Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ebubekir Sıddîk’in Hz - İslam Tarihi - 10. Sayfa

Ebubekir Sıddîk’in Hz. Peygamber’in Emri Doğrultusunda Üsâme’yi Göndermekte Israr Etmesi

 

Hz. Peygamber’in vefatı üzerine Araplardan bazıları dinden döndü. Buna rağmen halife Ebubekir, Üsâme’ye Hz. Peygamber’in emrettiği yere gitmesini söyledi. Böylece halk tekrar Cürüf’te toplanmaya başladı. Büreyde de sancağı alarak oraya götürdü. Bu durum ilk muhacirlere çok ağır geldi. Hz. Ömer, Osman, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Sa’d b. Ebî Vakkas ve Said b. Zeyd hep birlikte Hz. Ebubekir’e giderek

“Ey Allah’ın Rasûlü’nün Halifesi! Her tarafta Araplar dinden dönüyorlar. Sense orduyu gönderiyorsun. Onları ne ile yola getireceksin. Bu askerleri gönderme de mürtedlere karşı savaşsınlar. Bu ordu senin dinden dönenlerin göğüslerine atacağın okların olsun. İkincisi, biz Medine’ye bir saldırı olmasından korkuyoruz. Bizim çoluk-çocuğumuz ve kadınlarımız da oradadır. İslam yerleşinceye kadar Rumlarla savaşı ertelesen olmaz mı? Bu arada dinden dönenler de ya yola gelirler ya da kılıçla yok edilirler. Üsâme’yi ondan sonra gönderirsin. Bu suretle de bizler arkada bıraktıklarımızdan emin olarak Rumlarla karşılaşmaya gideriz” dediler.

Hz. Ebubekir bunları dinledikten sonra

“İçinizde daha başka birşey söylemek isteyen var mı?” diye sordu. Onlar da

“Hayır, söyleyeceklerimiz bu kadar” dediler. Bunun üzerine Hz. Ebubekir şöyle buyurdu:

“Nefsimi elinde tutana yemin ederim ki Medine’de yırtıcı hayvanlar tarafından parçalanacağımı bilsem yine de Hz. Peygamber’in emrini yerine getirir ve Üsâme’yi gönderirdim. Bundan asla vazgeçmeyeceğim. Hem kendisine gökten vahiy gelen Hz. Peygamber “Üsâme’nin ordusunu gönderiniz!” buyururken ben nasıl olur da ona karşı çıkabilirim. Ancak ondan Ömer’i bize bırakmasını isteyeceğim. Çünkü o benim yardımcımdır. Ama Üsâme’nin bunu kabul edip etmeyeceğini de henüz bilmiyorum. Yemin ederim ki kabul etmeyecek olursa onu bu konuda zorlamayacağım”.

Bu konuşmadan sonra sahabiler, Hz. Ebubekir’in Üsâme’yi gönderme konusunda taviz vermeyeceğini anladılar. Sonra Hz. Ebubekir yaya olarak Üsâme’nin evine gitti ve ondan Ömer’i Medine’de bırakmasını istedi. O da kabul etti. Bunun üzerine Hz. Ebubekir ona

“Ömer’i isteyerek, yani herhangi bir etki altında kalmaksızın mı bırakıyorsun?” diye sordu. Üsâme de

“Evet!” dedi. Bunun üzerine Hz. Ebubekir tellal çıkartarak şöyle bağırttı:

“Bu benim kesin emrimdir ki Hz. Peygamber’in hayatta iken göndermiş olduğu Üsâme ordusu hiç kimse geri kalmaksızın aynen yoluna devam edecektir. Birisi geri kalır da bana getirilecek olursa onu Üsâme ordusuna kadar yaya yürüme cezasına çarptıracağım!”.

Hz. Ebubekir daha sonra Üsâme’nin kumandanlığı hakkında ileri-geri şeyler söyleyen muhacirleri getirtti. Onları azarladı ve Üsâme’nin ordusuna katılmalarını emretti. Böylece içlerinden bir teki bile geri kalmaksızın hepsi orduya katıldılar. Hz. Ebubekir Cürüf’ten yola çıkmakta olan Üsâme ordusunu bir müddet takip ederek onları uğurladı. Ordu üçbin kişiden oluşup bin kadar da atları vardı. Ebubekir Sıddîk bir saat müddetle at üzerinde bulunan Üsâme’nin yanında yaya olarak yürüdü. Sonra da “Dininizi, görevinizi ve amellerinizin sonuçlarını Allah’a emanet ediyorum” dedi ve ekledi: “Bu görevi sana Allah’ın Rasûlü vermiştir. Üsame! Git Hz. Peygamber’in emirlerini yerine getir! Ben bu konuda sana emir vermeyeceğim gibi seni alıkoymayacağım da. Ben ancak Hz. Peygamber’in bir emrini yerine getirmeye çalışıyorum”. Böylece Üsâme hızlı bir şekilde yola devam ederek İslâm’dan dönen Cüheyne ve Kuzâa’nın diğer kabilelerini geçti ve Vâdi’l-Kurâ’da ordugah kurdu. Orada Benî Uzre’den Hureys isminde birini gözcü olarak çıkardı. Bu kişi Übnâ denilen yere varıncaya kadar gitti. Etrafı inceledi ve yolları iyice öğrenerek geri döndü. Üsâme ordusuyla Übnâ’dan iki günlük mesafede buluştu. Hemen Üsâme’ye çıktı ve halkın gaflet içerisinde olup ordunun gelişinden haberleri olmadığını söyledi. Ayrıca herhangi bir askerî hazırlıkta bulunmadıklarını da haber verdi. Bunun üzerine Üsâme onların toparlanmalarına fırsat vermemek için sür’atle hareket etti ve Rumları sabah saatlarında hazırlıksız olarak yakaladı.[1]


 

[1] İbn Asakir I/120 (Zühri tarikiyle Urve’den o da Üsame b. Zeyd’den); Kenz V/312 (İbn Asakir’in Vakidi tarikiyle Üsame’den rivayet ettiği kaydedilir); Fethü’l-Bari VIII/107 (Buna işaret edilmektedir).

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/415-416