Islam Tarihi - 149. Sayfa
Ebu Akîl’in Savaş Esnasında Ensara Seslenmesi
Yemame gününde ilk yara alan Ebu Akil el-Uneyfî idi. Ona bir ok atıldı. Ve ok tam iki omuzlarıyla, kalbi arasına isabet etti. Fakat öldürücü bir noktaya rastlamadı. Ok çıkarıldı, onun sol tarafı gevşedi. Bu hadise günün evvelinde oldu ve onu eşyalar ve çadırlarının yanına çektiler. Savaş kızışınca Müslümanlar kaçtılar. Eşyalarını geçtiler. Ebu Akil de yarasından dolayı zayıf bir durumdaydı. Ma’n b. Adiy’nin ensarı,
“Allah’tan korkunuz. Allah’tan korkunuz, düşmana dönün” diye çağırdığını duydu. Bunun üzerine ensar birbirlerine,
“Bir tarafa ayrılın” diye bağrıştılar ve teker teker ayrılıp bir araya toplandılar. Ma’n önlerine geçti. O sırada Ebu Akil de onlara katılmak istedi. Ona,
“Sende savaşacak güç kalmadı” dedim.
“Beni çağırıyorlar; görmüyor musun?” dedi. Ben de ona
“Ey ensar diyorlar, ey yaralılar demiyorlar” dedim. O da
“Ben ensardan olduğuma göre, sürünerek de olsa onlara katılmalıyım” dedi ve belini bağlayıp kalktı. Kılıcını sağ eline alarak,
“Ey ensar, Huneyn günündeki gibi dönün” diye bağırdı. Ensar ordunun önüne geçip düşmana korkunç bir saldırı yaptılar. Onları bahçenin duvarına kadar sürüp sıkıştırdılar. Bundan sonra iki taraf arasında yalın kılıç savaş başladı.
Bir ara Ebu Akil’i gördüm. Sol kolu omuzundan kopup yere düşmüştü. On dört yerinden yaralanmıştı ve hepsi de çok ağırdı. Bu sırada Allah’ın düşmanı Müseylime de öldürüldü. Ebu Akil’in yanına geldiğimde son ânını yaşıyordu.
“Ey Ebu Akil” diye seslendim. Peltek bir dille,
“Buyur” dedi ve hemen
“Kim galip geldi” dedi.
“Müjdeler olsun. Allah’ın düşmanı gebertildi” dedim. Bunun üzerine parmağını semaya doğru kaldırıp Allah’a hamdetti ve ruhunu teslim etti. Medine’ye döndükten sonra babama olanları anlattım. Babam, “O daima şehadet istiyordu. Ben onu tanıdığımdan beri o, Ashab’ın büyüklerinden ve ilk Müslümanlar’dan sayılırdı” dedi.[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi