Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 17. Sayfa

Meleklerin, Buhresil Muhasarasında Ebu Müfezzer’in Diliyle Konuşması

 

- Biz Buhresil denilen şehri, İran ordusu mağlub olup kaçtıktan sonra kuşattık. Bir elçi bize geldi ve

“Kral size sulh etmenizi teklif ediyor! Dicle’den dağlara kadar, bizim olsun. Dicle’den sizin tarafınıza düşen kısım da sizin olsun. Bu şartlarla sulh yapar mısınız? Siz doymadınız mı? Allah sizi doyurmasın” dedi. Bunun üzerine Ebu Müfezzer el-Esved b. Kutbe ortaya çıkarak konuşmaya başladı. Öyle şeyler söyledi ki, ne kendisi ne de biz o sözlerden bir şey anlamadık. Ancak İran elçisi hemen kalkıp gitti ve İran ordusu geri çekildi. Biz Ebu Müfezzer’e

“Ey Ebâ Müfezzer! Sen bu adama ne dedin de, hemen kalkıp gitti. O gidince de İran ordusu Medain’e doğru çekildi” dedik. Ebu Müfezzer

“Muhammed’i hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, ben ne dediğimi bilmiyorum. Ancak benim üzerime bir sekine indiğini ve hakkımızda en hayırlı bir şekilde konuşturulduğumu sanıyorum” dedi. Bunun üzerine herkes gelip ona ne dediğini sormaya başladılar. Kumandanımız Sa’d b. Ebi Vakkas da bunu duyup yanımıza gelerek

“Ey Ebâ Müfezzer! Sen ne dedin?” dedi. Ebu Müfezzer, bize dediklerini ona da söyledi. Sonra Sa’d b. Ebi Vakkas, hücum emri verdi. Mancınıklar taş yağdırmaya başladı. Bizden hiç kimse şehre girmeden, şehirden bir adam çıkarak eman diledi. Ona eman verdik. Bize

“Şehirde hiç kimse yoktur. Neden girmiyorsunuz?” dedi. Bunun üzerine şehire girdik. Şehre girdiğimizde gerçekten de hiç kimseyi görmedik. Şehrin dışında esir aldığımız bazı kimselere

“Bunlar neden kaçtılar?” diye sorduk. Onlar

“Sizden birisi Şah’ın elçisine

“Biz Efrizin balı ile Kusî turuncunu yemedikçe barış yoktur” demiş. Bunun üzerine Şah

“Eyvah! Melekler onların diliyle konuşuyor. Allah’a yemin ederim ki, bunda büyük bir şer vardır. Burayı hemen terkedip daha uzaklara çekilin” diye emretti” dediler.[1]


 

[1] Taberani, Tarih, III/118 (Enes b. Huleys’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/307-308.