Şura’nın Ehil Olanlara Bırakılması, Hz - İslam Tarihi - 34. Sayfa
Şura’nın Ehil Olanlara Bırakılması, Hz. Ömer’in Öldürülmesi, Halife Seçiminin Altı Kişiye Bırakılması ve İbn Abbas’ın Hz. Ömer’i Övmesi
- Ebû Lû’lû, iki hançer darbesi vurarak, Hz. Ömer’i öldürmüştü. Hz. Ömer,
“Halka karşı bilmeden bir kusur mu işledim ki, beni vurdular” diye düşündü ve İbn Abbas’ı çağırarak,
“Acaba bu, bir takım kimseler tarafından düzenlenmiş bir suikast midir? Bunun sebebini öğrenmek istiyorum” diyerek inceleme yapmasını istedi. Çünkü Ömer, İbn Abbas’ı sever ve güvenirdi.
İbn Abbas çıktı. Hangi cemaatin yanından geçtiyse onların ağladıklarını gördü. Hz. Ömer’e gelerek,
“Hangi cemaatin yanından geçtiysem, ey emîre’l-mü’minîn, ağladıklarını gördüm. Sanki onlar bugün ilk çocuklarını kaybetmişlerdir” dedi. Hz. Ömer,
“O halde, beni kim vurdu?” dedi. İbn Abbas,
“Seni mecûsi olan Ebu Lû’lû vurdu” dedi. Bu söz üzerine baktım ki Ömer’in yüzünü gülücükler kapladı, sevindi ve “Hamd o Allah’a ki, beni Lâ ilahe illallah diyen bir kimsenin eliyle öldürmedi. Ben size, “Esir düşen Acem kâfirlerinden kimseyi Medine’ye getirmeyiniz” demiştim. Fakat beni dinlemediniz” dedikten sonra, “Benim kardeşlerimi bana çağırınız!” dedi.
‘Kardeşlerin kimlerdir?” dediler.
“Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebî Vakkas’tır!” dedi. Böylece onlara haber gönderildi. Hz. Ömer başını kucağıma koydu. Onlar geldiklerinde,
“İşte geldiler” dedim. Bunun üzerine,
“Ben halifelik konusunda düşündüm. Sizi halkın başı ve önderleri olarak görüyorum. Bu iş ancak sizin aranızda olur. Siz doğru oldukça halkın durumu da iyi olur. Eğer bir ihtilaf olursa, mutlaka sizin aranızda olacaktır!” dedi.
Hz. Ömer’in ihtilaf ve şikaktan bahsettiğini işittiğimde, zannettim ki bu ihtilaf olacaktır. Zira Ömer’in dedikleri çok zaman çıkardı. Sonra çok kan zayi etti. Onlar aralarında fısıltı şeklinde konuştular. Aralarındaki bir kişiye biat ettiklerini sandım. Onlara,
“Müminlerin emiri daha sağdır. İki halife bir arada olmaz” dedim. O sırada Hz. Ömer,
“Beni kaldırınız” dedi. Hz. Ömer’i kaldırdık. Hz. Ömer onlara hitaben:
“Üç gün aranızda istişare ediniz. Bu zaman zarfında halka Suheyb namaz kıldırsın!” dedi. Onlar,
“Biz kiminle istişare edelim? Ey müminlerin emiri!” deyince Hz. Ömer,
“Muhacirlerle, ensarla ve Medine’de bulunan ordu kumandanlarıyla” dedi. Sonra Hz. Ömer süt istedi. Onu içti. Süt olduğu gibi iki yaradan da çıktı. Ömer bu durumu görünce öleceğini anlayarak,
“Şu anda eğer bütün dünya benim olsaydı kıyamet dehşetini görmemek için hepsini fidye olarak verirdim” dedi. Ben de,
“Sen o kimse değil misin ki, Hz. Peygamber İslâm’ı seninle güçlendirmesi için Allah’a dua etti. İslâm, Hz. Peygamber ve ashabı senin Müslüman olmanla serbestliğe kavuştular. Sen hicret ederken, senin hicretin Müslümanlar için bir fetih oldu. Hz. Peygamber’in yaptığı hiç bir savaştan geri kalmadın. Hz. Peygamber senden hoşnut olarak vefat etti. Sonra halifesine vezirlik yaptın. Hiç durmadan gayret gösterdin. Her tarafa savaş açtın. Öyle ki insanların hepsi -isteyerek ve istemeyerek- İslâm’a girdiler. Hz. Peygamber’in halifesi de senden hoşnut olarak vefat etti. Sonra onun yerine geçtin. Senin sayende şehirler kuruldu, devletin geliri çoğaldı. İslâm düşmanları güçlerini kaybettiler. Müslümanlar bolluk ve refaha kavuştu. Sonunda Allah Teâlâ sana şehidlik nasip etti. Ne mutlu sana” dedim. Bu övgüler karşısında,
“Vallahi sizin sözlerinize aldanan mağrur olur” dedi. Sonra,
“Kıyamet günü sen bana şahitlik eder misin?” diye sordu. Ben de,
“Evet, şahitlik ederim” dedim. Bunun üzerine,
“Allah’ım, hamd ancak sana mahsustur” dedikten sonra, “Başımı yere koy” dedi. Ben de başını oyluğumun üstünden bacağımın üstüne koydum. Bana
“Yüzümü toprağa koy” dedi ve başını bacağımın üstünden yavaşça çekerek, sakal ve yanağı toprağa değdikten sonra kendikendine,
“Ey Ömer, eğer Allah seni bağışlamazsa, senin ve annenin vay haline” dedi. Biraz sonra da vefat etti. Hz. Ömer vefat edince şura üyeleri Ömer’in oğlu Abdullah’a haber gönderdiler. O da,
“Siz babamın emrettiği gibi, muhacir, ensar ve kumandanlarla istişare etmezseniz, ben sizin aranıza katılmayacağım” diye haber gönderdi.
Rivayete göre Hasan’a, Hz. Ömer’in ölüm anında yaptıkları ve ahiretten korktuğu nakledilince, Hasan,
“İşte mü’min böyle olur. Hem salih amel yapar, hem de korkar. Münafık ise, hem salih amel işlemez, hem de korkmaz. Allah’a yemin ederim ki, Ömer gibi, iyilik yaptıkça Allah’tan korkusu çoğalan bir kimse geçmediği gibi gelecekte de onun gibisi gelmeyecektir” demiştir.[1]
[1] Heysemi, IX/76 (Tabarani’den)
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 2/79-80.
İslami Okul Okulların En Önemlisi