Kureyş’in Amr B - İslam Tarihi - 15. Sayfa
Kureyş’in Amr b. As’ı, Sahabileri Geri Getirmesi İçin Necâşî’ye Göndermeleri
- Ümmü Seleme şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber’e amcası Ebu Talib ile yakınları sayesinde kimse dokunamıyordu. Onun ashabı ise, Kureyşlilerin elinden türlü ezâ ve işkenceler görüyor ve dinlerini terketmeye zorlanıyorlardı. Hz. Peygamber de onlara karşı çıkamıyordu. Bu yüzden Mekke onlara dar gelmeye başladı. Hz. Peygamber onlara
“Habeşistan’da bir kral vardır. onun ülkesinde kimseye zulmedilmez. Allah Teâlâ size bir çare ve kurtuluş yolu açıncaya kadar oraya gidin” dedi.
Böylece biz, akın akın Habeşistan’a hicret ettik. Orada bir araya geldik. En zengin bir memlekette ve en emin bir insanın yanında, dinimizden emin olarak bulunuyorduk. Orada herhangi bir zulümden korkmuyorduk. Kureyşliler bizim orada emniyet ve güzel bir misafirlik içinde bulunduğumuzu görünce bizi kıskandılar. Necâşî’ye bizimle ilgili olarak elçi göndermeyi kararlaştırdılar ki, o, bizi memleketinden çıkarsın ve kendilerine geri göndersin.
Böylece Amr b. As ile Abdullah b. Ebî Rabia’yı Habeşistan’a gönderdiler. Necâşî’ye ve kumandanlarına çeşitli hediyeler derlediler. Onlardan herhangi bir kimse yoktu ki ona ayrı bir hediye hazırlamasınlar. Kureyş elçilerine
“Her kumandanın hediyesini, sahabiler hakkında konuşmazdan önce veriniz! Sonra kralın hediyelerini veriniz! Eğer sahabilerle konuşmazdan önce onların bize gönderilmesine gücünüz yetiyorsa bunu yapınız” dediler.
Böylece Kureyş’in iki elçisi Necâşî’ye geldiler Onun kumandanlarından hiç kimse kalmadı ki ona hediye vermemiş olsunlar. Ve hediye verdikleri her kumandana
“Bizim akılsızlarımız için krala gelmiş bulunuyoruz. Onlar dinlerinden, kavimlerinden ayrıldılar. Sizin dininize de girmediler. Kavimleri bizi elçi olarak gönderdi ki, kral onları tekrar kavimlerine döndürsün. Biz kralla konuştuğumuz zaman, siz de bizim dediklerimizi yapmak hususunda krala telkinde bulununuz!” dediler.
Kumandanlar bu teklifi müsbet karşıladı. Sonra da hediyelerini Necâşî’ye takdim ettiler. Necâşî o hediyeler içinde en fazla, deriden yapılmış eşyalara ilgi duydu. Onlar hediyelerle kralın huzuruna girdiklerinde
“Ey kral! Bizden bazı sefih gençler kavimlerinin dininden ayrıldılar, senin dinine de girmediler Bizim bilmediğimiz yeni bir din icad ettiler. Senin memleketine sığındılar. Aşiretleri, ataları, amcaları, kavimleri bizi sana gönderdiler ki, sen bunları geri gönderesin. Çünkü onlar buraları iyi tanır. Onlar senin dinine de girmemişlerdir ki sen onları burada alakoyasın!” dediler. Bunun üzerine Necâşî öfkelenerek
“Hayır! Allah’a yemin ederim ki, onları çağırıp konuşmadan, işlerini öğrenmedikçe, onları kavimlerine göndermem. Onlar benim memleketime sığınan bir kavimdir. Benim himayemi başkasının himayesinden daha iyi görmüşlerdir. Eğer onlar sizin dediğiniz gibiyse, kendilerini geri gönderirim. Eğer değilse göndermem. Onlarla kavimlerinin arasına ne girerim, ne de onları kavimlerine göndermek suretiyle kavimlerini sevindiririm!” dedi.[1]
[1] İbn İshak (Ümmü Seleme’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/334-335.
İslami Okul Okulların En Önemlisi