Ashâbın Tebük Savaşında İnfakta Bulunmaları - 7. Sayfa
Ashâbın Tebük Savaşında İnfakta Bulunmaları
- Hz. Peygamber müslümanları cihada teşvik edip onlara sadaka vermelerini emretti. Müslümanlar güçleri yettiğince infakta bulundular. Ancak ilk sadakayı getiren Ebubekir Sıddîk olmuştur. O tüm malı olan dörtbin dirhemi verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona ailesi için birşey bırakıp bırakmadığını sordu. O da
“Allah ve Rasûlünü bıraktım!” dedi. Daha sonra da Hz. Ömer malının yarısını getirdi. Hz. Peygamber ona da “Ailene birşey bıraktın mı?” diye sordu. O ise
“Evet, malımın yarısını getirdim; diğer yarısını ise onlara bıraktım” dedi. Sonra Hz. Ebubekir’in malının tamamını getirdiğini işitince de
“Onunla yarıştığımız bütün hayır işlerinde o beni geçmiştir” dedi. Abbas b. Abdulmuttalib ile Talhâ b. Ubeydillah da sadakalarını getirdiler. Bunlardan sonra da Abdurrahman b. Avf ikiyüz ukiyye verdi. Sa’d b. Übâde ile Muhammed bin Mesleme de Hz. Peygamber’e mal getirdiler. Âsım b. Adiyy doksan deve yükü hurma getirdi. Hz. Osman ise ordunun üçte birisini teçhiz eyledi. Bu şekilde Hz. Osman herkesten fazla infakta bulunmuş oldu. Hatta onun yardımından sonra ordunun hiç bir ihtiyacı kalmamıştır denilse yalan olmazdı. Çünkü çuval dikmek için kullanılan çuvaldız ve biz’lere varıncaya kadar temin etmişti. O gün Hz. Peygamber onun hakkında şöyle demişti:
“Osman bundan sonra ne yapsa kendisine zarar vermez”.
Hz. Peygamber müslümanların zenginlerini hayra ve iyiliğe teşvik ettiler. Onlar da bu hususta yalnızca Allah’ın rızasını gözettiler. Bunların dışında durumu en zayıf olanları bile bir deve getiriyor; bunu iki kişiye vererek
“Bu ikinize aittir; artık nöbetleşe binersiniz” diyorlardı. Bazıları da bir fakirin tüm masraflarını kendi üzerine alıyordu. Hatta kadınlar bile güçleri oranında bu hayır yarışında yerlerini alıyorlardı. Bakınız bu hususta Ümmü Sinan el-Eslemiyye neler anlatıyor:
“Hz. Âişe’nin evinde, Hz. Peygamber’in önüne serilmiş bir yaygı gördüm. Üzeri müslüman kadınların bu gazve için hediye etmiş oldukları eşyalarla doluydu. Bunlar arasında fildişinden ve altından yapılmış bilezikler, halhallar, küpeler ve yüzükler görülüyordu. Halbuki halk o sıralarda büyük bir sıkıntı içerisindeydi. Çünkü mevsim henüz meyvelerin yetişme mevsimiydi. Hava çok sıcak olup halk gölgeliklerden çıkmak istemiyordu. İnsanlar bu savaşa yanaşmıyor ve buna cân u gönülden razı olamıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber işe el koydu ve meseleye ciddiyetle eğildi. Ordugahını Seniyyetü’l-Vedâ denilen yere kurdurdu. Halk isimlerinin yazılamayacağı kadar çoktu. Bu yüzden de yazmak mümkün olmadı. Eğer haklarında vahiy inmesi korkusu olmasaydı birçok kişinin kaçıp gizlenmesi oldukça kolaydı”.
Hz. Peygamber bütün hazırlıkları tamamlayıp ordusuyla birlikte yola çıktılar. Sibâ’ b. Urfuta el-Gıfârî’yi (Bir rivâyete göre de Muhanımed b. Mesleme’yi) de Medine’de vekil olarak bıraktılar. Hz. Peygamber yola çıkmadan önce müslümanlara
“Yanınıza çok sayıda ayakkabı alınız; çünkü insan ayağında ayakkabı olduğu sürece yaya sayılmaz” buyurdular. Ordu yola çıktığı zaman Abdullah b. Übeyy ile diğer münafıklar ayrılarak gitmekten vazgeçtiler. Abdullah b. Übeyy reisleri olduğu münafıklara
“Muhammed bu sıkıntılı haliyle uzun bir yolculuğu göze alarak Rumlarla savaşmaya gidiyor. O altından kalkamayacağı birşeye kalkışıyor. Muhammed galiba onlarla savaşmayı bir oyun zannediyor. Yemin ederim ki Muhammed’in ve adamlarının esir alınıp iplerle bağlandığını görür gibi oluyorum” dedi.
Münafıklar bunları müslümanların morallerini bozup onları gevşekliğe sevketmek için söylüyorlardı. Hz. Peygamber, Seniyyetü’l-Vedâ’dan Tebük’e doğru hareket edildiğinde bayraklar ve sancaklar bağlattı. En büyük sancağı Ebubekir Sıddîk’a, en büyük bayrağı ise Zübeyr b. Avvam’a verdi. Evs kabilesinin sancağını Üseyd b. Hudayr’a, Hazrec’inkini ise Ebu Dücâne’ye (Başka bir rivâyette de Hübab b. Münzir’e) verdi. (Allah hepsinden razı olsun). Ordunun mevcudu otuzbinkişiydi. Beraberlerinde de onbin at vardı. Ensar’ın her bir ailesi için bir bayrak ve bir sancak bağlanmasını emretti. Ayrıca diğer Arap kabilelerinin de birer bayrak ve sancakları vardı.[1]
İslami Okul Okulların En Önemlisi