Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hz Heygamber’in Çektiği Geçim Sıkıntısı - Hz - İslam Tarihi - 50. Sayfa

Hz Heygamber’in Çektiği Geçim Sıkıntısı

 

- Hz. Peygamber halkı nefsine tercih ederdi. Hatta mübarek izarını deri ile yamalardı. Ölünceye kadar herhangi bir sofranın üzerinde yemedi ve incelmiş ekmeği yemedi. Başka bir rivayette “Hiç bir zaman sofrasında, pişirilmiş bir koyunu gözü ile görmedi” denilmektedir.[1]

- Allah Rasûlü ailesiyle beraber aç oldukları halde peşpeşe çok gece yemeden gecelemişlerdir. Onlar akşam yemeği bulamazdı. Ekmeklerinin çoğu ise arpa idi.[2]

- Hz. Peygamber önlerinde pişirilmiş bir koyun gövdesi bulunan bir topluluğun yanından geçti. Rasûlullah’ı sofraya davet ettiler, fakat kabul etmedi. Rasûlullah dünyadan göçtüğü zamana kadar hiç bir şekilde arpa ekmeğini doyasıya yememiştir.[3]

- Hz. Fatıma, Hz. Peygamber’e bir parça arpa ekmeği takdim etti. Hz. Peygamber ona

“Babanın üç günden beri yediği ilk yemek bu oluyor” dedi. Bu hadisi Tabarânî de rivayet etmiştir. Tabarânî’de şu ek vardır: Hz. Peygamber

“Bu nedir ya Fatıma?” deyince, Fatıma

“Bu, pişirdiğim bir ekmektir. Nefsim sana bu parçayı getirmeyince rahat etmedi” dedi. İşte o zaman Hz. Peygamber

“Babanın üç günden beri yediği ilk yemek budur” buyurdu.[4]

- Hz. Peygamber’e sıcak bir yemek getirildi. Yedikten sonra “Hamd Allah’a mahsustur, şu şu müddetten beri benim karnıma sıcak yemek girmemiştir” buyurdu.[5]

- Sehl şöyle dedi: Hz. Peygamber, peygamber olduğu andan vefat edinceye kadar elenmiş undan yapılan bir ekmek yemedi. Sehl’den soruldu:

“Rasûlullah zamanında sizin eleğiniz var mıydı?” Sehl

“Hz. Peygamber, peygamber olduğundan ölünceye kadar elek görmedi” dedi. Dediler ki

“Elenmemiş arpa ekmeğini nasıl yiyordunuz?” Cevab olarak

“Biz onu öğütüyor, üflüyor, uçan uçuyor, gerisini su ile ıslatıyorduk” dedi.[6]

- Rasûlullah’ın sofrasında arpa ekmeğinden ne az ne de çok kalmazdı.

Diğer bir rivayetinde ise: “Rasûlullah’ın önünden sofra, hiç bir zaman, yemek artığı olduğu halde kaldırılmadı” denilmektedir.[7]


 

[1] Terğib, V/153

[2] Tirmizi (İbn Abbad’dan)

[3] Terğib, V/148-151 (Tirmizi ve Buhari’den)

[4] Heysemi, X/312 (İmam Ahmed ve Tabarani’den)

[5] Terğib, V/149 (İbn Mace ve Beyhaki’den)

[6] Terğib, V/153 (Buhari’den)

[7] Terğib, V/151; Heysemi, X/313 (Tabarani’den)

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/298-299.