Meleklerin Müşriklerle Savaşması ve Onları Esir Alması - 5. Sayfa
Meleklerin Müşriklerle Savaşması ve Onları Esir Alması
- Bedir günü kır atlara binmiş bazı kimseleri yer ile gök arasında gördüm. Başlarında miğferler vardı. Müşriklerden bazılarını öldürüyor, bazılarını da esir alıyorlardı.[1]
- Ensardan bir kişi Abbas’ı esir ederek Peygamber’e getirmişti. Abbas
“Ey Allah’ın Rasûlü! Beni esir eden şu ensarlı zat değildir. Beni, bir ata binmiş, saçı dökülmüş, çok güzel yüzlü bir adam esir etti. Onun kılık kıyafeti şöyle şöyle” idi diyerek tarif etti. Hz. Peygamber
“Allah Teâlâ, keremli ve şerefli bir melekle sana yardım etmiştir” buyurdu.[2]
- Ensardan bir kişi Abbas b. Abdulmuttalib’i esir ederek Hz. Peygamber’e getirdi. Abbas
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bu kişi beni esir eden zat değildir. Beni, saçının ön kısmı dökülmüş ve insanların yüz bakımından en güzeli olan bir kişi esir etti. Doru bir atın sırtındaydı ve ben onu şimdi kavmin içinde görmüyorum” dedi. Ensarlı
“Ey Allah’ın Rasûlü! Onu ben esir ettim” dedi. Hz. Peygamber, ensariye
“Sus! Allah seni keremli bir melekle takviye etmiştir!” buyurdu.[3]
- Abbas’ı esir eden Ebu’l-Yeser Kâ’b b. Amr’dır. Bu zat Benî Seleme kabilesine mensubdur. Bu adam kısa boyluydu. Abbas ise iri yarı birisiydi. Hz. Peygamber
“Ey Ebe’l-Yeser! Sen Abbas’ı nasıl esir ettin?” dedi. Ebu Yeser de
“Ey Allah’ın Rasûlü! Abbas’ı esir etmem için bana daha önce ve daha sonra görmediğim bir kişi yardım etti. Şekli şöyle şöyle idi” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
“Abbas’ı esir etmek hususunda sana keremli bir melek yardımcı oldu” dedi.[4]
- Müslümanlardan bir kişi, müşriklerden birini kovalıyordu. O sırada yukardan bir kırbaç sesi duyuldu ve bir süvari ortaya çıkıp
“Ey Hayzum ilerle” dedi. Ensari önüne baktığında kaçan müşriğin sırt üstü yere düştüğünü, burnunun kırıldığını ve kamçı izinden yüzünün morardığını gördü. Ensari Hz. Peygamber’e gelerek durumu anlattı. Hz. Peygamber
“Dediklerin doğrudur. O göklerin üçüncü katından gönderilen bir yardımcıdır” dedi. O günde müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kişi de esir alınmıştı.[5]
- Ben ve amcamın oğlu dağın üzerine çıktık. Oradan Bedir sahasını görüyorduk. İkimiz de müşriktik. Tepeden savaşı seyrediyor ve sonucunu bekliyorduk. Yağmacılarla beraber yağmacılık yapacaktık. Biz dağda pusuda iken, bir bulut bize yaklaştı. Buluttan atların kişnemesi duyuluyordu. Birisi de ‘Hayzum ilerle” diyordu. Amcamın oğlunun korkudan ödü patladı, oracıkta öldü. Ben de neredeyse helâk olacaktım. Fakat kendimi toparladım.[6]
- Peygamber’le beraber bir gazvede bulunuyorduk. Düşmanla karşılaştık. Hz. Peygamber
“Ey ceza gününü sahibi! Ancak sana ibadet eder, ancak senden yardım dileriz” diye dua etti. Yemin ederim ki, o anda melekler tarafından vurulup yere düşen kimseler gördüm.[7]
- Babam bana
“Ey oğlum! Bedir savaşındaydık. Hatırlıyorum ki, müslümanlardan birisi, müşriklerden birinin başını hedefliyor, fakat daha kılıcını vurmadan başı yere düşüyordu” dedi.[8]
- Ben herhangi bir müşriğe vurmak için yaklaşıyordum. Fakat ben daha kılıcımı vurmadan, onun başı yere düşüyordu. Anladım ki, onu öldüren ben değildim.[9]
- Ebu Berze el-Harisi, Bedir günü üç baş getirdi. Hz. Peygamber onu görünce
“Ellerine sağlık” dedi. Ebu Berze de
“Ey Allah’ın Rasûlü! İki tanesini ben öldürdüm, üçüncüsünü ise, bembeyaz yüzlü bir adam başına vurarak öldürdü” dedi. Hz. Pevğamber
“İşte o filan melaikedir” dedi.[10]
- Hâris b. Samime “Hz. Peygamber vadide, bana
“Abdurrahman b. Avf’ı gördün mü?” dedi.
“Evet, ey Allah’ın rasûlü! Onu dağın eteğinde gördüm. Müşrikler onun etrafını sarmışlardı. Ona yardım etmek istedim, fakat sizi burada görünce yardımınıza koştum” dedim. Hz. Peygamber
“Onun için üzülme. Melekler onunla beraber savaşırlar” dedi. Daha sonra Abdurrahman b. Avf’ın yanına gittiğimde, yedi kişinin öldürülmüş olduğunu gördüm ve
“Ellerine sağlık, bütün bunları sen mi öldürdün?” dedi. Abdurrahman
“Ertat b. Şurahbil’i ben öldürdüm” dedi. Bir adamı daha göstererek Şunu da ben öldürdüm, fakat diğerlerini göremediğim bir kimse öldürdü” dedi. Bunun üzerine
“Allah ve rasûlü doğru söyledi” dedim.[11]
[1] Kenz, V/265 (İbn Asakir ve Vakidi, Süheyl b. Amr’dan).
[2] Heysemi, VI/85 (İmam Ahmed, Bera’dan).
[3] Heysemi, VI/75 (İmam Ahmed ve Bezzar’dan).
[4] İbn Sa’d, IV/12 (İbn Abbas’dan).
[5] Bidaye, III/279 (Müslim, İbn Abbas’dan).
[6] Ebu Nuaym, Delâil, s. 164 (Beni Ğıfar kabilesinden bir adamdan).
[7] Ebu Nuaym, Delâil, s. 164 (Ebu Talha’dan).
[8] Bidaye, III/281 (Beyhaki, Ebu Umame b. Sehl, babasından); Hakim, III/409.
[9] Bidaye, III/281 (İbn İshak, Ebu Vakid el-Leysi’den).
[10] Heysemi, VI/83 (Taberani, Sehl b. Ebi Hesme’den). Heysemi, ravilerden Abdulaziz b. İmran’ın zayıf olduğunu söyler.
[11] Heysemi, VI/114 (Taberani ve Bezzar, Mahmud b. Lebid’den). Heysemi, ravilerden Abdulaziz b. İmran’ın zayıf olduğunu söyler.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/298-300.
İslami Okul Okulların En Önemlisi