Beni Nadîr’in Hz - İslam Tarihi - 14. Sayfa
Beni Nadîr’in Hz. Peygamber’e Tuzak Kurması ve Daha Sonra Yenilerek Sürgün Edilmeleri
- Kureyş kâfirleri, Bedir hadisesinden önce Abdullah b. Übeyy ve Medine’li diğer putperestlere bir mektup yazarak Hz. Peygamber’i ve ashabını barındırdıkları için onları tehdit ettiler. Onlara, bütün Arap kabilelerini toplayarak Medine’ye savaş açacaklarını söylediler. Bu mektubu okuyan Abdullah b. Übeyy ile diğer münafıklar müslümanlara savaş açmaya karar verdiler. Bunu haber alan Hz. Peygamber onlara haber göndererek
“Kureyş size öyle bir oyun oynamaktadır ki daha önce hiç kimseye bu kadar büyüğünü yapmamıştır. Onlar sizi birbirinize düşürüp aranızda savaş çıkmasını istemektedirler” buyurdu. Abdullah b. Übeyy ve arkadaşları da buna hak vererek savaşmaktan vazgeçtiler. Kureyş müşrikleri Bedir savaşından sonra da yahudilere bir mektup yazarak şunları söylediler:
“Sizin silahlarınız ve zırhlarınız vardır. Üstelik de bir kaleye sahipsiniz. Müslümanları yenebilirsiniz. Aksi takdirde karşınızda bizi bulacaksınız”. Bu tehdit karşısında Nadîr oğulları yahudileri kendi aralarında Hz. Peygamber’e bir tuzak kurmak hususunda karar aldılar. Hz. Peygamber’e adam yollayıp
“Yanına sahabilerinden üç kişi alarak falan yere gel. Bizden de üç âlim gelecektir. Eğer onları ikna edebilirsen sana tâbi oluruz” dediler. Hz. Peygamber de bu teklifi kabul etti.
Hz. Peygamber’le buluşacak olan o üç kişi hançerlerini bellerine gizleyerek buluşma yerine gittiler. Fakat bu arada Benî Nadîr’den bir kadın bu olanları Ensar kadınlarından olan kardeşine haber verdi. Bu kadın da koşarak bunları henüz buluşma yerine gitmemiş olan Hz. Peygamber’e anlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber oraya gitmekten vazgeçti. Müslümanları topladı ve yola çıkarak sabahın erken saatlerinde Nadîr oğulları yurduna vararak onları muhasara altına aldı. Bu arada kendisi bir grup askerle gidip Benî Kureyza’nın yurdunu kuşattı. Kureyza oğulları Hz. Peygamber’le anlaşma yaptılar. Hz. Peygamber de onları bırakarak Benî Nadîre yöneldi. Onlarsa anlaşmaya yanaşmadılar; savaş çıktı. Sonuçta yahudiler yenildi. Bunun üzerine silahları hâriç, develeri neyi taşıyabilirse onları alıp gitmeye razı oldular. Böylece anlaşma yapıldı. Yahudiler evlerinin kapılarını bile develere yüklediler. Evlerini bizzat kendi elleriyle yıkıyorlar ve çıkan tahta parçalarından hoşlarına gidenleri de alıyorlardı. Bu sürgün olayı Hicaz’dan Şam taraflarına yapılan ilk sürgündür.[1]
- Hz. Peygamber Nadîr oğullarını kuşatma altına aldı. Onlar karşı koydularsa da sıkıntıları had safhaya ulaştığında Hz. Peygamber’in şartlarına razı olarak teslim oldular. Hz. Peygamber de kanlarını akıtmayacağına söz vererek onları yurtlarından sürmeye karar verdi. Onları Şam yakınlarındaki Ezriat beldesine sürgün olarak gönderdi. Her üç kişiden birine de bir deve ve su taşıyan bir hayvan verdi.[2]
- Muhammed b. Mesleme şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber beni kendilerine üç gün mühlet verildiğini söylemek üzere Nadîr oğulları yahudilerine gönderdi.[3]
- Hz. Peygamber, Muhammed b. Mesleme’yi Benî Nadîr yahudilerine gönderdi. Muhammed b. Mesleme oraya giderek Hz. Peygamber adına onlara şunları söyledi:
“Yaptığınız bu hainliklerden sonra artık bizimle aynı memlekette duramazsınız. Memleketimizden çıkmanız için size on günlük bir mühlet veriyoruz.”[4]
[1] Fethü’l-Bari VII/32 (İbn Merduye sahih bir senetle Ma’mer’den, o da Zühri’den); Bezü’l-Mechud IV/142(Ebu Davud’un Abdurrezzak tarikiyle Ma’mer’den uzun olarak rivayet ettiği kaydedilir. Ayrıca bu hadis Delail’de de rivayet edilmiştir).
[2] İbn Kesir, Tefsir IV/333 (Beyhaki’den, o da İbn Abbas’tan).
[3] İbn Kesir, Tefsir IV/333 (Beyhaki’den).
[4] Fethü’l-Bari VII/233 (İbn Sa’d’ın Tabaka’tından naklen).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/378-380.
İslami Okul Okulların En Önemlisi