Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 75. Sayfa

24. FASIL: ASHABIN ŞEHİTLERİNDE HAYAT EMARELERİNİN GÖRÜLMESİ

      

Uhud Şehitlerinin Bu Husustaki Kıssaları

 

- Uhud savaşı olduğu zaman babam geceleyin beni çağırdı ve

“Ben kendimi Peygamber’in ilk şehit düşecek ashabı arasında görüyorum. Allah’a yemin ederim ki, Rasûlullah’dan sonra, benim için senden daha aziz bir kimse yoktur. Benim boynumda bir borç vardır. O borcumu eda et. Kızkardeşlerin hakkında da hayırlı davran” dedi. Sabah oldu ve savaş başladı. Gerçekten de ilk şehit düşen babam oldu. Onu başkasıyla aynı yere gömdüm. Sonra tek başına gömmediğime pişman oldum. Başka bir yere nakletmek için altı ay sonra kabrini açtığımda kabre koyduğum ilk gün nasılsa aynen öyleydi. Sadece kulak memesinden az bir şey çürümüştü.[1]

- Muaviye devrinde Medine’ye su getirildiğinde Uhud’daki şehitlerin sahiblerine haber verildi. Aradan kırk sene geçmişti. Onların cenazelerini çıkardık. Cesedleri hala yumuşaktı. Azaları sağa sola bükülebilirdi.[2]

- Babam ensarın ihtiyaçlarından bana naklederek

“Muaviye, Uhud şehidlerinin mezarları arasından içme suyu geçirdiğinde şehidlerin mezarlarına su aktı. Bunun üzerine babam Abdullah ile birlikte gömülen Amr b. Cemuh’u mezarlarından çıkardık. Abaları hala üzerlerindeydi. Ayaklarının üzerinde de biraz ot vardı. Sanki daha dün defnedilmiş gibi taze ve azaları her tarafa eğilebiliyordu” dedi.[3]

- Muaviye b. Ebi Süfyan’ın halifeliği döneminde, bana birisi gelerek

“Ey Abdullah’ın oğlu Cabir! Muaviye’nin işçileri, yani suyu getirenler, Senin babanın mezarına dokunmuşlardır. Cesedinin bir kısmı dışarı çıkmıştır” dedi. Bunun üzerine ben babamın mezarına gittim. Baktım ki yaşarkenki gibidir. Cesedden ancak yaranın etrafı bozulmuştu, başka bir şey bozulmamıştı. Onu kapattım.[4]

- Kulağıma geldiğine göre Uhud savaşında şehit düşen, ensardan Amr b. Cemuh ile Abdullah b. Amr aynı mezara gömülmüşler. Mezarları dere kenarında olduğundan set suları mezarı bozmuş ve cesetler dışarıya çıkmış. Başka bir yere taşınmak için mezarları tamamen açıldığında, daha dün gömülmüşler gibi hiç bozulmadıkları görülmüş, Onlardan biri, yaralandığında elini yarasının üzerine koymuş ve öyle vefat etmiş. Mezar açıldığında, eli aynı şekilde duruyordu. Elini çekmeye çalıştılarsa da bıraktıklarında yine aynı yere dönüyordu. Halbuki gömüleli kırk altı sene olmuştu.[5]

- Abdullah b. Amr, kızıl yüzlü, başının tüyleri dökülmüş ve fazla uzun boylu olmayan bir zattı. Amr b. Cemuh ise uzun boyluydu. Bundan dolayı ikisi bir kabre konmasına rağmen birbirlerinden ayırd edilebilirdi. Kabirleri sel yatağına yakın olduğu için. su kabirlerine girdi ve mezarları açıldı. Sırtlarında iki aba vardı. Abdullah, yüzünden yara almıştı, eli yaranın üzerindeydi. Eli yarasından uzaklaştırılınca kan aktı. Eli tekrar yerine konulduğunda kan durdu. Babamı da mezarında gördüm, sanki uyuyordu. Onun halinden az bir şey değişmişti. Cabir’e

“Sen onun kefenini gördün mü?” diye soruldu. Cabir

“O ancak bedenini örten bir aba içerisinde kefenlenmişti. Onun ayaklarının üzerinde yüzerlik denilen bitkiden vardı. Abası da ayaklarına koyduğumuz otlar da aynen koyduğumuz gibiydi. Bu hadise ile onların şehid düştükleri zaman arasında kırk altı sene vardı.[6]

- Muaviye, Uhud savaşından kırk yıl sonra, Uhud şehidlerinin mezarları arasından içme suyu geçirmek istedi. Bunun üzerine ölü sahipleri çağrıldı. Gidip ölüleri çıkarmaya başladık. Hamza’nın mezarını kazarken Hamza’nın ayağına kazma  değdi ve canlıymış gibi kan akmaya başladı.[7]


 

[1] Hakim, III/203 (Cabir b. Abdullah’dan); İbn Sa’d, III/563.

[2] İbn Sa’d, III/563 (Cabir’den).

[3] Fethu’l-Bâri, III/143 (İbn İshak’dan).

[4] Semhûdi II/116 (İmam Ahmed, Câbir’den).

[5] Evcez, IV/107 (İmam Mâlik, Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebi Sa’sa’a’dan).

[6] İbn Sa’d, III/562 (Câbir’den).

[7] Bidaye, IV/43 (Beyhaki, Câbir’den).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/355-356.