Islam Tarihi - 19. Sayfa
7. FASIL: SELMÂN-I FÂRİSÎ (r.a.)’ın NASİHATLARI
- Selmân-ı Fârisî (r.a.) şöyle buyurmuştur: Üç şey beni güldürdü, üç şey de ağlattı. Ölüm peşinde olduğu halde dünyayı ümit edebilen; kendisinden asla gaflet edilmediği halde kendisi gaflet içerisinde yüzenlere ve Rabb’inin kendisinden razı olup olmadığını bilmediği halde ağız dolusu kahkaha atanlara gülerim. Diğer taraftan Hz. Peygamber’den ve onun ashabından olan arkadaşlarımdan ayrılmama, can çekişirken karşılaşacağım zorluklara ve Âlemlerin Rabb’i olan Allah Teâlâ’nın huzuruna çıktığımda O’nun beni cennete mi yoksa cehenneme mi göndereceğini bilemeyişime de ağlarım”[1]
- Selmân-ı Fârisî şöyle anlatıyor: “Allah Teâlâ kullarından biri hakkında şer ya da kötülük dilediğinde ondan haya duygusunu kaldırır. Bunun sonucunda da o kişiden merhamet çekip alınır. Böylece diğer insanlar onu kötü ahlaklı hşin ve kaba biri olarak tanırlar ve bunun içinde sevmezler. Bu şekilde ondan emânet (güvenirlik) de alınır ve insan onu bir hain olarak görür. Sonuçta da İslâm’ın ipi onun boynundan çözülür ve lanetlenir”[2]
- Selmân-ı Fârisî şöyle buyurmuştur: Mü’min yanında hem hastalığını anlayıp hem de tedavisini yapan bir doktorun bulunduğu hastaya benzer. Hasta kendisine zararı dokunacak bir şey yemek istediğinde doktor ona “Sakın bunu yeme; çünkü seni ölüme götürür” der ve iyileşinceye kadar da onun yanından ayrılmaz. Mü’min de böyledir. Allah Teâlâ onu yapmak istediği kötü şeylerden alıkor; ölünceye kadar kontrol altında tutarak cennetine dâhil eder.”[3]
- Selmân-i Fârisî (r.a.) kendisine bir mektup yazarak
“Buraya, mukaddes topraklara gel!” diyen Ebu’d-Derdâ (r.a.)’a şu cevabı yazdı:
“Hiç bir toprak parçası insanı takdis edemez; onu ancak amelleri takdis edilebilir. Duyduğuma göre doktor olmuşsun (kadı olarak tayin edilmişsin). Eğer hastalarını iyileştirebiliyorsan ne mutlu sana! Şayet bu işine ehil olmayıp da bu yüzden bir insanin ölümüne sebep olursan cehenneme girmekten kork!” Bu mektubu aldığı günden sonra Ebu’d-Derdâ aralarında hüküm verdiği kişileri tekrar çağırtarak onlara
“Ben bu işte henüz yeniyim; bunun için de aranızdaki meseleyi bir kere daha anlatınız” derdi.[4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi