Sa’d B - İslam Tarihi - 17. Sayfa
Sa’d b. Ebî Vakkas’ın Kadisiye Gününde Askerlerine “Lâ Havle velâ Kuvvete İllâ Billah” Demelerini Emretmesi
- Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) askerlerine şunları söylemiştir: “Yerlerinizden ayrılmayınız ve öğle namazını kılıncaya kadar da asla hareket etmeyiniz. Öğle namazını kıldıktan sonra ben bir tekbir getireceğim; siz de benim arkamdan tekbir getiriniz. Biliniz ki bu tekbir sizden önce hiç bir kimseye ve hiç bir ümmete verilmemiştir. Bu tekbir size takviye için verilmiştir. Sonra ikinci bir tekbir daha getireceğim. Siz de tekbir getiriniz ve hazırlıklarınızı tamamlayınız. Üçüncü kere tekbir getirdiğimde de yine tekbir getiriniz. O zaman süvariler diğerlerini savaşmak ve düşmanı kovmak için teşvik etsinler. Dördüncü tekbirimde hep birlikte saldırıya geçiniz ve bu sırada da “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’ deyiniz!”.
- Enfal Suresi’nin okunuşundan sonra Sad b. Ebî Vakkas (r.a.) tekbir getirdi. Onun arkasından çevresindeki askerler de tekbir getirdiler. Bunun üzerine diğer bütün askerler de tekbir getirdiler ve harekete geçtiler. Sa’d’ın ikinci tekbirinde hazırlanıp üçüncü tekbirinde kahramanlar meydana çıktı ve savaş başladı.[1]
- Ca’fer b. Abdillab b. Hakem şöyle anlatıyor: Yermük gününde Halid b. Velid sarığını kaybetmişti. Bize onu bulmamızı emretti. Aradık ama bulamadık. Bunu kendisine söylediğimizde
“Bir daha arayınız!” dedi. Bu kez bulundu; bu aranmaya değmeyecek kadar eski ve bazı yerleri de yırtık bir sarıktı. Kendisine
“Ey Halid! Bizi bunun için mi yordun?” dediğimizde şunları söyledi:
“Hz. Peygamber yaptıkları bir umreden sonra mübarek başlarını tıraş ettirmişlerdi. İnsanlar onun başından dökülen saçları kapışıyorlardı. Bu sırada ben onlardan daha atik davranarak alınlarından düşen saçı kaptım ve bu sarığın içerisine koydum. O günden bu yana da bu sarıkla girdiğim her savaştan muzaffer olarak çıktım.”[2]
- Halid b. Velid’in sarığının içerisinde Hz. Peygamber’in saçı vardı. Hz. Halid “Ben bu sarıkla çıktığım tüm savaşlarımdan muzaffer olarak döndüm” derdi.[3]
[1] Bu ve bundan önceki: Taberi, Tarih III/47 (Seyf tarikiyle Muhammed, Talhâ ve Ziyad’dan).
[2] Heysemi IX/349 (Taberani’den. Ebu Ya’lâ’nın da benzer şekilde rivayet ettiği kaydedilir); Hâkim III/299 ve Ebu Nuaym, Delâil s. 159 (Abdulhamid b. Ca’fer’den, o da babasından).
[3] Kenz VII/31 (Abdulhamid b. Ca’fer’den; o da babasından).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/449-450.
İslami Okul Okulların En Önemlisi