Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 76. Sayfa

Hz. Ali’nin Derleyici ve Faydalı Bir Hutbe İrat Etmesi

 

- Hz. Ali bir keresinde minbere çıkarak şunları söyledi:

“Mahlukatı yoktan vâredip geceyi gündüzden ayıran ve kabirlerinde bulunanları diriltip haşre gönderecek olan Allah Teâlâ’ya hamdederim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed de O’nun kulu ve Rasûlüdür. Size Allah’ın takvasını (emir ve yasaklarına uyup azabından korunmanızı) tavsiye ediyorum. İnsanı Allah’a götürecek araçların en üstünü imandır; Allah yolunda cihat ve ihlas kelimesidir. Çünkü bu insanın fıtratında bulunmaktadır. Namazı kılmaktır; çünkü din namazdan ibarettir. Zekatı vermektir; çünkü zekat dinin farzalarından biridir. Ramazan’da oruç tutmaktır; çünkü bu insanı Allah’ın azabından koruyan bir kalkandır. Hacca gidip Kabe’yi ziyaret etmektir; çünkü hac fakirliği önleyici ve günahları silip süpürücü bir ameldir. Sıla-i rahim yapmaktır (akrabalık haklarını gözetmektir); çünku bu malı çoğaltır, eceli geciktirir, aile bağlarını güçlendirir. Gizli olarak sadaka vermektir; çünkü bu Allah’ın gazabını söndürür ve hatalara keffaret olur. Bir de iyilik yapmaktır; çünkü bu insanı kötü ölümlerden ve düşüşlerden korur. Ey insanlar! Allah’ın zikrine dalınız; zira bu zikirlerin ve sözlerin en güzelidir. Allah Teâlâ’nın müttakîlere va’dettiği şeyleri can u gönülden isteyiniz; çünkü O’nun va’di en doğru bir va’ddır. Hz. Peygamber’in izinden gidiniz; çünkü onun yolu, yolların en üstünüdür. Onun sünnetiyle amel edip bundan ayrılmayınız; çünkü onun sünneti, sünnetlerin en üstünüdür. Allah’ın kitabını öğreniniz; çünkü o, sözlerin en üstünüdür. Din ve Kur’ân hususunda bilgi sahibi olmaya çalışınız; çünkü o kalblerin baharıdır. Kalblerinizdeki hastalıklar için Kur’ân’dan şifa arayınız; çünkü bu hastalıklar için tek şifa kaynağı odur. Kur’ân’ı güzelce okuyunuz; çünkü o kıssaların en güzelidir. Yanınızda okunduğunda onu can kulağıyla dinleyiniz ki Allah’ın rahmetini elde edebilesiniz. Hidayete ermek istiyorsanız ondan öğrendiklerinizle amel ediniz. İlmiyle âmil olmayan (amel etmeyen) bir âlimin, cehaleti sebebiyle dalâlete düşen cahilden hiç bir farkı yoktur. Hatta böyle bir âlim cehalet içerisinde şaşkın şaşkın dolaşmakta alan cahilden daha fazla pişmanlık duyacaktır. Aleyhindeki şeyler cahilinkinden daha çoktur. Bunların ikisi de saptırılmış ve helak olmuşlardır.

“Ey insanlar! Batıl inançlardan uzak durunuz ki sizi şüpheye düşürmesin. şüpheye kapıldığınızda ise inkara ve küfre sapmış olursunuz. Nefislerinize uyup hak hususunda gaflet göstermeyiniz; aksi takdirde zarara uğrarsınız. Sizden kendisini en çok sevenler, Rabb’ine en fazla itaat edenlerinizdir. Kendi nefsini en çok aldatanınız ise Rabb’ine en çok isyan edeninizdir. Allah’a itaat eden mutlu ve güvenlikte olur. Allah’a isyan edense daima korku ve pişmanlık içerisinde bulunur. Sonra Allah Teâlâ’dan kuvvetli bir iman ve sağlık isteyiniz. Kalbde bulunanların en hayırlısı imandır. İşlerin ve emirlerin en efdali kesin bilgi ve delile dayananlarıdır. En kötüleri ise sonradan icat edilip dine sokuşturulmak istenenlerdir. Sonradan icat edilen şeylerse birer bid’at olup bunları icat edenler de bid’at sahipleridir. Bid’at işleyenler kaybeden ve zarara uğrayan kimselerdir. Her bid’at bir sünnetin unutulup ortadan kalkmasına sebep olur. Asıl zarar eden kişi dini hususunda aldanıp kendisini zarara sokan kişidir. Şunu biliniz ki riya şirkten; ve amelse imandandır. Oyun ve eğlence meclislerinde oturmak insana Kur’ân’ı unutturur. Buralarda bulunan şeytan insanları dalalete sürükler. Kadınlarla oturup kalkmak kalbleri kaydırıp onun kötüye kaymasına neden olur. Kadınlar şeytanın tuzaklarıdır. Allah Teâlâ’ya karşı daima dürüst ve samimi olunuz. O her zaman için doğru söyleyenlerle beraberdir. Yalandan sakınınız; çünkü o imanla birarada barınamaz. Doğruluk kurtuluş ve şeref; yalancılıksa sonu helak olan bir şerefsizliktir. Daima hakkı söyleyiniz ve hak ile tanınmaya çalışınız. Hakla amel edip onu savununuz. Emaneti yerine getiriniz. Sizinle ilişkilerini kesen akrabalarınızla ilgilenip onlarla ilişkinizi kesmeyin. Sizi mahrum bırakıp yardım etmeyenlere dahi ikramda bulununuz. Söz verdiğiniz zaman onu mutlaka yerine getiriniz. Hükmettiğiniz zaman adaletten asla ayrılmayınız. Atalarınızla övünmeyiniz. Birbirinize kötü lakaplar takıp insan haysiyetini hiçe sayan şakalar yapmayınız. Birbirinizi öfkelendirmeyiniz. Zayıflara, mazlumlara ve borçlulara, Allah yolunda cihat edenlere, yolda kalanlara, yardımınızı rica edenlere, esirlere yardım ediniz. Dul kadınlara ve yetimlere merhamet gösteriniz. Aranızda selamı yayınız; size selam verildiğinde aynısıyla ya da daha güzeliyle karşılık veriniz. Günah ve düşmanlık üzerinde değil birr (iyilik) ve takva üzerinde yardımlaşınız. Azabı çetin ve dayanılmaz olan Allah’tan korkunuz. Misafire ikramda bulununuz: komşularınızla iyi geçinip onlara iyilik yapınız. Hastaları ziyaret edip cenazeleri teşyi ediniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.

“Ey insanlar! Dünya bize sırtını dönmüş, giderek uzaklaşmakta, ahiretse her an biraz daha yaklaşmaktadır. Bu dünya ahirette yapılacak olan bir yarışın hazırlık yeridir. Bu yarışta geçenler cennete, diğerleriyse cehenneme gireceklerdir. İnsanlar bugün ecellerine doğru hızla akıp gitmekte olan günlerini yaşamaktadır. Kim bu günlerde Allah için ihlasla ibadet eder ve O’nun yolunda çalışırsa o kişi çok güzel bir amel işlemiş ve arzusuna ulaşmış demektir. Kim de bu konuda kusur gösterirse amelleri boşa çıkar ve zarar eder. Bolluk ve darlık zamanlarınızda Allah’ın emir ve yasaklarına riayet ediniz. Bir isteğinize kavuştuğunuzda Allah’a şükrediniz; fakat O’nun azabından asla emin olmayınız. Hoşunuza gitmeyen bir durumla karşılaştığınızda da Allah’ı zikrediniz; ama Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Müslümanlara en güzel şeyleri va’deden Allah Teâlâ şükredenlere de nimetlerini artırmayı va’detmiştir. Ben bugün cenneti istediği halde gaflet içerisinde bulunup bu konuda hiçbir gayret göstermeyen; cehennemden kaçmak isteyip de kıllarını dahi kıpırdatmadan uyuyanlara şaşıyorum. Kendisine hakkın yarar sağlayamadığı kişi batıldan zarar görür. Doğru yoldan sapan kişi dalalet (sapıklık) seline kapılır. Yakînden (kesin bilgiden) yararlanamayan kimse şüphe bataklığına saplanır. Sizlere bu dünyadan göç etmeniz emr olunmuş ve azığınızın da nelerden ibaret olduğu haber verilmiştir. Sizin için en çok korktuğum iki şey vardır: Birincisi ulaşılması imkansız uzun emellerde bulunmak, ikincisi de nefsin hevalarına tabi olmaktır. Uzun emellerin sana ahireti unutturur. Nefsin hevasına tabi olmaksa haktan uzaklaştırır. Unutmayınız ki dünya sırtını dönüp gitmekte ahiretse gittikçe yaklaşmaktadır. İkisinin de evlatları vardır. Gücünüz yettiğince ahiret evlatlarından olmaya çalışınız. Dünyanın evlatlarından olmaktan sakınınız; çünkü burası hesap yeri değil amel ve çalışma yeridir. Âhiretteyse çalışma yoktur, sorgu ve hesap vardır”[1]


 

[1] Bidaye VII/30.

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/216-219.