Islam Tarihi - 6. Sayfa
3. FASIL: MÜSLÜMANIN YALNIZCA ALLAH’TAN GELEN İZZET ve ŞEREFE TALİP OLMASI
Mü’minlerin Emîri Hz. Ömer’in yalnızca Allah’tan Gelen İzzete Tâlip Olup Müslümanları Buna Teşvik Etmesi
- Hz. Ömer yanında Ebu Ubeyde b. el-Cerrah (r.a.) da bulunduğu halde Şam’a gitmek üzere yola çıktı. Yolda bir nehre geldiklerinde Hz. Ömer devesinden indi ve ayakkabılarını çıkarıp boynuna astı. Sonra da devesinin dizgininden tutarak suya girdi. Bunu gören Ebu Ubeyde
“Ey Mü’minlerin Emiri! Böyle yapmayınız; Çünkü bu memleketin halkı seni bu şekilde görmekten hoşlanmayacaktır” dedi. O zaman Hz. Ömer şunları söyledi:
“Vây; senden bunu ummazdım. Eğer bunu bir başkası söylemiş olsaydı onu ümmet-i Muhammed’e ibret dersi kılardım . Biz yeryüzünün en zelil kavmiydik. Allah Teâlâ bizi İslâm ile aziz kıldı. Eğer biz O’nun bizi aziz kıldığı İslâm’dan başka bir izzet talep edersek Allah Teâlâ bizi tekrar zelil eder.”[1]
- Hz. Ömer Şam’a geldiğinde İslâm askerleri onu karşılamaya çıktılar. Hz. Ömer’in sırtında bir aba, ayaklarında nalın ve başında da bir sarık olduğu halde devesinin yularından tutarak nehri geçiyordu. Birisi
“Ey Mü’minlerin Emiri! İslâm askerleri ve Şam’ın ileri gelenleri seni karşılamaya çıkmışlar. Sense böyle yapıyorsun” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer
“Biz, Allah Teâlâ’nın kendilerini İslâm’la aziz kıldığı bir kavimiz. Bunun için de O’nun verdiğinden başka bir izzet istemiyoruz” buyurdu.[2]
- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah (r.a.) Hz. Ömer’e
“Ey Mü’minlerin Emiri! Sen yeryüzündeki insanlar arasında çok büyük işler yaptın. Şimdi ise tutmuş ayakkabılarını çıkarıp devenin dizginine yapışarak nehri yaya geçiyorsun” dedi. Bu sözler üzerine Hz. Ömer eliyle onun göğsüne vurarak şunları şöyledi:
“Çok yazık! Ey Eba Ubeyde! Siz Araplar insanların en azı ve en zelili iken Allah Teâlâ sizi İslâm’la aziz kıldı. Eğer izzeti İslâm’dan başka bir şeyde arayacak olursanız Allah sizi tekrar zelil kılacaktır.”[3]
- Hz. Ömer Şam’a bir deve sırtında geldi. Kendisini karşılamaya çıkanlardan bazıları
“Ey Mü’minlerin Emiri! Keşke bir küheylan ata binmiş olsaydın; Çünkü seni karşılayanlar Şam’ın ileri gelenleridir” dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer bu sözleri söyleyenlere
“Sizleri bir daha yanımda görmeyeyim” dedi. Sonra da eliyle gökleri işaret ederek
“İzzet ancak şuradandır. Şimdi devemin önünden çekiliniz” buyurdu.[4]
- Hz. Ömer. Kudüs-ü Şerif yolu üzerinde bulunan Câbiye’ye geldi. Esmer bir deveye binmişti. Başında sarık olmadığı için saçsız baş güneşte parlıyordu. Ayaklarını, üzengi olmadığı için iki yana sarkıtmıştı. Üzerinde bulunan kaba yünden yapılmış abası, mola verdiğinde yatak vazifesini görüyordu. İçi hurma lifleriyle doldurulmuş heybesini de yastık olarak kullanıyordu. Sırtında beyaz pamuktan yapılmış yan tarafları yırtık eski bir gömlek vardı. Hz. Ömer
“Bana bu kavmin önderini çağırınız!” dedi. Gidip çağırdıklarında ona
“Şu gömleğimi yıkayınız ve yırtıklarını da dikiniz. Bana emaneten bir gömlek bulunuz!” dedi. Bunun üzerine ona ketenden bir gömlek getirdiler. Hz. Ömer
“Bu nedir?” diye sordu.
“Ketendir” karşılığını verdiler. Bu kez
“Peki neden yapılmıştır?” diye sordu. Kendisine keten hakkında bilgi verdiler. Böylece gömleğini çıkararak getirilen gömleği giydi. Daha sonra da yıkanıp yırtıkları dikildikten sonra da tekrar kendi gömleğini giydi. Kavmin önderi Hz. Ömer’e
“Sen Arapların kralısın. Buralarda büyük insanların deveye binmesi hoş karşılanmaz. Eğer bir ata binersen Rumların gözünde daha büyürsün!” dedi. Bunun üzenine Hz. Ömer
“Biz Allah Teâlâ’nın İslâm’la aziz kıldığı bir milletiz. O’nun bizi kendisiyle şereflendirdiği İslâm’dan başka bir izzet ve şeref de istemiyoruz” buyurdu. Kendisine bir at getirildi. Eyer vurmaksızın, bir parça kumaş sarmak suretiyle üzerine bindi. Ancak hemen vazgeçerek
“Beni indiriniz! Ben bugüne kadar insanların şeytana bindiklerini görmemiştim” dedi. Böylece attan inerek, getirilen devesine bindi.[5]
[1] Hâkim I/61 (Târik b. Şihab’dan).
[2] Hâkim I/62.
[3] Hâkim III/82 (Tarık b. Şihab’dan); Ebu Nuaym, Hilye I/47 (Tarık’tan benzer şekilde); Müntehab-ı Kenz IV/400 (İbnü’l-Mübârek, Hennâd ve Beyhakî, Şuabu’l-İman’ında).
[4] Ebu Nuaym, Hilye I/47 (Kays’tan).
[5] Bidâye VII/60 (İbn Ebi’d-Dünya, Ebu’l-Ğaliye eş-Şâmi’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 4/442-443.
İslami Okul Okulların En Önemlisi