Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Şiddetli Bir Açlıktan Sonra Ashaba Büyük Bir Deniz Hayvanının Rızık Olarak Verilmesi - 134. Sayfa

Şiddetli Bir Açlıktan Sonra Ashaba Büyük Bir Deniz Hayvanının Rızık Olarak Verilmesi

 

- Halk Hz. Peygamber’e açlıktan şikayet etti. Hz. Peygamber

“Umulur ki Allah size bir yiyecek verecektir” dedi. Böylece denizin sahiline vardık. Deniz taştı ve büyük bir hayvanı karaya attı. Biz hemen bir ateş yaktık, etinden pişirdik, kavurduk ve doyasıya yedik. Cabir, bu hayvanın büyüklüğünü anlatırken beş kişinin adını sayarak “Ben ve falan falan... o hayvanın göz çukuruna girdik ve kimse bizi görmeden öbür tarafından çıktık. Onun kaburga kemiğini eğrilttik, içimizde en uzun boylu olanı, büyük bir semer vurarak büyük bir deveye bindirdik. Adam onun altından başını eğmeden geçti.[1]

- Hz. Peygamber deniz sahiline bir askeri birlik gönderdi. Başlarına da Ebu Ubeyde b. Cerrah’ı getirdi. Üç yüz kişiydiler. Ben de onlardan birisiydim. Yolun bir kısmını geçtikten sonra azığımız bitti. Ebu Ubeyde b. Cerrah askerin bütün azığının getirilmesini emretti. Bütün azık toplandı. İki dağarcık dolusu hurma oldu. Böylece bize her gün azar azar bir şeyler verildi. Sonunda da artık bize bir hurmadan başka pay düşmez oldu.

“Bir hurma nasıl derdimize deva olabilir?” dedim. Fakat biz onu tamamen kaybettikten sonra onun da çok büyük bir nimet olduğunu anladık. Sonra deniz kıyısına vardık, baktık ki yere yayılmış dağ gibi bir balık. Askerler on sekiz gün o balıktan yediler. Ebu Ubeyde onun kaburgalarından iki tanesinin dikilmesini istedi. Sonra bir deve istedi, onun da yüklerini yükledikten sonra onların altından geçti. Fakat yine de başı onlara değmiyordu.[2]

- Rasûlullah bizi üç yüz kişi olarak, emirimiz de Ebu Ubeyde b. Cerrah olduğu halde, yola çıkardı. Biz Kureyş’in Şam’dan Mekke’ye dönüp gelmekte olan bir kervanını bekliyorduk. Bize şiddetli bir açlık isabet etti. Bu yolculuğumuzda ağaçların düşen yapraklarını topladık, yedik ve askere “Yaprak askeri” denildi. Bir kişi (Bu Babası gibi cömert olan Sa’d b. Ubade’nin oğlu Kays’tır) üç deve kesti. Sonra üç deve daha kesti. Sonra da üç tane daha. Onları askere yedirdi. Bundan sonra Ubeyde onun deve kesmesini yasakladı. Deniz sahilinde Amber isimli bir balık bulduk. Yarım ay o balığın etinden yedik, yağını kullandık. Eski kuvvetimiz geri geldi, o gevşeklik bizden gitti. Sonra da kaburga olayını anlatmıştır.[3]

- Hz. Peygamber bizi gönderdi ve başımıza emir olarak Ebu Ubeyde’yi tayin etti. Kureyş’in Şam’dan Mekke’ye gitmekte olan bir kervanını bekliyorduk. Peygamber bize azık olarak hurma dolu bir dağarcık verdi. Ondan başka bir birşeyimiz yoktu. Ebu Ubeyde onları bize birer birer verirdi. Cabir’e

“Peki, siz ne yapıyordunuz?” diye sordum. Cabir

“Biz bir çocuğun hurmayı emmesi gibi onu emiyorduk. Sonra da üzerine biraz su içiyorduk. Bütün gün onunla idare ediyorduk. Biz bastonlarımızı ağaçlara vurur, yapraklarını su ile ıslattıktan sonra yerdik. Deniz sahiline vardığımızda kum tepesini andıran birşey gördük. Oraya vardığımızda baktık ki Amber denilen kocaman bir balık. Ebu Ubeyde

“Bu murdardır” dedi. Sonra da

“Hayır, vallahi biz Rasûlullah’ın elçileriyiz ve Allah yolunda savaşıyoruz ve siz mecbur kalmışsınız yeyiniz” dedi. Orada bir ay kadar kaldık. üç yüz kişiydik. Balık etinden herkes şişmanladı. Onun gözlerindeki yağlardan testiler dolusu alıyorduk. Ondan öküz leşi gibi parçalar koparıyorduk. Ebu Ubeyde bizden on üç kişiyi onun göz çukuruna oturttu. Kaburgalarından da birisini alarak dikti. Sonra kervanda bulunan en büyük deveye bindi, onun altından geçti. Biz onun etinden yapabildiğimiz kadar kaynatıp azık olarak aldık ve yanımızda Medine’ye kadar getirdik. Bunu Hz. Peygamber’e anlatınca

“O bir rızıktır, Allah sizin için onu çıkartmıştır. Sizin yanınızda onun etinden bir şey var mıdır, bize de yedirin?” dedi. Biz Hz. Peygamber’e onun etinden bir şeyler gönderdik, Peygamber o etten yedi” dedi.[4]


 

[1] Müslim, II/418 (Cabir b. Abdullah’dan).

[2] İmam Mâlik, Muvatta, s. 371 (Cabir’den). Hadisi Buhari ve Müslim de benzer şekilde rivayet etmişlerdir. (Bidaye, IV/276).

[3] Bidaye, IV/276 (Buhari ve Müslim, Amr b. Dinar’dan); Ebu Nuaym, Delâil s. 214.

[4] Bidaye, IV/276 (Beyhaki, Müslim, Ebu Davud, Cabir’den); İbn Sa’d, III/411.

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/399-401.