Cinlerin Süvad b - 49. Sayfa
Cinlerin Süvad b. Ğarib’e Hz. Peygamber’in Peygamberliğini Haber Vermesi
- Ben Ömer’in herhangi bir şey hakkında “Ben bunu böyle zannediyorum” deyip de onun dediğinin çıkmadığını görmedim. Hz. Ömer bir gün oturmuştu. Yanından güzel yüzlü bir kişi geçti. Ömer
‘Bu adam hâlâ cahiliyedeki dini üzerindedir” veya “Cahiliye devrinde kahînlik yapardı. onu bana getirin” dedi. Adam gelince, Hz. Ömer
‘Benim kadar İslâm’ı güçlü bir kimseyle karşılaştığını sanmıyorum, öyleyse ve Allah’ı seviyorsan doğruyu söyle” dedi. Adam
“Ben cahiliyede kahînlik yapardım” dedi Hz. Ömer
“Kahinlik yaptığına göre söyle bakalım senin cininin sana gaybdan verdiği haberlerin en tuhafı hangisiydi?” dedi. Adam
“Bir gün ben pazardayken cinim telaş içinde yanıma geldi. Bana
“Sen cinlerin ne kadar telaşlı ve ümitsizlik içinde olduklarını görmüyor musun?” diye bir şiir okudu dedi. Ömer
“Doğru söylemiş. Ben putların arasında yatıyordum. Birisi bir buzağı kesti. Bunun üzerine birisi öyle bağırdı ki, onun gibi şiddetli ve yüksek sesle işitmemiştim. O şöyle bağırıyordu:
“Behey alçak adam! Duymadın mı? Fasih bir adam ortaya çıktı ve
“Allah’dan başka ilah yoktur” diyor” dedi. Bunu duyanlar yerinden sıçradı. Fakat ben işin sonu ne olacak diye bekledim. O ses bir kere daha aynı şeyleri tekrarladı. Bu sefer ben de kalktım. Bize
“Birisi Peygamberlik iddia ediyor” dediler” dedi.[1]
- Hz. Ömer bir gün oturuyordu. Yanından bir kişi geçti.
“Ey Mü’minlerin Emîri! şu geçeni tanıyor musun?” dediler. Ömer
“Bu kimdir?” dedi.
“Bu, Süvad b. Ğarib’dir. O kişi ki cinlerden olan huddamı kendisine Peygamber’in zuhuru haberini vermiştir” dediler.
“Sen Süvad b. Garib misin?” dedi.
“Evet” dedi. Ömer
“Sen daha eski kâhinliğin üzerinde mi bulunuyorsun?” dedi. Süvad öfkelendi ve
“Ey Mü’minlerin Emîri Ben müslüman olduğumdan bu yana hiç kimse bana bu hususta bir şey söylememiştir” dedi. Hz. Ömer
“Sübhanâllah! Senin cahiliyede kâhinlik yapman, bizim putlara tapmamızdan daha çirkin bir şey midir? Senin cinin Rasûlullahın ortaya çıkışını sana nasıl haber verdi?” dedi.
“Evet, ey’ Mü’minlerin Emîri! Ben bir gün uyku ile uyanıklık arasında bulunuyordum. Cinim bana geldi, ayağıyla beni dürterek
“Ey Süvad b. Ğanib! sözümü dinle, aklını başına devir, Eğer aklın varsa Luey b. Galib kabilesinden bir peygamber gönderilmiştir. İnsanları Allah’a ve Allah’ın hidayetine davet ediyor” dedi. Sonra cin
“Cinlerin bu Peygamberi aramak üzere develere binip doğru yolu bulmak için Mekke yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin doğrusu, yalancısı gibi değildir. Sen de kalk Haşim oğullarından olan bu seçkin adamın yanına git” anlamında bir şiir okudu. Ona
“Beni bırak da uyuyayım. Dünden beri uykusuzum” dedim. Ertesi gece tekrar gelerek ayağıyla dürtü ve
“Ey Süvad b. Ğarib! Kalk, sözümü dinle, Eğer anlayışlıysan bana kulak ver. Lüey b. Galib oğullarından birisi, halkı Allah’a ve Allah’a ibadet etmeye çağıran bir peygamber olarak gönderilmiştir” dediler ve sonra da
“Cinlere, cinlerin şaşkına dönenlerine ve doğru yolu bulmak için beyaz develere binip Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin mü’minleri, kafirleri gibi değildir. Sen de kalk ve Haşim oğullarından, Mekke’nin tümsek ve taşlık yerinde oturan o seçkin Adamın yanına git” anlamında bir şiir okudu. Ben yine
“Beni bırak da uyuyayım. Dünden beri uykusuzum” dedim. O üçüncü gece tekrar gelerek ayağıyla beni dürttü ve
“Ey Süvad! Kalk, sözümü dinle ve eğer anlayışlıysan bana kulak ver. Lüey b. Galib oğullarından insanları Allah’a ve Allah’a ibadet etmeye çağıran bir peygamber gönderilmiştir” diyerek “Cinlere, cinlerin araştırmalarına ve beyaz develerin sırtında doğru yolu bulmak için Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin iyileri, kötüleri gibi değildir. Sen de kalk! Haşim oğullarından o seçkin Adamın yanına git, gözlerinle onu gör” anlamında bir şiir okudu. Bu sefer kalktım,
“Bu bir imtihandır, Allah beni deniyor” diyerek yola çıktım. Mekke’ye vardığımda Hz. Peygamber arkadaşları arasında oturuyordu. Ona yaklaşarak
“Ey Allah’ın Rasûlü! Beni dinle” dedim. O da
“Söyle bakalım” dedi. Ben
“üç gecedir ben uyurken gözcüm olan cin bana gelerek
“Lüey b. Galib oğullarından bir peygamber gönderildi” diyor. Yemin ederim ki, doğruyu söylüyorum. Cinin bu sözlerinden sonra yola çıktım. Rahvan develerin sırtında düşlükleri geçerek sana geldim. Ben şehadet ederim ki, Allah’dan başka ilah yoktur ve senin söylediklerin doğrudur. Ey temiz soyun evladı! Peygamberler içinde Allah’a en yakın olan sensin! Ey yeryüzünde yürüyenlerin en hayırlısı! Benim saçım kötü yollarda ağarmışsa da, bundan böyle bana iyiliği öğret ve hiç bir şefâatçinin Ğarib ağlu Süvad’a sahip çıkamayacağı günde bana şefaatçi ol” anlamında bir şiir okudum. Hem Hz. Peygamber, hem de arkadaşları o kadar çok sevindiler ki, bu sevinci yüzlerinde rahatça gördüm” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer sıçrayıp Süvad’in boynuna sarıldı ve
“şu hadiseyi senden dinlemek istiyorum. Acaba bugün senin gözcün olan cin sana geliyor mu?” dedi. Süvad
“Kur’ân’ı okuduğumdan beri gelmedi. Zaten gelmesini de istemiyorum. Çünkü Kur’ân’ın bana verdiği bilgiler, cinlerin verdiklerinden daha doğrudur” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer de şunları anlattı: Biz bir gün Kureyş’in Âl-i Zenih ismindeki mahallesinde bulunuyorduk. Onlar bir buzağı kesmişlerdi. Kasap onun derisini yüzüyordu. Buzağının içinden
“Ey Âl-i Zenih! çok önemli bir şey oldu. Bir haberci fasih bir dille “Allah’dan başka ilah yoktur” diye şahitlik ediyor” diye bir ses duyduk.[2]
- Kalbime İslâm’ın sevgisi düştü ve müslüman olmayı istedim. Sabahladığımda deveme bindim, Mekke’ye doğru yola çıktım. Yolun ortasına geldiğimde bana Hz. Peygamber’in Medine’ye hicret ettiği haber verildi. Böylece Medine’ye vardım ve Rasûlullah’ı sordum. Bana mescidde olduğunu söylediler. Mescide vardım, devemi bağlayıp içeriye girdim. Baktım kihalk Hz. Peygamber’in etrafında toplanmıştı. Hz. Peygamber’e
“Ey Allah’ın Rasûlü! Beni dinle” dedim. Ebubekir Rasûlullah’a yaklaşmamı söyledi. Beni tam Rasûlullah’ın huzuruna getirecek şekilde yaklaştırdı. Hz. Peygamber
“Söyle bakalım senin gözcün olan cin sana neler söyledi?” dedi.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi