Islam Tarihi - 5. Sayfa
2. FASIL: MÜSLÜMANIN ALLAH’A TEVEKKÜL EDİP BÂTIL EHLİNİ YALANLAMASI
Mü’minlerin Emîri Hz. Ali’nin Bir Müneccime Muhalefet Etmesi
- Misafir b. Avf b. Ahmer, Enbâr’dan Nahrevan’a gitmek isteyen Hz. Ali’ye
“Ey Mü’minlerin Emîri! Sakın bu saatte yola çıkma! Gündüzün şu üç saatından birinde yola çık!” dedi. Hz. Ali
“Niçin?” diye sorduğunda da
“çünkü bu saatta çıkacak olursan hem sen ve hem de arkadaşların büyük belalara duçar olursunuz. Eğer tavsiye ettiğim saatlardan birinde çıkarsan galip gelerek hedefine ulaşır ve isteğini de elde edersin” karşılığını verdi. Bunun üzerine Hz. Ali
“Hz. Peygamber’in müneccimi olmadığı gibi ondan sonra da bizim müneccimimiz olamaz. Peki sen şu atımın karnında ne bulunduğunu biliyor musun?” buyurdu. Onun
“Eğer hesap yapacak olursam bilirim” demesi üzerine de şunları söyledi:
“Kur’ân seni yalanladığı halde bu sözüne kim inanabilir. Senin sözlerine inanan kişi Kur’ân’ı yalanlamış olur. Çünkü Allah Teâlâ kitabında şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki kıyametin (ne zaman kopacağına dair) ilim ancak Allah katındadır. Yağmuru (istediği yere istediği miktarda O) indirir; rahimlerde olanın kız mı erkek mi olduğunu da o bilir. Hiç kimse yarın neyi kazanacağını bilemez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. (Fakat O bilir). Şüphesiz ki Allah herşeyi bilendir ve her şeyden haberdardır”. (Lokman: 31/34) Hz. Peygamber, senin gibi gaybı bildiğini iddia etmemiştir. Sen hangi saatta yola çıkıldığında muvaffak olunacağını bildiğini iddia ediyorsun değil mi?” Misafir b. Avf da
“Evet!” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali sözlerini söyle sürdürdü:
“Bu sözünü kim tasdik eder? Çünkü sen bela ve musibetleri Allah’ın defettiğine inanmıyorsun; bunu saatlara bağlıyorsun. Kim de bu konuda sana inanırsa o Allah’a değil sana güvenmiş olur. Sen yola çıkan kimselerin her türlü kötülükten kurtulacağı saati bildiğini söylüyorsun ki ben bu sözüne inanan kimselerin Allah’a şirk koşmuş sayılmayacağından emin değilim: Rabb’im! Kötülük ve şer ancak senin takdirinle olduğu gibi hayır da ancak sendendir. Senden başka ilah yoktur. Ey müneccim! Biz seni yalanlıyoruz! Bunun için de sana muhalefet ederek bu saatta yola çıkıyoruz”. Sonra da insanlara dönerek şunları söyledi:
“Ey insanlar! şu müneccimin sözlerine asla inanmayınız ve yıldız ilminden de ancak karada, denizde ve karanlıklarda yolunuzu bulabileceğiniz kadarını öğreniniz. Müneccim kâfir gibidir ve kâfir de ancak ateştedir. Ey müneccim! Allah’a yemin ederim ki bundan böyle yıldızlara bakarak birşeyler söylediğini duyacak olursam seni yaşadığım sürece hapseder ve İslâm’a hilafet makamında kaldığım sürece de her türlü rızıktan mahrum bırakırım”. Hz. Ali bu sözlerinden sonra tam müneccimin yola çıkmasını tavsiye ermediği saatta yola çıktı. Nahrevan’a vardığında düşmanlarını öldürdü ve zafer kazandı. Bunun üzerine şunları söyledi:
“Eğer müneccimin söylediği saatte yola çıkıp da muzaffer olmuş olsaydık insanlar “Müneccimin tavsiye ettiği saatta yola çıktıkları için muzaffer oldular” diyeceklerdi. Biliniz ki Hz. Peygamber’in müneccimi yoktu ve ondan sonra bizlerin de müneccimleri olamaz. Buna rağmen Allah Teâlâ bize Kisrâ’nın ve Kayser’in ülkelerinin fethini nasip eylemiştir. Ey insanlar! Allah’a tevekkül ediniz ve yalnızca O’na güveniniz. Çünkü bu size kafî gelir.”[1]
[1] Kenz V/235 (Hâris ve Hâtim, Kitabu’n-Nücûm’da Abdullah b. Avf b. Ahmet’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/440-441.
İslami Okul Okulların En Önemlisi