” demesin. Ben Hz. Peygamber’in recm cezasını uyguladığını bizzat gördüm. Ondan sonra bunu biz (Ebubekir’le ben) de uyguladık. Allah’a yemin ederim ki insanların “Ömer, Allah’ın kitabına onda olmayan yeni ayetler ekledi” demelerinden korkmasaydım recm âyetini mushafa yazardım. Biz onu zamanında “e’ş-Şeyhü ve’şeyhetü izâ zeneyâ fe’rcümûhüma elbetet (Evli bir erkekle evli bir kadın zina ettiklerinde ikisini de recmedin)” şeklinde okuyup duruyorduk”. Hz. Ömer, Zilhicce ayı çıkmadan vuruldu.[4]
- Hz. Ömer bir cuma günü minbere çıktı; Allah’a hamd ü senalar ettikten sonra Hz. Peygamber ve Hz. Ebubekir’den bahsederek şunları söyledi: “Dün gece bir rüya gördüm ve bunu ecelimin yaklaştığına yordum. Rüyamda bir horozun beni iki gaga darbesiyle yaraladığını gördüm. Bunu Esmâ binti Umeys’e anlattığımda o
“Acemlerden bir kişi seni öldürecektir” dedi. Halk benden, kendimden sonra bir halife seçmemi istiyor. Şunu biliniz ki Allah dinini korur ve Peygamber’inin yerini (halifeliği) boş bırakmaz. Eğer vefat edecek olursam halifelik, Hz. Peygamber’in kendilerinden razı olarak vefat ettikleri şu altı kişi arasındadır: Osman, Ali, Zübeyr, Talhâ, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebî Vakkas. Bunlardan hangisine biat ederseniz onun sözünü dinleyip kendisine itaat ediniz. Bazı kimselerin bu duruma itiraz edip beni ayıplayacaklarını çok iyi biliyorum. Ben şu ellerimle onlarla İslâm dini için savaşırım. Eğer bunu söyleyecek olurlarsa biliniz ki onlar Allah’ın, kafir ve sapık düşmanlarıdır. Benim namazlarımda kelâle (Arkasında çoluk-çocuk ve anne-baba bırakmadan ölen kimsenin mirası) meselesinden daha önemli bir mesele yoktur. Allah’a yemin ederim ki kendisiyle birlikte bulunduğum süre içerisinde Hz. Peygamber’in hiçbir konuda kelâle meselesinde olduğu kadar sert ve şiddetli davrandığını görmedim. Hatta mübarek parmaklarıyla göğsüme vurarak “Nisa Sûresi’nin son ayeti olan “yaz” ayeti senin için kafidir” buyurdular. Eğer yaşayacak olursam kelâle meselesinde öyle bir hüküm vereceğim ki okuyan-okumayan herkes bunu öğrenecektir. Allah şahidimdir ki ben memleketlere vali olarak gönderdiğim her memuru ancak müslümanlara dinlerini, Peygamber’in sünnetini öğretsinler ve çözemedikleri meseleleri bana havale etsinler diye gönderdim. Ey insanlar! Yemekte olduğunuz iki bitki var ki ben bunları pis buluyorum: Birisi sarımsak diğeri ise soğandır. Allah’a yemin ederim ki Hz. Peygamberin kimden bu ikisinden birinin kokusu gelirse sahabilerine onu mescitten çıkarıp Bakî mezarlığına kadar götürmelerini emrederlerdi. Eğer ille de yemek istiyorsanız, pişirmek suretiyle kokularını öldürerek yeyiniz!”. Hz. Ömer bu hutbeyi cuma günü irat etmişti. Çarşamba günü, Zilhiccenin bitimine dört gün kala vuruldu.[5]
- Hz. Ömer bir hutbesinde şunları söyledi: “Ey insanlar! Hz. Peygamber bu mescidi inşa ederlerken Muhacir ve Ensar olarak biz onunla beraberdik. Daha sonra cemaat çoğalıp da mescide sığmaz olduğu zaman kişi önündekinin sırtına secde ederdi”. Hz. Ömer bir gün, bir grup müslümanın yolda namaz kıldıklarını gördü ve onlara namazınızı mescitte kılınız!” buyurdu.[6]
- Hz. Ömer halife seçildiğinde bir hutbe irat ederek şunları söyledi: “Hz. Peygamber mut’a nikahı (geçici evlilik) için üç defa izin verdiler ve sonra da onu yasakladılar. Allah’a yemin ederim ki evli olup da bir kadınla mut’a nikahı ile evlenen birisini gördüğümde onu recmederek öldürürüm. Ancak dört şahit getirerek Hz. Peygamber’in mut’a nikahını dördüncü defa yasakladıktan sonra tekrar serbest bıraktığını isbat edebilirse kurtulur. Müslümanlardan bekar birinin mut’a nikahı ile evlendiğini duyarsam ona yüz sopa vururum. Ancak dört şahit getirip de Hz. Peygamber’in mut’a nikahını son olarak yine serbest bıraktığını isbat ederse yakasını benim elimden kurtarabilir”[7]
- Abdullah b. Said’in dedesi şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in minberde şunları söylediğini duydum: “Ey müslümanlar! Allah Teâlâ bugün sizlere Acemlerin memleketlerinden Hz. Peygamber’in ve Ebubekir’in devirlerinde vermediği kadar mallar, çocuk ve kadınlar vermiştir. İyi biliyorum ki içinizden bazıları cariyelerine yaklaşacaklardır. Eğer sizden birinizin cariyesinden bir çocuğu olursa sakın onu satmasın. Çünkü ileride kişinin mahremi ile evlenip onunla cinsi münasebette bulunması ihtimali ortaya çıkar”[8]
- Ma’rûr veya İbn Ma’rûr et-Temîmî şöyle anlatıyor: Bir keresinde Hz. Ömer’in bir hutbesini dinledim. Minbere çıktı, Hz. Peygamber’in oturdukları yerden iki basamak aşağıya oturarak “Ey müslümanlar! Size Allah’ın takvasını (emir ve yasaklarına riayet edip azabından korunmanızı) tavsiye ediyorum. Meşrû idarecileri dinleyip eminlerine itaat ediniz!” dedi.[9]
- Hz. Ömer bir hutbesinde şunları söyledi: “Sizden nefsinin hevasına uymayıp kendisini öfkeden ve tamahkarlıktan koruyan ve doğru sözlü olanlar kurtulmuşlardır. Doğru söz sahibini hayra ve iyiliğe götürür. Yalan söyleyenler fâcir, fâcirlerse helak olur. Fücurdan (fâcirlikten) sakınınız. Topraktan yaratılmış ve tekrar ona dönecek olan bir kişi nasıl olur da fâcirlik yapabilir ki bugün diri, yarın ölüdür. Bugünün işini yarına bırakmayınız ve mazlumun bedduasından sakınınız. Kendinizi daima ölülerden farzediniz!”[10]
- Kabîsa şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in minberde şunları söylediğini duydum: “Merhamet etmeyen kimseye merhamet edilmez. Affetmeyen kimse affedilmez. Başkasının özrünü kabul etmeyenlerin tevbesi kabul olunmaz. Allah’ın yasaklarından ve kötülüklerden sakınmayan bir kişi de korunmaz.”[11]
- Hz. Ömer bir hutbesinde şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi tamahkarlık (açgözlülük) fakirliktir. Başkalarından birşey beklememekse zenginliktir. İnsan gözünü dikmediği şeylere muhtaç değildir ve o konuda zengindir.”[12]
- Abdullah b. Hirâş’ın amcası şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in bir hutbesinde “Rabb’im! Bizi lütfunla koru ve emrin üzerinde sabit kıl” diye dua ettiğini duydum.[13]
- Hz. Ömer insanlara bir hutbe irat ederek şunları söyledi: “Allah Teâlâ, aramızda bulunduğu sırada Peygamber’ine dilediği kolaylıkları gösteriyordu. Ancak bugün Hz. Peygamber aramızda bulunmamaktadır. “Allah için haccı ve umreyi tamamlayınız” (Bakara: 2/196) ve kadınlarınızın ırz ve namuslarını koruyarak fahişeliğin yayılmasına engel olunuz!”[14]
- Abdullah b. Zübeyr şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’i minberde şöyle derken dinledim: “Ben Hz. Peygamber’in ‘Bu dünyada ipekli elbiseler giyen kimseler ahirette giyemeyeceklerdir’ buyurduğunu duydum.”[15]
- Abdurrahman b. Avf’ın azatlısı şöyle anlatıyor: Bir bayram namazını Hz. Ömer’in arkasında kıldım. Hutbeden önce ezansız ve kametsiz iki rekat namaz kıldı ve sonra da minbere çıkarak şunları söyledi: ‘Ey insanlar! Hz. Peygamber şu iki günde oruç tutmayı yasaklamıştır: Bunlardan birisi orucunuzu bozduğunuz gündür ki o sizin bayramınızdır. İkincisi ise kurbanlarınızın etlerini yediğiniz gündür.”[16]
- Hz. Ömer bir gün minbere çıkarak şunları söyledi: “Ben Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğunu işittim: “Ameller niyetlere göredir; insanın ameli niyetine göre değerlendirilir. Kişi amellerinin karşılığını ancak niyetine göre alır. Kim Allah ve Rasûlüne hizmet niyetiyle hicret ederse onun hicreti Allah ve Rasûlünedir. Kim de dünya menfaati elde etmek ya da bir kadınla evlenmek için hicret ederse o da onlara doğru hicret etmiş olur.”[17]
- Hz. Ömer kıtlık senesinde halka hitap ederek şunları söyledi: “Ey insanlar! İç âleminizde ve insanların bulunmadığı yerlerdeki amellerinizde Allah’tan korkunuz! Ben sizinle, siz de benimle olmak üzere bizler birbirimizle imtihan olunmaktayız. Ancak Allah’ın gazabının benim üzerime mi yoksa sizin üzerinize mi olacağını bilmiyorum. Bunun için de geliniz bize merhamet edip üzerimizden bu sıkıntıyı gidermesi ve kalblerimizi islah etmesi için hep birlikte Allah Teâlâ’ya dua edelim!”. Süleyman b. Yesar şöyle diyor: “Ben o gün Hz. Ömer’in hutbeden sonra ellerini kaldırıp ağlayarak dua ettiğini gördüm. Cemaat da aynı şekilde ağlayarak dua ediyorlardı. Bu durum uzun bir süre devam etti. Nihayet Hz. Ömer duasını bitirerek minberden indi.”[18]
- Ebu Osman en-Nehdî şöyle anlatıyor: Hz. Ömer’in bir hutbesinde minberin yanında oturuyordum. O şöyle diyordu: “Ben Hz. Peygamberin “Ümmetim hakkında en fazla korktuğum şey, güzel konuşabilen dili bilgin münafıklardır” buyurduğunu duydum.”[19]
[1] Kenz, II/143 (Ebu Ubeyd, Harâitî, Sâbûnî ve Abdurrezzak).
[2] Kenz, II/232 (Hatib, Ebu Said el-Hudri’den).
[3] Kenz, III/230 (İbnü’d-Dıyâ, Esved b. Yezid’den).
[4] Bu ve bundan önceki: Kenz, III/90 (1- İmam Ahmed, Ebu Ya’la ve Ebu Ubeyde, İbn Abbas’tan. 2- İmam Malik, İbn Sa’d, Müsedded ve Hakim, Said b. el-Müseyyeb’den).
[5] Kenz, III/153 (Tayallisi, İbn Sa’d, İbn Ebi Şeybe, İmam Ahmed, İbn Hibban, Müslim, Nesai, Ebu Avâne ve Ebu Ya’la, Ma’dan b. Ebu Talhâ el-Ya’muri’den).
[6] Kenz, IV/259 (Taberani, Evsat’ında, İmam Ahmed, Şasi, Beyhaki ve Said b. Mansur, Yesâr b. Ma’rur’dan).
[7] Kenz, VIII/293 (İbn Asâkir, Said b. Mansur ve Temâm).
[8] Kenz, VIII/292 (Beyhaki, Abdullah b. Said’den, o da dedesinden).
[9] Kenz, VIII/208 (İbn Cerir).
[10] Kenz, VII/208 (Beyhaki, Ebu Hureyre’den).
[11] Kenz, VIII/207 (Buhari, Edeb’de, İbn Huzeyme ve Ca’fer el-Firyâbî).
[12] Ebu Nuaym, Hilye I/50 (Urve’den); Kenz, VIII/235 (İbnü’l-Mübarek).
[13] Ebu Nuaym, Hilye I/54 (Abdullah b. Hıraş’tan); Kenz I/303 (İmam Ahmed, Zühd’de, Rüyani, Le’lekâi ve İbn Asâkir, Bu rivayette “Bize fazlınla rızık ver!” ibaresi de vardır).
[14] İmam Ahmed, Müsned I/17 (Ebu Said’den).
[15] İmam Ahmed, Müsned I/20.
[16] İmam Ahmed, Müsned I/34 (Ebu Ubeyd).
[17] İmam Ahmed, Müsned I/43 (Alkame b.Vakkas el-Leysi’den).
[18] İbn Sa’d III/322 (Süleyman b. Yesar’dan).
[19] İmam Ahmed, Müsned I/44.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/197-202.
İslami Okul Okulların En Önemlisi