Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 43. Sayfa

16. FASIL: SESİN UZAK MESAFELERE ULAŞMASI

      

Sariye ve Ordusunun Hz. Ömer’in Sesini Duymaları

 

- Hz. Ömer bir ordu gönderdi. Sariye’yi de kumandan tayin etti. Hz. Ömer Medine’de hutbe okurken aniden, hutbe arasında ‘Ey Sariye! Dağa’ diye üç defa bağırdı. Aradan bir müddet geçince, Sariye’nin elçisi Medine’ye geldi. Ömer ona durumu sordu. Elçi

“Ey Mü’minlerin Emîri! Biz mağlub olmuştuk. Bu durumda iken “Ey Sariye! Dağa” diye bağıran bir ses duyduk. Bu söz üç kere tekrarlandı. Biz sırtımızı dağa dayadık. Bu sefer düşmanı Allah Teâlâ hezimete uğrattı.[1]

- Hz. Ömer cuma günü hutbe okudu. Hutbesinde

“Ey Sariye! Dağa! Kim ki kurdu çoban ederse zulmetmiş olur” dedi. Halk birbirlerine baktı. Hz. Ali onlara

“Ömer söylediğinin altından kalkacaktır” dedi. Cuma bittikten sonra Hz. Ömer’den  sordular. Ömer

“Benim kalbime, müşriklerin bizim kardeşlerimizi hezimete uğrattıkları ve onların bir dağın yanından geçtikleri, Eğer dağa sırtlarını dayarlarsa, bir cephede savaşırlarsa muzaffer olacakları, Eğer dağı geçerlerse helâk olacakları ilham edildi. İşte o cümleler, o zaman ağzımdan ihtiyarım olmaksızın çıktı” dedi. Bir ay sonra ordudan bir müjdeci fetih müjdesini getirdi ve

“Biz Hz. Ömer’in sesini o gün işittik ve sırtımızı dağa dayadık. Allah zaferi nasib etti” dedi.[2]

- Halk Hz. Ali’ye

“Sen Ömer’in sözünü dinlemedin mi? Hutbe okuduğu halde ‘Ey Sariye!’ diye bağırmıştı!” dediler. Hz. Ali

“Rahmet olasıca! Ömer’i bırakınız. Kesinlikle o bir şey dilerse çıkar” dedi.[3]

- Hz. Ömer

“Benim kalbime böyle birşey geldi ve düşman onları dağa yapıştırmaya mecbur etti. Ben de bu lafzı söyledim, belki Allah’ın kullarından birisi bunu ona işittirir, diye düşündüm” dedi.[4]

- Abdurrahman b. Avf, Hz. Ömer’in yanına girerek “Seni en çok kınadığım husus şudur ki, sen halkın, aleyhinde dedikodu yapmasına imkan veriyorsun. Hutbe okuduğun bir anda bakıyorsun ki

“Ey Sariye! Dağa yapış” diyorsun. Ne demektir bu?” dedi. Hz. Ömer

“Allah’a yemin ederim ki, ben kendimi zaptedemedim. Onları gördüm, dağın yanında savaşıyorlardı. Arkalarından ve önünden düşman hücum ediyordu. Ben “Sariye, dağa yapış” demekten kendimi alamadım. Maksadım onların dağa yapışmalarıydı” dedi. Böylece beklediler. Sariye’nin elçisi geldi. Onun mektubunu getirdi. Mektupta şöyle yazıyordu: Cuma günü düşmanla karşılaştık. Sabah namazından sonra savaşa başladık. Cuma vaktine kadar devam ettik. Güneş nerdeyse batıya doğru yönelmişti. Tam bu esnada “Ey Sariye, dağa!” diye iki defa ses duyuldu. Bunun üzerine biz dağa çekildik ve düşmana galebe çaldık. Allah onları hezimete uğrattı ve yok etti. Bunun üzerine Ömer hakkında ileri geri konuşanlar

“Bu kişiyi kendi haline bırakalım. Çünkü Allah ona ikramda bulunuyor” dediler.[5]

- Hz. Ömer’e o konuşmanın ne olduğu soruldu. O da

“Allah’a Yemin ederim ki, bir şey bilmiyorum. Ancak bu söz benim iradem dışında ağzımdan çıktı” dedi.[6]


 

[1] Beyhaki, Le’lekai, İbnü’l-Arabi (İbn Ömer’den).

[2] İsabe, II/3 (İbn Merdeveyh, İbn Ömer’den).

[3] Bidaye VII/131 (Ebu Nuaym ve Hatib, İbn Ömer’den).

[4] Ebu Nuaym, Delâil, s. 210 (Nasr b. Tanif’den).

[5] Ebu Nuaym, Delâil, s. 211 (Amr b. Hâris’den).

[6] Heysemi, IX/396 (Taberani, Zeyd b. Eslem ve Yakub b. Zeyd’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/329-330.