Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Islam Tarihi - 30. Sayfa

Hz. Ebubekir’in, Hz. Ömer’i Seçtiğine Dair Vasiyetnamesi

 

- “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!..

Bu, Ebubekir b. Ebu Kuhafe’nin dünyadaki son zamanında ahiretin ilk zamanında yazdığı vasiyettir. Bu zaman öyle bir zamandır ki, kâfir onda imana gelir, facir bir kimse yakine sahip olur, yalancı doğru söyler!..

Sizin üzerinize benden sonra Ömer b. Hattab’ı halife seçtim. Onun sözünü dinleyiniz, ona itaat ediniz. Çünkü ben Allah için, rasûlü için, dini için, nefsim için, sizin için hayrı seçmekte zerre kadar kusur etmedim. Gücüm yettiği kadar araştırma yaptım. Eğer Ömer adalet yaparsa benim onun hakkındaki zannım budur. Onun hakkında bildiğim de budur. Eğer değiştirirse, zulüm yaparsa her kişi kazancıyla karşı karşıyadır. Ben hayrı irade ettim, gaybı bilmem!” dedikten sonra Şuara: 26/227. ayetini okudu. “Selâm ve Allah’ın rahmeti sizin üzerinize olsun” dedi.

Sonra bu vasiyetin mühürlenmesini emretti. Bazı rivayetlere göre, Hz. Ebubekir bu vasiyetin baş kısmını imla ettirdiğinde, daha kimsenin ismi yazılmamışken halife baygınlık geçirdi. Hz. Osman,

“Ben sizin üzerinize Ömer b. Hattab’ı halife seçtim” ibaresini kendiliğinden yazmıştır. Sonra Hz. Ebubekir ayıldı ve Osman’a,

“Yazdığını bana oku” dedi. Osman, Ömer’in adını okuyunca Hz. Ebubekir tekbir getirdi ve

“Herhalde sen, Müslümanlar ihtilafa düşmesin diye aceleyle Ömer’in adını yazdın. Allah senden razı olsun. Vallahi sen de hilafete ehilsin” dedikten sonra vasiyeti mühürledi. Sonra Hz. Osman’a emretti. Mektup mühürlü olarak elinde olduğu halde dışarı çıktı. Beraberinde Ömer b. Hattab, Useyd b. Hudayr’da vardı. Hz. Osman halka,

“Bu mektupta ismi yazılı olan kişiye biat eder misiniz?” diye sordu. Halk,

“Evet, ederiz” dediler. İbn Sa’d’ın rivayetine göre, birisi -Hz.Ali-, “Biz orada ismi yazılan kişiyi biliyoruz. O Ömer’dir” dedi. Böylece hepsi de Ömer’in halifeliğini kabul ettiler, razı oldular. Sonra Hz. Ebubekir, Ömer’i yalnız olarak huzuruna aldı. Daha önce yaptığı vasiyetleri yeniden tekrarladı. Sonra Ömer, Ebubekir’in huzurundan çıktı. Ebubekir ellerini göklere uzatarak;

“Ey Allah’ım! Ben bununla ancak salahı kastettim. Bunların aleyhinde doğacak fitneden korktum. Benden daha iyi bildiğin şeylerle, ben onlar hakkında böyle yaptım. Var kuvvetimle çalıştım, bu şekilde iyi gördüm. Onların hayırlısını kendilerine baş seçtim. Halifelik işinde onlardan daha kuvvetli olanı seçtim. Onları irşad edecek noktalara daha güçlü olan zatı seçtim. Artık son zamanlarımı yaşıyorum. Benden sonra sen onlara sahip ol ve onları tehlikelerden koru. Onlar senin kullarındır ve perçemleri senin elindedir. İdarecilerini onlar için ıslah eyle, onları peygamber ile salih kullarının yoluna uyan raşid halifelerden eyle ve ümmeti de idarecilere tâbi kıl” diye dua etti.[1]

- Hz. Ebubekir ağırlaştığı zaman, halkı topladı. Onlara,

“Gördüğünüz gibi ben hastayım. Ölümüm yaklaşmıştır. Artık Allah bana yaptığınız biattan sizi serbest kılmış, üzerinizdeki bağı çözmüş ve bu işi tekrar size vermiştir. istediğiniz kişiyi kendinize emir seçiniz. Eğer ben hayattayken emirinizi seçerseniz bu, benden sonra ihtilaf etmenizden daha uygun olur!” dedi. Bunun üzerine onlar kendi aralarından birini seçmeye karar verdilerse de, herhangi bir kişi üzerine anlaşmaya varamadılar. Gelip Hz. Ebubekir’e,

“Ey Allah rasûlünün halifesi! Sen bizim için seç!” dediler. Hz. Ebubekir,

“Ben bunu yaparsam ihtilafa düşersiniz” dedi. Onlar buna,

“Hayır” dediler. Ebubekir,

“O halde, seçeceğim adama razı olacağınıza söz veriyor musunuz?” dedi. Onlar,

“Evet, veririz” dediler. Ebubekir,

“O halde bana mühlet veriniz. Allah için, Allah’ın dini için, kulları için ben biraz tetkikat yapayım, bakayım” dedi. Böylece Ebubekir, Osman’ı huzuruna çağırdı.

“Bana bir kişi göster, Allah’a yemin ederim ki, sen benim yanımda güvenilir bir kimsesin” dedi. Hz. Osman,

“Ömer’i seç!” dedi. Halife,

“O halde yaz!” dedi. O da ahidnameyi yazdı. İsme gelince Ebubekir baygınlık geçirdi. Ayıldıktan sonra Ömer’in adını yazdırdı.[2]


 

[1] Kenz, III/145

[2] İbn Asakir ve Seyf

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/76-77.