Islam Tarihi - 8. Sayfa
Hz. Ebubekir’in Hz. Peygamber’le Birlikte Hicret Etmesi ve Süraka’nın Onlarla Olan Kıssası
Bera’ b. Azib şöyle anlatıyor: Hz. Ebubekir babam Azib’den onüç dirheme bir eyer satın aldı. Ebubekir, babama
“Bera’ya söyle, eyeri evime getirsin” dedi. Babam ise
“Hayır! Sen Rasûlullah ile birlikte çıktığında karşılaştığın hadiseyi anlatmadan bunu yapmam” dedi. Ebubekir Hicret olayını şöyle anlattı: Gece yola çıktık. O gün ve o gece süratle yola devam ettik. Ta öğle oluncaya kadar... Öğle olunca da acaba bir gölgelik bulabilir miyim diye sağa sola baktım. Bir taş gördüm. Onun yanına vardım. Baktım ki onun dar bir gölgeliği vardır. Orayı Rasûlullah için düzelttim. Ona bir kürk serdim
“Ey Allah’ın Rasûlü! Buna dayan” dedim. Hz. Peygamber uzandı. Sonra ben çıktım. Acaba arkamızdan bir kimse geliyor mu diye baktım. Bir çoban gördüm. Ona kimin çobanı olduğunu sordum.
“Kureyş’ten falanca kişinin çobanıyım” deyince onu tanıdım,
“Koyunlarında süt var mı?” diye sordum. O da buna olumlu cevab verince, bana biraz süt sağmasını istedim. Bir koyunu yakaladı. Koyunun memelerini toprakla güzelce temizlemesini söyledim. Böylece yanımda bulunan bir dağarcığa biraz süt sağdı. Ben de onu getirdim, bir kaba koydum. Altına biraz su serpmek suretiyle soğumasını sağladım. Peygamber’e vardığımda uyanmış olduğunu gördüm,
“Ey Allah’ın Rasûlü! İç” dedim. Rasûlullah kanıncaya kadar içti. Sonra artık yola çıkma zamanının geldiğini söyledim. Ve böylece yola devam ettik. Kureyş ise bizi sağ ve solda arıyordu. Onlardan hiç birisi bize yetişemedi. Yalnız Süraka b. Malik bir atın sırtında bize yetişmek üzereydi. Ben
“Ey Allah’ın Rasûlü! Bu adam bizi arıyor, bize yetişti” dedim. Hz. Peygamber
“Üzülme! Kesinlikle Allah bizimle beraberdir” buyurdu. Süraka bize bir veya iki mızrak boyu kadar yaklaşınca
“Ey Allah’ın Rasûlü, bu bize yetişti” dedim ve ağladım. Hz. Peygamber niçin ağladığımı sorunca
“Allah’a yemin ederim ki, ben kendim için değil, senin için ağlıyorum” dedim. Rasûlullah elini kaldırarak
“Ey Allah’ım! Dilediğin şekilde bizi bu adamın şerrinden koru!” dedi. Bu duanın hemen akabinde Süraka’nın bindiği atın ayakları biraz da sert olan yere o şekilde battı ki atın karnı toprağa değdi. Süraka hemen attan indi ve
“Ey Muhammed! Biliyorum ki bu, senden gelmiştir. Allah’a yalvar da beni bu felaketten kurtarsın. Allah’a and içerim, arkamdan gelenlerin hepsini şaşırtır, onları geri döndürürüm. İşte okdanlığım! Oradan bir ok al. Sonra develerimin ve koyunlarımın falan yerde olduklarını göreceksin ki ne kadar ihtiyacın varsa onlardan al!” dedi. Rasûlullah
“Onlara ihtiyacım yoktur” dedi ve Süraka için dua etti. Allah Teâlâ, Süraka’yı o felaketten kurtardı. O da arkadan gelen arkadaşlarına doğru bindi gitti. Biz de Medine’ye gelinceye kadar yolumuza devam ettik. Halk Hz. Peygamber’i karşıladı. Yollara ve evlerin damlarına toplandılar. Hizmetkârlar ve çocuklar koşarak
“Allahu Ekber! Allah’ın Peygamber’i geldi, Muhâmmed geldi” diye bağırıyorlardı. Ve Medineliler Peygamber’in kime misafir olacağı konusunda şiddetli bir münazâaya tutuştular. Rasûlullah
“Ben bu gece dedem Abdulmuttalib’in dayıları olan Benî Neccar kabilesine misafir olacağım. Onları bununla şereflendirmek istiyorum” dedi. Ertesi gün Hz. Peygamber neresi emredilmişse oraya gitti.[1]
[1] Bidaye, III/187-188 (İmam Ahmed’den); Hadisi İbn Ebi Şeybe, İbn Sa’d, İbn Huzeyme, Buhari, Müslim de rivayet etmiştir.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/327-329.
İslami Okul Okulların En Önemlisi