Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Denizin Alâ B - İslam Tarihi - 88. Sayfa

Denizin Alâ b. Hadrami’ye Musahhar Kılınması

 

- Hz. Peygamber, Alâ b. Hadrami’yi Bahreyn’e gönderdiğinde ben de onunla gittim. Onda üç haslet gördüm, hangisinin daha acaib olduğunu bilemiyorum. Denizin kıyısına vardığımızda

“Besmele çekin ve denize girin” dedi. Besmele çekip denize daldık. Denizin öbür tarafına geçtiğimiz halde papuçlarımızın altı bile ıslanmamıştı. Dönerken de çölde yürüyorduk, arkadaşlar susuzluktan şikayet ettiler. Bunun üzerine Alâ b. Hadrami kalkıp iki rekat namaz kıldı. Ellerini açarak duaya başladı. O duasını bitirmeden kalkan gibi bir bulut göründü ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Hem biz içtik, hem de usanıncaya kadar hayvanlarımızı suladık. Alâ b. el-Hadrami vefat ettiğinde onu gömdük. Bir müddet sonra yırtıcı hayvanların gelip onun cesedini yemelerinden korktuk. Gidip kabrini açtık, fakat onu kabrinde bulamadı.[1]

- Hz. Ömer bir ordu kurdu. Onların başına Alâ b. el-Hadrami’yi geçirdi. Bu gazvede ben de vardım. Gaza edeceğimiz noktaya geldik. Baktık ki kavim daha önce haberdar olup suyu kapatmışlardı. Hararet de çok şiddetiydi. Susuzluk bizi ve hayvanlarımızı kasıp kavuruyordu. Cuma günüydü. Güneş batıya doğru meyledince bize cuma namazını kıldırdı. Sonra elini göğe kaldırdı. Biz gökte hiçbir şey görmüyorduk. Allah’a yemin ederim ki, daha elini indirmeden bir fırtına koptu, bir bulut ortaya çıktı ve yağmur boşanmaya başladı. Öyle ki yerdeki çukurlar gölcük olup taştılar. Doyasıya içtik, kaplarımızı doldurduk, hayvanlarımızı da suladık. Sonra ilerlemeye başladık, Baktık ki, düşman halici geçmiş ve bir adaya yerleşmiş. Alâ b. el-Hadrami halicin yanında durarak “Ey yüce, ey azim, ey kerim Allah!” diye niyazda bulunduktan sonra “Besmele çekin ve denize girin” dedi. Biz denize girip halicin öbür tarafına geçtik de hayvanlarımızın tırnakları bile ıslanmadı. Az bir zaman sonra düşmanla karşılaştık. Bir çoğunu öldürüp bir çoğunu da esir aldık. Sonra tekrar halice döndük. Alâ b. el-Hadrami yine aynı şeyleri tekrarladı. Yine hayvanlarımızın tırnakları bile ıslanmadan diğer kıyıya geçtik.[2]

- Alâ b. el-Hadrami duasında

“Ey alim, ey halim, ey âli, ey azim! Biz senin kullarınız. Senin yolunda, düşmanına karşı savaşıyoruz. Bize bir yağmur ver. Hem ondan içer, hem de abdest alırız. Biz buradan gittikten sonra, o yağmurdan başkalarına nasip etme” dedi. Denize daldığı zaman da

“Ey Allah’ım, bizi düşmana ulaştıran bir yol ver” dedi.[3]

- Alâ b. Hadrami’nin Bahreyn’deki savaşları ve yaptığı dualar zikredilirken

“Askerler yiyecekleri içecekleri ve çadırlarıyla geri çekildiler ve tekrar düşmana yöneldiler. Allah Teâlâ müslümanların yanında içinde berrak su bulunan bir göl yarattı. Alâ b. el-Hadrami arkadaşlarına

“Haydi Dareyn’deki düşmanla savaşmaya gidelim” dedi. Müslümanlar da

“Peki” diyerek yola çıktılar. Deniz kıyısına geldiklerinde, karşı tarafa kayıklarla geçemeyeceklerini anlayan Alâ b. el-Hadrami

“Ey, merhametlilerin en merhametlisi! Ey, hikmet ve kerem sahibi! Ey, bir olan ve her ihtiyaç sahibinin kendisine başvurduğu! Ey, cansızlara can veren ve yer ile göklerin arasındakileri eliyle tutan! Ey yücelik ve kerem sahibi olan Allah’ım! Senden başka ilah yoktur. Ey Rabbimiz!” diye dua etti ve atını denize sürdü. Askerlerine de böyle dua edip denize dalmalarını emretti. Askerler de denize daldılar. Sanki yumuşak kumda yürüyormuş gibi bineklerinin tabanları bile ıslanmadan denizin öbür tarafına geçtiler. Düşmanı yenerek bir çok ganimetle geri döndüler. Kayıklarla bile çok uzun sürecek bu yolculuğu bir günde yaptılar” denilmektedir.[4]


 

[1] Ebu Nuaym, Delâil, s. 208 (Ebu Hureyre’den). Ebu Nuaym’ın, Hilye’deki rivayetinde “Kisra’nın valisi İbn Mükâbil bizi görünce “Vallahi bunlarla başa çıkılmaz” diyerek kayığa binip İran’a kaçtı ziyadesi de vardır.

[2] Beyhaki (Enes’den).

[3] Bidaye, VI/155 (Beyhaki, Buhari, Tarih’inde ve İbn Ebi Dünya, Sehm b. Mincab’dan).

[4] Bidaye, VI/329; İbn Cerir, II/526.

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/365-366.