Islam Tarihi - 93. Sayfa
19. FASIL: ABDULLAH b. SELÂM (r.a.)’ın BİR HUTBESİ
- Muhammed b. Yusuf b. Abdillah b. Selâm, Haccâc Yusuf’un (Haccâc-ı Zâlim) yanına girmek için izin istedi. İzin verilmesi üzerine de içeri girerek selam verdi. Haccâc tahtının yanında oturmakta olan iki kişiye onun için yer açmalarını emretti. Muhammed b. Yusuf oturduğunda Haccâc ona
“Allah için doğru söyle, babanın Abdulmelik b. Mervan’a deden Abdullah b. Selâm’dan rivâyet ettiği hadisi biliyor musun?” dedi. Muhammed
“Allah’ın rahmeti üzerine olsun! Benim bildiğim çok hadis vardır ve senin hangisini kastettiğini anlayamadım” karşılığını verdi. Haccâc
“Osman’ı kuşatan Mısırlılar hakkındaki hadis” deyince Muhammed b. Yusuf şunları söyledi:
“Evet bu hadisi biliyorum. Dedem Abdullah b. Selâm asiler tarafından kuşatılan Hz. Osman’ın yanına girdi ve “Ey Mü’minlerin Emîri! Selam senin üzerine olsun!” dedi. Hz. Osman
“Senin de üzerine selam olsun ey Abdullah b. Selam” diyerek onun selamını aldı. Orada bulunanlar yer açtılar. Abdullah b. Selam oturduğunda Hz: Osman ona geliş sebebini sordu. Abdullah da
“Buraya seninle birlikte çarpışıp şehit oluncaya ya da Allah Teâlâ senin için bir çıkış yolu gösterinceye kadar yanında durmak için geldim. Ben dışardakilerin seni öldürmeden bırakmayacaklarını tahmin ediyorum. Eğer öldürülecek olursan bu senin için bir hayır, onlar içinse şer olacaktır” dedi. Onun bu sözlerini işiten Hz. Osman şöyle buyurdu:
“Sana üzerinde bulunan hakkım ile yemin verdiriyorum ki çıkıp onlara nasihatta bulun. Bu çok büyük bir hayırdır. Kim bilir belki de Allah Teâlâ senin vasıtanla bu büyük fitneyi ve şerri ortadan kaldırır”. Abdullah b. Selâm, Hz. Osman’ın bu isteğini yerine getirmek üzere dışarı çıktı. Onu gören asiler kendilerini ilgilendiren bir haber alabilmek ümidiyle etrafına toplandılar. Abdullah b. Selâm Allah’a hamd ü senâlar ettikten sonra şunları söyledi:
“Ey insanlar! Allah Teâlâ, Muhammed’i kendisine itaat edenlere cenneti müjdelemesi, isyan edenleri ise cehennem ateşiyle korkutması için gönderdi. Müşriklerin hoşuna gitmese de Allah dinini ve Peygamberi Muhammed’e tâbi olanları bütün dinlere galip getirmiştir. Sonra O, peygamberi için yurt olarak Medine’ye seçti. Yemin ederim ki Hz. Peygamber’in Medine’ye geldikleri günden bu yana onun (Medine’nin) etrafı meleklerle çevrilidir ve yine o günden beri Allah Teâlâ’nın kılıcı kınında bulunmaktadır. Ey insanlar! Allah Peygamberi Muhammed’i hak dinle gönderdi. Hidâyete erenler buna Allah Teâlâ’nın hidayetiyle kavuşmuşlardır. Kim de yoldan çıkar ve dalâlete düşerse onun hiç bir özrü ve delili olamaz. Şunu biliniz ki geçmiş ümmetlerden, öldürülen her bir peygamber yetmiş bin savaşçının; öldürülen her bir halife de otuzbeşbin savaşçının ölümüne sebep olmuştur. Bunun için de sakın bu ihtiyarı (Hz. Osman’ı) katletmeye acele etmeyiniz. Allah’a yemin ederim ki sizden onu öldürenler kıyamet gününde Allah’ın huzuruna elleri kesik ve sakat olarak çıkacaklardır. Şunu da biliniz ki bu ihtiyarın her biriniz üzerinde bir babanın evladı üzerindeki hakkı kadar hakkı vardır”. Bunun üzerine âsiler
“Ey yahûdî! Yalan söylüyorsun!” diye bağırmaya başladılar. Abdullah b. Selam da onlara şöyle karşılık verdi:
“Allah’a yemin ederim ki asıl siz yalan söylüyorsunuz. Siz günahkar kimselersiniz. Ben yahudi değilim; müslümanlardan birisiyim. Allah Teâlâ, Hz. Peygamber ve mü’minler bunu bilirler ve buna şahittirler. Allah benim hakkımda âyet indirmiştir: “De ki: ‘Benimle sizin aranızda (peygamberliğime) şahit olarak Allah ve yanında Kitab’ın ilmi bulunanlar (yahudi ve hristiyanlardan mü’min olanlar) yeter!” (Ra’d: 13/43) “(Ey Rasûlüm!) De ki: “(Ey yahudiler!) Siz Kur’ân’ı inkar ettiğiniz halde, eğer o Allah tarafından gönderilmiş ise ve İsrailoğullarından bir şahit onun benzeri üzerinde şahitlik edip iman etmiş iken siz yine büyüklük taslamışsanız (bu durumda sizler zâlimler olmaz mısınız?) Şüphesiz ki Allah zalim bir kavmi hidayet etmez” (Ahkaf: 46/10)[1]
[1] Heysemi IX/93 (Taberani, Abdulmelik b. Umeyr’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/241-242.
İslami Okul Okulların En Önemlisi