Muaz B - İslam Tarihi - 172. Sayfa
Muaz b. Amr b. Cemuh ile Muaz b. Afra’nın Kahramanlıkları ve Bu İkisinin Bedir Gününde Ebu Cehil’i Öldürmeleri
- Abdurrahman b. Avf şöyle anlatıyor: Bedir gününde diğer Müslümanlarla birlikte saflarda yerimi almış, etrafıma bakınıyordum. Bu esnada gözüme Ensar’dan iki genç ilişti. Ben içimden,
“Keşke bu iki gençten daha kuvvetli olabilseydim” diye temenni ederken, onlardan biri bana dönüp,
“Ey amca! Sen Ebu Cehil’i tanıyor musun?” diye sordu. Ben de,
“Evet, tanıyorum. Ne yapacaksın?” dedim. Bunun üzerine o genç,
“Duyduğuma göre o herif Hz. Peygamber’e küfrediyormuş. Nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bulduğum takdirde ikimizden biri ölmedikçe onu bırakmayacağım” diye cevap verdi. Ben bu gencin sözlerine ve cesaretine şaşıyorken, ikincisi de onun söylediklerini tekrarladı. Biraz sonra Kureyş safları arasında gidip gelmekte olan Eba Cehil’i gördüm ve o iki gence dönüp onu göstererek,
“Şu adamı görüyor musunuz? Bana sormuş olduğunuz kişi işte odur!” dedim.
Sonra bu ikisi Ebu Cehil’e doğru koştular. Kılıçlarını çekip öldürünceye dek ona vurdular Daha sonra da dönüp bu yaptıklarını Hz. Peygamber’e haber verdiler. Hz. Peygamber,
“Onu hanginiz öldürdü?” buyurunca ikisi de,
“Ben öldürdüm” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber,
“Peki, kılıçlarınızı sildiniz mi?” diye sordu. Onlar da,
“Hayır” dediler. Böylece Hz. Peygamber her iki kılıcı da muayene ederek,
“Onu ikiniz birden öldürmüşsünüz!” buyurdu. Hz. Peygamber, Ebu Cehil’in ele geçirilen silahlarını, atını ve malzemelerini bu iki gence verdi. Bunlar Muaz b. Amr b. Cemuh ile Muaz b. Afra idiler.[1]
- Abdurrahman b. Avf şöyle anlatıyor: Bedir günü savaş saflarında iki genç arasına düşmüştüm. Bu yüzden de kendimi emniyette hissedemiyordum. Ben bu duygular içerisindeyken onlardan biri:
“Ey amca! Bana Ebu Cehil’i gösterebilir misin?” dedi. Ona,
“Yeğenim!.. Ebu Cehil’i ne yapacaksın?” diye sordum. O da,
“Allah’a söz verdim; yakaladığım yerde onu öldüreceğim ya da o beni öldürür” dedi. diğer tarafımdaki genç de aynı şeyleri söyledi. Bunun üzerine böyle iki genç arasında yer almak beni o kadar sevindirdi ki tarif edemem. Onlara Ebu Cehil’i gösterdim. Birer şahin gibi üzerine çullanarak onu öldürdüler. Bu iki kişi Afra’nın oğulları idiler.[2]
- Benî Selime’den Muaz b. Amr b. Cemuh şöyle anlatıyor: Bedir günü Ebu Cehil adeta bir insan ormanıyla çevrilmişti. Bu yüzden de halk,
“Kimse Ebu’l-Hakem’e (Ebu Cehil’e) ulaşamaz!” diyorlardı. Bunu duyduktan sonra her ne pahasına olursa olsun onu öldürmeyi kafama koydum. Ona doğru ilerlemeye başladım ve bulduğum ilk fırsatta saldırdım. Bir darbede bacağıyla birlikte ayağını koparıverdim. Allah’a yemin ederim ki kopup fırlayan ayağı kırmataşı altından kayıp sıçrayan hurma çekirdeğine benziyordu. O sırada onun oğlu İkrime de bana saldırarak omuzuma bir darbe indirdi. Kılıç, kolumu omuzlarımdan ayırdı ve o ince bir deri parçasıyla asılı kaldı. Ben bu halimle bile akşama kadar savaşmaya devam ettim. Bu arada da beni çok rahatsız eden kolumu, ayağımla elimin üzerine basmak suretiyle kopardım.[3]
İslami Okul Okulların En Önemlisi