Islam Tarihi - 160. Sayfa
Hz. Ali’nin Hayber Günündeki Kahramanlıkları ve Yahudi Mirhab’ı Öldürmesi
- Seleme b. Ekva şöyle anlatıyor: Benî Fezâre gazvesinden döndüğümüzde Medine’de ancak üç gün kaldık ve sonra da Hayber’e çıktık. Amcam Âmir de bizimle birlikte olup şu şiiri okuyordu:
“Allah’a yemin ederim ki, eğer sen olmasaydın biz hidâyete eremediğimiz gibi, ne namaz kılardık ve ne de zekat verirdik. Biz senin fazl ve kereminle zengin olduk. Rabb’imiz! Üzerimize bir sekînet indir; düşmanla karşılaştığımızda, ayaklarımızı kaydırma ve bize sebat ihsan eyle!..” Bunları işiten Hz. Peygamber,
“Bu şiirleri okuyan kimdir?” diye sordular.
“Âmir’dir ey Allah’ın Rasûlü!” dediler. Hz. Peygamber de ona,
“Rabb’in seni bağışlasın!” diye dua etti. Hz. Peygamber bu duayı kimin için etmişse o kesinlikle şehid düşüyordu. Devesinin üstünde gitmekte olan Hz. Ömer,
“O bize lazımdı; ey Allah’ım! Keşke Âmir’i bize bağışlasaydın!” dedi.
Hayber’e vardığımızda onların kahramanı Mirhab bizi karşıladı. Kılıcını yerlerde sürüyerek şöyle diyordu:
“Ben bütün Hayber’in tanıdığı Mirhab’ım. Silahlarımı kuşanıp savaş alanına atıldığımda alevlenen bir kahramanım”. Bunun üzerine amcam Âmir onun karşısına çıkarak şöyle dedi:
“Bütün bir Hayber biliyor ki ben de Âmir’im. Silahlandığımda bütün tehlikelere ve hatta ölüme bile gözümü kırpmadan atılan bir kahramanım”. Sonra Mirhab’la amcam birbirlerine saldırdılar. Mirhab kılıcıyla vurduysa da miğferine değdiğinden amcama bir şey yapamadı. Amcam Âmir de ona vuruyordu. Sonunda Mirhab’a vurmak istediği bir sırada kendi kılıcı ters dönerek onun şah damarını kesti ve böylece amcamın kan kaybından ölümüne neden oldu.
Bu olaydan sonra bazı kimseler,
“Âmir’in yaptıkları boşa gitmiştir; çünkü o kendi kendisini öldürdü!” dediler. Onları duydum ve ağlayarak Hz. Peygamber’e geldim. Hz. Peygamberbana niçin ağladığımı sordu. Ben de,
“Amcam Âmir’in yaptıkları boşa gitmiştir” dedim. Hz. Peygamber,
“Bunu kim çıkarıyor?” dediler. Ben,
“Ashabından bazı kişiler böyle söylüyorlar” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber,
“Onlar yalan söylüyorlar; bilakis Âmir için iki sevap vardır” buyurdular.
O gün Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
“Bu savaşta sancağı öyle bir kişiye vereceğim ki o hem Allah’ı ve hem de peygamberini seviyor”. Sonra Hz. Peygamber gözlerinden rahatsız olan Hz. Ali’yi çağırmam için beni yolladı. Gittim, Hz. Ali’nin elinden tutarak onu Hz. Peygamber’in yanına getirdim. Hz. Peygamber mübarek tükrüklerini onun gözlerine sürdü ve onlar iyileşti. Hz. Peygamber sancağı ona verdiler.
Sonra Mirhab yeniden çıktı ve yine,
“Ben bütün bir Hayber’in tanıdığı Mirhab’ım. Silahlarımı kuşanıp savaş alanına atıldığımda alevlenen bir kahramanım” şiirini okudu. Bu kez onun karşısına Hz. Ali çıktı ve o da şu şiiri okudu: “Ben, annesinin kendisine Haydar (Arslan) ismini verdiği kişiyim. Ben düşmanlarını dehşet içerisinde bırakan ormanların arslanı gibiyim. Sizleri kılıcımla biçip geçeceğim” Bu şiirlerin okunduğundan sonra birbirlerine saldırdılar. Hz. Ali, Mirhab’ın kafasına bir kılıç indirdi ve onu ikiye biçti. Böylece Hayber’in fethi de gerçekleşmiş oldu.[1]
- Ebu Râfi şöyle anlatıyor: “Hz. Ali ile birlikte Hayber’e gittik. Hz. Peygamber sancağını ona vermişti. Kaleye yaklaştığımızda içerdekiler çıkarak bizimle savaşa tutuştular. Bu sırada yahudilerden biri Hz. Ali’ye vurarak onun kalkanını düşürdü. Bunun üzerine Hz. Ali kalenin kapısını yerinden söküp kendine kalkan yaptı ve kale fethedilinceye kadar da onu elinden bırakmadı. Daha sonra ben yedi kişiyle birlikte onu yerden kaldırmaya çalıştıysam da beceremedim.[2]
- Hayber’in fethi günü Hz. Ali kalenin kapısını havaya kaldırdı. Müslümanlar da onun üzerine çıkarak kaleyi fethettiler. Fetihten sonra kırk kişi onu kaldırmak istedilerse de güçleri yetmedi.[3]
- Hayber’in fethi sırasında Hz. Ali kalenin kapısını havaya kaldırdı. Fetih de onun üstüne çıkan Müslümanlar’la gerçekleşti. Olaydan sonra kaldırılmak istendiyse de ancak kırk kişi kaldırabildi.[4]
[1] Bidaye, IV/187 (Müslim ve Beyhaki’den. Bu metin Beyhaki’ye aittir; İmam Ahmed’in Hz. Ali’den rivayetine göre o “Mihrab’ı öldümdüğünde başını Hz. Peygamber’e getirdim” demektedir; Musa b. Ukbe’nin Zühri’den rivayet ettiğine göreyse Mihrab’ı öldüren Muhammed b. Mesleme’dir. Muhammed b. İshak ve Vakidi’nin Cabir’den ve başkalarından yaptıkları rivayet de Mihrab’ı Muhammed b. Mesleme’nin öldürdüğü şeklindedir).
[2] Bidaye, IV/189 (İbn İshak’dan, o da akrabaları aracılığıyla Hz. Peygamber’in azatlısı Ebu Rafi’den. Bu rivayette bilinmeyen bir ravi ve açık bir de ınkıta’ vardır).
[3] Bidaye, IV/189 (Beyhaki ve Hakim, Ebu Ca’fer el-Bakır tarikiyle Hz. Cabir’den. Bu hadiste zayıflık vardır. Bunun gibi yine Cabir’den gelen zayıf hadis de şöyledir: “Kapı yerine takılmak istendiğinde yerden kaldırılması için yetmiş kişi gerekti”).
[4] Kenz, V/44 (Hasendir denilerek İbn Ebi Şeybe’den, o da Cabir b. Semüre’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/8-10
İslami Okul Okulların En Önemlisi